Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2014/20262
Karar No: 2014/17137
Karar Tarihi: 24.12.2014

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2014/20262 Esas 2014/17137 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2014/20262 E.  ,  2014/17137 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : ADANA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    TARİHİ : 03/12/2013
    NUMARASI : 2011/7-2013/712

    Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekilleri ile fer"i müdahil M.. R.. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
    Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkillerinin murisi M..a D.."in tarla işçisi olup, tarladan topladığı soğanları kamyona yüklediği sırada davalıya ait elektrik direğinin olması gerekenden çok kısa olması nedeniyle, tellere temas ederek akıma kapıldığı ve vefat ettiğini iddia ederek, davacılardan her biri lehine 500"er TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 20.000"er TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacıların murisinin kamyon seyir halinde iken şoför mahallinin üstüne oturması nedeniyle tellere temas ettiğini bu nedenle müvekkiline izafe edilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, ayrıca davaya konu elektrik hattının özel trafolu abonelere ait bir hat olduğundan sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
    Mahkemece; maddi tazminat davasının kabulü ile, davacı A.. D.. yönünden 12.571,20 TL ile davacı S.. D.. için 29,066,88 TL destek tazminat ile, davacı A.. D.. yönünden 5000,00 TL manevi tazminatın, Davacı S.. D.. yönünden 10.000 TL manevi tazminatın 01/07/2008 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri ile davada davalı yanında fer"i müdahil olan M.. R.. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair, davalı .... EDAŞ ve yanında davada fer"i müdahil olan M.. R.. vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
    1-) Müteselsil (dayanışmalı) sorumluluk kuralına göre, olayda kusurlu olanların her biri, zararın oluşmasına birleşen veya bağımsız hareket eden davranışları ile katkıda bulunduklarından, meydana gelen zararın tamamından müteselsil olarak sorumludurlar. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 163. maddesi (818 Sayılı Borçlar Kanunun 142. maddesi) gereğince müteselsil sorumlulukta zarar görenin dilediği borçluya başvurma hakkı vardır. Dilerse sorumlulardan birine, dilerse hepsine veya bir kısmına karşı dava açabilir.
    Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporuna bakıldığında; davalı .... EDAŞ"ın %30, dava dışı kamyon şoförünün %20, müteveffanın ise %50 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği görülmektedir. Mahkeme ise hükümde tespit edilen maddi tazminat miktarından davalının kusuru oranında tahsiline karar vermiştir. Oysa, 6098 sayılı TBK.nun 61. ve 62.(818 sayılı BK.nun 50 ve 51.) maddelerine göre davalı idarenin müteselsil sorumluluk ilkesi gereği zararın tamamından sorumlu olması gerekir. Ancak, olayın meydana gelmesinde davacıların murisinin de kusurlu olduğu anlaşıldığına göre davalı idarenin müteselsilen sorumlu olduğu miktardan murisin kusurlu olduğu oranda indirim yapılması gerekir.
    Mahkemece bu hususa dikkat edilmeden yukarıdaki şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
    2-) Türk Borçlar Kanunu’nun 56.maddesi (BK.nun 47.maddesi) hükmüne göre hakimin özel halleri gözönünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
    Hemen belirtmelidir ki, manevi tazminat ne bir ceza, ne de gerçek anlamda bir tazminattır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde belirtildiği gibi, ceza değildir; çünkü davacının yararı düşünülmeksizin sorumlu olana hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük değildir. Mamelek hukukuna dair bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği için de, gerçek anlamda bir tazminat sayılmaz. Manevi tazminat mağdurda veya zarara uğrayanda bir huzur hissi, bir tatmin duygusu doğurmalıdır. Manevi tazminatta temel olan ana düşünce budur.
    Somut olayda, müteveffanın %50 kusurlu olduğu tespit edilmiş ise de manevi tazminat yönünden, olayın oluş şekli, biçimi, tarafların sosyal ekonomik durumları ve davacılarda yarattığı üzüntü dikkate alındığında hakkaniyete uygun bir miktara karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu düşük miktarda manevi tazminata karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
    Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi