10. Hukuk Dairesi 2015/17800 E. , 2017/5883 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, 08.06.2003 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan yardımlardan oluşan kurum zararının davalılardan rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davalı ... .... .... . .... San. ve Tic. A.Ş. aleyhine açılan davanın redddine, diğer davalı yönünden davanın kabulüne, karar verilmiştir.
Hükmün, davacı kurum ile davalı ... Yapı San. .... Tic. A.Ş. avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin sü...inde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22. maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı (Anayasa Mahkemesinin 23.11.2006 tarihli ve E:2003/10 K:2006/106 sayılı Kararı ile bu fıkrada geçen “sigortalı veya haksahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere” bölümü iptal edilmiştir.) Kurumca işverene ödettirilir.…İş kazası veya meslek hastalığı, 3. birkişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3. kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir.” düzenlemesine göre; davaya konu iş kazasında kusurlu olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığı sorumludur. Ne var ki Kurumun alacağı da ilk peşin değerli gelirler ile sınırlı olup, zaman içinde hak sahiplerinin gelirlerinde yapılan artışlar dikkate alınmaksızın alacak tutarı belirlenmelidir.
Davaya konu somut olayda, kurum sigortalısının hak sahiplerine bağlanan gelirlerdeki artışlı tutarları da içerir şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, usul ve yasaya aykırıdır.
Diğer taraftan, Kurum"un, bağladığı ilk peşin sermaye değerli gelirden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan gelirin kesildiği veya kesilmesi gereğinin,
yargılama sürecinde ortaya çıktığı durumlarda; Kurum"un ödemediği veya ödemeyecek olduğu gelir kesimini rücuan isteyemeyeceği, başka bir deyişle sigortalının hak sahiplerinin gelirden çıkması halinde gelirin bağlandığı tarihten çıktığı tarihe kadar Kurumca ödenen fiili ödemelerin belirlenmesi ile bu tutar üzerinden tazminata karar verilmesi gereği, tazmine yönelik davada gözetilmesi gereken genel ilkeler arasında bulunmaktadır.
Davaya konu somut olay bakımından, sigortalının çocuklarının gelirlerinin evlenme veya yaş nedeniyle gelirden çıkıp çıkmadıkları ile çıkmaları halinde gelirden çıkış tarihine kadar Kurumca yapılan ödemeler ile peşin sermaye değerli gelirler karşılaştırılmak suretiyle düşük olan tutarların esas alınması gerekli olup, bu yönde davacı kurumdan sorulmak suretiyle yapılacak karşılaştırmaya göre bir karar verilmesi gereği dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Mahkemece; ... Yapı A.Ş.’nin %70, sigortalının %30 kusurlu, diğer davalı ... .... .... . .... San. ve Tic. A.Ş.’nin ise kusursuz olduğuna dair alınan kusur raporu esas alınmış ise de, aldırılan kusur raporunun tarafların tümü hakkında yeterli irdeleme ve değerlendirmeyi içermediği ve özellikle ... .... .... . .... San. ve Tic. A.Ş. hakındaki davanın red gerekçesinin, ihale makamı olmasından mı yoksa kusursuzluğundan mı ileri geldiği hususunun belirtilmediği, anlaşılmaktadır.
Kusur raporlarının, 506 sayılı Yasanın 26., 4857 sayılı Yasanın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.4857 sayılı Yasanın 77. maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önl...erine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önl...erle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önl...erin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Diğer taraftan, davanın bir diğer yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 87. maddesi hükmüne göre aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran 3. kişidir.
Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle, işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
İşin belirli bir bölümünde değil de, tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise; asıl işverenden istenilen işin, asıl iş
ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
Eldeki davada ise, davalılar arasındaki ilişki netlikle belirlendikten sonra, asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı veya yokluğu irdelenmeli, bu ilişkinin varlığı halinde asıl işverenin, taşeronun kusuru olmasa dahi sorumlu olması gereği ile sadece kontrol mühendisi çalıştırılmasının ... .... .... . .... San. ve Tic. A.Ş.’yi asıl işveren kılmayacağı, işin üzerinde denetim mekanizması veya başka bir suretle ile söz sahibi olması gereği de dikkate alınmalıdır.
3-Belirtmek gerekir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hâkimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hâkiminin, ceza hâkiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkûmiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. ..., “... ...’nın Türkçesi Üzerine”, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi ..., Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61 ) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
Eldeki davada da, olay ile ilgili olarak açılan ceza davasında davadışı olup yargılanan, şantiye şefi konumunda olan Ümit Toprak ile demir sorumlusu olduğu anlaşılan, ...ve kalıp ustası olduğu belirtilen Bekir Kurt’un durumları da dikkate alınmalı, öncelikle ceza davasındaki maddi olguların bağlayıcı niteliği ve ceza alan kişilerin konumları da dikkate alınarak davalılardan ... .... .... San. ve Tic. A.Ş. ile diğer davalı ... Yapı San. .... Tic. A.Ş. arasında yapılan tüm sözleşmeler celbedilerek, aralarındaki hukuki ilişki irdelenmeli, yapılan açıklamalar çerçevesinde bu davalıların konumu gerekçeleri ile birlikte netleştirilmeli, davalılar arasında asıl işveren taşeron ilişkisi veya sözleşmeye konu olan işin, asıl işin bir parçası niteliğinde bulunup bulunmadığı hususu irdelendikten sonra bir karar verilmesi gerekirken, aldırılan kusur raporlarında bu yönde herhangi bir değerlendirme bulunmadığı dikkate alındığında yetersiz kusur raporuna dayalı olarak, fiili ödemeleri dikkate almaksızın yazılı şekilde eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulması isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ile davalı ... Yapı San. .... Tic. A.Ş. avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ... Yapı San. .... Tic. A.Ş."ye iadesine, 19.09.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.