12. Ceza Dairesi 2016/12211 E. , 2017/10611 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : CMK"nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanması ile TCK"nın 179/3 delaletiyle 179/2, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mahkemece 21.06.2012 tarihinde sanık hakkında TCK"nın 179/3-2,62 maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezasından ibaret mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu kararın 19.07.2012 tarihinde kesinleştiği, denetim süresi içinde sanığın yeniden kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından sanık hakkında hırsızlık suçundan 11 ay 20 gün hapis cezasına hükmolunduğu, bu ikinci suçtan kurulan mahkumiyet hükmünün suç tarihinin 23.02.2013 olduğunun anlaşıldığı, bunun üzerine mahkemece ilk hükme yönelik dosya yeniden ele alınarak, hükmün açıklanmasına dair kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
146 promil alkollü olan sanığın idaresindeki araç ile ana yoldan seyirle yan yola girmek istemesi sırasında, aracının direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde aracında yolcu olarak bulunan mağdur ..."ın nitelikli şekilde yaralanmasına tam kusuru ile sebebiyet verdiği olayda, nitelikli şekilde yaralanan mağdurun sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi üzerine, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ek savunma hakkı verilmek suretiyle sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 146 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ile aynı zamanda taksirle yaralama suçlarının oluştuğu, zarar suçunun oluştuğu ahvalde ayrıca tehlike suçundan cezalandırma imkanının bulunmadığı, bilinçli taksir halinde TCK’nın 89/1. maddesi kapsamındaki yaralanmanın şikayete tabi olmasına rağmen 89/2. maddesi kapsamındaki yaralanmanın aynı Kanunun 89/5. maddesi uyarınca şikayete tabi olmadığı, ancak uzlaşma kapsamında bulunduğu, her iki suçun birlikte işlendiği hallerde sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken suçlar için Kanun"da öngörülen cezaların ağırlığı değil, zarar-tehlike suçu kriterinin esas alınması gerektiği, somut olayda tarafların uzlaşmak istediklerini beyan etmelerine karşın uzlaşma işleminin hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında gerçekleştirilmediği anlaşılmakla, uzlaşma prosedürü uygulanarak sanık ile mağdurun uzlaşmasının mümkün olması halinde sadece trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden hüküm kurulması, uzlaşmanın mümkün olmaması halinde ise bilinçli taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi;
Kabul ve uygulamaya göre de;
1- 5271 sayılı Kanununun 231. maddesinin 11. fıkrasında, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkemece hükmün açıklanacağı belirtilmiş olup, bu iki halin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibarettir. Bu iki şarttan birine aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece, uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere önceki hükümde bir değişiklik yapılmayacağından, yeniden kurulan hükümde önceden verilen hükmün infazını sağlamaya yöneliktir. Yeniden hüküm verilmesi ise yalnızca sanığın “kendisine yüklenen yükümlülüklerin yerine getirilememesi" halinde mümkündür. Bu şart gerçekleştiğinde, sanığa yeni bir imkan sağlamayı düşünen yasa koyucu, yükümlülüğün yerine getirilememesi haline münhasır olarak mahkemeye, sanığın durumunun değerlendirilmesi suretiyle, cezanın kısmen infazına yada önceki hükümde yasal zorunluluk nedeniyle tartışılamayan erteleme veya seçenek yaptırımlara çevirme kurumlarının değerlendirilmesi suretiyle yeniden hüküm kurması imkanını sağlamıştır. Bu son halde dahi mahkeme, sübut ve nitelendirmenin değiştirilmesi veya önceki uygulamadan dönme yönünden bir imkâna sahip olmamakta, yalnızca önceki hükmün varlığı kabul edilerek, belirli bir kısmının infaz edilmemesi ya da önceki hükümde değerlendirilemeyen TCK’nın 50 veya 51. maddelerinin uygulanması yetkisine sahip olabilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Antalya 5. Sulh Ceza Mahkemesince, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 179/3-2, 62. maddesi gereğince neticeten 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231/5. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tâbi tutulmasına karar verilmiş, sanığın denetim süresi içinde işlediği hırsızlık suçundan Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün 01.03.2014 tarihinde kesinleşmesi üzerine, mahkemesine hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının değerlendirilmesi için yapılan ihbar üzerine, dosya yeniden ele alınarak önceki hüküm açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 179/3-2, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,
2- Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin hüküm fıkrasında, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarı gerekirken infaz yetkisini kısıtlar biçimde, taksitlerden birisinin süresinde ödenmemesi halinde geriye kalan kısmın tamamının tahsil edilmesine, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 21/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.