3. Hukuk Dairesi 2014/20286 E. , 2014/17153 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ÜNYE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/02/2007
NUMARASI : 2005/65-2007/140
Taraflar arasında görülen tapu iptal tescil davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı-k.davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, H. ile M.. M.. mirasçısı olduğunu, H.. M.."nun 10.03.2001 tarihinde, M.. M.."nun ise 20.04.2004 tarihinde vefat ettiklerini; muris M.. M.."nun, 20.09.2001 tarihinde düzenlediği ölünceye kadar bakma akdi ve vasiyetname ile gerek eşi H.. M..ya ait gerekse kendi adına kayıtlı taşınmazlardaki hak ve hisselerini davacıya verdiğini; ancak, davalının, ölünceye kadar bakma akdi ve vasiyetnameye rağmen, veraset ilamına göre tapuda intikal işlemlerini yaptırdığını belirterek, ölünceye kadar bakma akdi ve vasiyetname uyarınca tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında ve karşı davasında; muris M.. M.."nun ölünceye kadar bakma akdini ve vasiyetnameyi tanzim ettiği tarihte fiil ehliyetine haiz olmadığını iddia ederek, davanın reddine karar verilmesini; ölünceye kadar bakma akdinin ise, muris M.. M.."nun akdin yapıldığı 20.09.2001 tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmesini talep etmiş.
Birleşen davada ise; 20.09.2001 tarihli vasiyetnamenin, düzenlendiği tarihte murisin fiil ehliyetine haiz olmadığı gerekçesiyle, iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; Adli Tıp Kurumu 4.İhtisas Kurulundan alınan 09.10.2006 tarihli raporla, murisin, vasiyetnamenin ve ölünceye kadar bakma akdinin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetine haiz olmadığının belirtildiği gerekçesiyle; davacının, açtığı tapu iptal ve tescil davasının reddine; karşı dava ile birleşen davanın ise kabulü ile davaya konu ölünceye kadar bakma akdi ve vasiyetnamenin iptaline karar verilmiş; hüküm, davacı-k.davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; davalının muris M.. M.."nun çocuğu olmadığını, mirasçı sıfatına haiz olmadığını, bu konuda dava dışı H.. B.. tarafından Ünye 1.Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2007/98 sayılı dosyası ile davalı aleyhine nesep tashihi davası açıldığını, davanın neticesinin beklenmesini talep etmiştir.
Ünye 1.Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2010/164 esas sayılı dosyasında; Davacı H.. B.., davalı K.. M.."nun mirasbırakanları H. ve M.. M.."nun çocuğu olmadığını, gerçekte Ordu ili, Ünye ilçesi, T.. Kasabası cilt no:.., hane no:.."de nüfusa kayıtlı bulunan H.. Y.. ve gayri resmi eşi A.."nin çocuğu olduğunu, nüfus kayıtlarının gerçek duruma uygun şekilde düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiş: mahkemece, davalı K.."nin mirasbırakan H.. ve M. M."nun çocuğu olmadığı kanaatine varılarak, bu kişilerin nüfus kaydından çıkartılmasına karar verilmiş; ancak, davalının H. ve A."nin çocuğu olduğuna dair kesin kanaat oluşmadığından bu kişilerin nüfus kaydına tesciline yönelik talebin reddi ile davalının Ordu ili, İ... köyünün son hanesinde nüfusa tesciline karar verilmiş, hükmün davalı Kadriye tarafından temyizi üzerine 2.Hukuk Dairesinin 24.06.2013 tarih ve 2012/24642 E-2013/17622 K.sayılı ilamı ile “davalı K.."nin mirasbırakanlar M.. ve H.."nin nüfus kaydından çıkartılmasına yönelik verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı; ancak, davacının, davalı K.."nin annesinin A.. olduğunun tespiti ile anne adının “A...” olarak düzeltilmesine yönelik talebi 5490 sayılı yasanın 36.maddesinden kaynaklı nüfus kayıt düzeltilmesine ilişkin, davalının babası olduğu iddia edilen H.."in hanesine kaydına ilişkin talebi ise babalığa ilişkin olduğu; Türk Medeni Kanunun 301.maddesi gereğince babalık davasını açabilecek şahısların sınırlı şekilde sayıldığı,davacının bu kişiler içerisinde sayılmadığı; bu nedenle, davacının, babalık davası açma hakkının bulunmadığı, gerek babalık davası gerekse nüfusta anne adının düzeltilmesine ilişkin talepte bulunma hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu; davacının, davalı K.."nin babası olduğu iddia edilen H..n"in hanesine tesciline ve anne adının A.. olarak düzeltilmesine yönelik talepleri hakkında davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından usulden ret kararı verilmesi gerekirken bu yön nazara alınmadan davanın esası ile ilgili yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz görülerek,bozma kararı verilmiş ve mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle hüküm 11.07.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemenin, taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.
Taraf sıfatı, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan; taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.
Taraf sıfatına gelince, bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceğinden sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir (Kuru, Baki-Arslan, Ramazan-Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 1995, 7. baskı, s. 231).
Somut olayda, Ünye 1.Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2010/164-313 sayılı dosyasında görülüp karara bağlanan nesep tashihi davasında davalı Kadriye Muslu"nun mirasbırakan H.. ve M. M."nun çocuğu olmadığı kanaatine varılarak bu kişilerin nüfus kaydından çıkartılmasına dair verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Bu durumda, mahkemece; iş bu dosyada davalı Kadriye"nin açtığı davalar ve aleyhine açılan davalar yönünden taraf sıfatına haiz olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.