13. Hukuk Dairesi 2018/6071 E. , 2019/7453 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davacının davalı şirket ile 29.10.2010 tarihinde ... ilçesi ... köyü 1175 ada 21 parsel üzerinde yapılacak meskenin 6 nolu bağımsız bölümünün satımı hususunda anlaştığını, bu hususta taraflar arasında sözleşme yapıldığını, sözleşme gereği 124.000 Euro parayı davalı şirkete ödediğini, davalı şirket müdürü ve aynı zamanda ortağı olan ..."ın müvekkilince vekil tayin edildiğini, davalı ..."ın 28.06.2011 tarihinde taşınmazın devrini gerçekleştirdiğini, ..."ın şirkete vekil olarak atadığı ..."un 05.05.2011 tarihinde ... lehine 500.000,00 TL faizsiz ipotek koydurduğunu, sözleşme yapıldığı tarihte gayrimenkul üzerinde herhangi bir ipotek ya da tedbir bulunmadığını, davalı şirket ve vekilin kötüniyetli olarak ipoteği koydurduğunu, bu durumu 2013 Mayıs ayında öğrendiğini, müvekkilinin hile ile kandırıldığını, davalı ..."ın Türk Borçlar Kanunu’nun 506. Maddesine aykırı hareket ettiğini belirterek müvekkilinin ödediği 124.800 Euro’nun 05.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsil olarak davalılardan tahsiline, paranın ödenmesi halinde bağımsız bölümün davalı şirkete devrinin verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davaya herhangi bir cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı şirket ile arasındaki akdin feshi ve ödenen paranın iadesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davalı şirketin diğer davalı ..."dan ayrı tüzel kişiliğinin bulunduğu, davalı ..."ın şirketin ortağı olmasının bu durumu değiştirmediğini, davalı ..."in davacıdan aldığı vekaletname kapsamında davalı şirketten davacı için dava konusu taşınmazı satın aldığını, taşınmazın devri esnasında taşınmaz üzerinde ipotek bulunmasının, davalı ..."in ipotek bulunan bir taşınmazı davacının talimatlarına aykırı olarak satın alması halinde davacı tarafından talimatlarına aykırı hareket eden vekilden zararının tazminini talep edebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu taşınmazın davalı şirket adına kayıtlı iken davacıya ipotekli olarak satıldığı kayden sabittir.
Bilindiği üzere, Borçlar Kanunu’nun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan,onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde,benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK"nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK"de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK"de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK"nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur.
Somut olaya gelince, davacı ile davalı şirket arasında 29.10.2010 tarihinde dava konusu taşınmazın satımına ilişkin sözleşme yapılmış, 20.12.2010 tarihinde de davacı davalı ...’a taşınmaz alımına ilişkin vekaletname vermiştir. Taşınmazın satışı ipotekli olarak 28.06.2011’de gerçekleşmiştir. Söz konusu ipotek ise davalı şirketin hissesi üzerine ... Katılım Bankası A.Ş lehine 1.derecede 500.000,00 TL bedelli olarak 06.05.2011 tarihinde tesis edilmiştir. Tapu devrinin gerçekleştiği tarihte davalı şirketi temsil eden ... ... ile davacıyı temsil eden ... davalı şirketin ortaklarıdır. Davacıyı zarara sokan davalı şirket ile davacıyı temsil eden vekilin el ve işbirliği halinde hareket ettikleri sabittir. Bu durumda, davacının sözleşmeden dönme iradesi yerindedir. Hal böyle olunca, mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/06/2019 gününde oybirliğiyle karar verild