10. Hukuk Dairesi 2009/10109 E. , 2010/4845 K.
"İçtihat Metni".....
Dava, davacının 3201 sayılı Yasaya göre ev hanımı olarak borçlanması sonucu emekliliğe hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde 08.05.2008 tarihi itibarıyla davacının emekliliğe hak kazandığının tespitine karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanuna 4447 sayılı Kanunla eklenen Geçici 10. maddede; Bağ-Kur sigortalılarının tam yaşlılık aylığı ve kısmî yaşlılık aylığına hak kazanmalarına ilişkin istisna ve geçiş dönemi koşulları düzenlenmiş olup, bu yönde; 4447 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlere göre, anılan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı (=01.10.1999) itibarîyle aylık bağlanmasına hak kazananlarla, aylık bağlanmasına hak kazanmalarına iki tam yıl veya daha az süre kalan sigortalıların önceki hükümlere göre, tam veya kısmî yaşlılık aylığı hakları saklı tutulmuştur. Yine, tam yaşlılık aylığına ilişkin geçiş dönemi özel koşulları 4447 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olup da 01.10.1999 tarihi itibariyle bayan sigortalı ise 20, erkek sigortalı ise 25 tam yıl prim ödeme süresinin dolmasına, 2 yıldan fazla kalanlar için, kalan sürenin fazlalığına bağlı olarak artan şekilde yaş koşulu da getirilmek suretiyle kademeli olarak düzenleme yapılmıştır. Ne ki, tam yaşlılık aylığına ilişkin geçiş dönemi hükümlerinin Anayasa Mahkemesince iptal edilerek, bu iptal kararının 23.05.2002 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, yeni yasal düzenleme 01.06.2002 yürürlük tarihli 4759 sayılı Kanunla getirilmiş, bazı farklılıklarla kademeli geçiş sistemi korunmuştur.
Somut olayda; ....’de sigortalılığı olmayan davacının, 7.200 gün karşılığı olarak 25.200 ... 22.11.2006 tarihinde yatırarak 27.11.2006 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık; yaşlılık aylığında kademeli geçişi öngören 4759 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının.... Hakkında Kanun uyarınca yapılan borçlanma ile kazanılan sigortalılık süresi gözetilerek tespit edilen sigorta başlangıç tarihi ve sigortalılık
./...
-2-
süresinin yaşlılık aylığı tahsis koşullarının belirlenmesinde gözetilip gözetilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2006 gün ve 2006/ 21-36, 80; 08.07.2009 gün ve 2009/21-309, 322 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, sigortalılara yurtdışında geçen çalışmalarını borçlanabilme olanağı veren 3201 sayılı Kanunun 6. maddesi hükmü uyarınca değerlendirilen sürelerin aylık tahsisinde gözetilebilmesi için tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin 23.05.2002 tarihinden önce Kuruma ödenmiş olması gerekir.
Yurtdışında geçen çalışmalarına ilişkin borçlanma bedelini, 1479 sayılı Kanunun geçici 10. maddesini değiştiren 4759 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 23.05.2002 den sonra, 22.11.2006 tarihinde ödeyen davacının, yaşlılık aylığı şartlarının, borçlanılan süre gözetilmeksizin, 23.05.2002 tarihindeki sigortalılık durumuna göre belirlenmesi gerekir. Bu tarihtede davacının .... mevcut hiçbir sigortalılığı olmadığı belirgin olduğundan; 3201 borçlanması yaptığı 22.11.2006 tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı Kanunun 35. maddesinde düzenlenen koşulların gerçekleşmiş olması halinde davacıya yaşlılık aylığı bağlanması mümkün olacaktır.
Öte yandan, borçlanma yoluyla değerlendirilen süreler gözetilerek 3201 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığının bağlanabilmesi, anılan kanunun 6. maddesinde öngörülen “yurda kesin dönülmüş olması” koşulunun varlığı halinde mümkün olup, bu hususta yurtdışında çalışanlar ile ev kadınları hakkında bir ayırıma gidilmemiştir. Evli olsun, yada olmasın, yurtdışında ev kadını olarak bulunan Türk vatandaşları bakımından yurda kesin dönüş koşulundan; yerleşmek niyetiyle ve sosyal güvenliklerini de .... sağlamak üzere anavatana dönüş yapmaları, başka bir anlatımla, ikametgahının ...’ye nakli biçiminde anlaşılması gerekir. Mahkemece, 08.05.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5754 sayılı Kanunda, kesin dönüşün yeniden tanımlanması ve davacının bu şartları taşıması karşısında 08.05.2008 tarihinden itibaren emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmiş, olup yukarda belirtildiği şekilde kesin dönüş olgusu araştırılmamış olması isabetsiz görülmüştür.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye ..."in muhalefetine karşı; Başkan ...; Üyeler; ..., ... ve ..."ın oylarıyla ve oyçokluğuyla 05.04.2010 gününde karar verildi.
(M)
./...
-3-
KARŞI OY
...., borçlanma ayrı bir rejime tâbi tutulmalıdır. Aksi taktirde, borçlanma ile getirilen amaç, gerçekleştirilemez. O zaman, borçlanma yasalarının yürürlüğe konulmasının bir anlamı kalmaz.
Borçlanmayı ayrı bir rejim olarak görmeyen ve sigortalılar aleyhine bir uygulama getiren ve bu şekilde sosyal güvenlik hukukunun gelişmesine bir katkısı bulunmayan sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.
Örnek nitelikteki mahkeme kararının Onanması görüşündeyim. Saygılarımla.
.....