
Esas No: 2019/8445
Karar No: 2022/1897
Karar Tarihi: 09.02.2022
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2019/8445 Esas 2022/1897 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan incelemede, özel belgede sahtecilik suçundan hüküm giyen sanık ...'ın ikinci suçu işlediği tarihe kadar dava zamanaşımının duracağı belirtilmiştir. Sanık ...'ın eylemi, başka bir kişi adına düzenlenmiş sınava giriş belgesi ve nüfus cüzdanını kullanarak sınavı geçmek olmuştur. Mahkemenin kararı, eksik araştırma sonucu yazılmış ve sanığın cezasında hata bulunduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Kararda bahsedilen kanun maddeleri şunlardır: 5271 sayılı CMK’nin 231/8-son cümlesi, TCK'nin 106/1-son maddesi, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi, 5271 sayılı kanunun 254. maddesi, 5237 sayılı TCK’nin 106/1-son maddesi, 5271 sayılı CMK’nin 253/18. maddesi, ve TCK'nin 206. maddesi.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
5271 sayılı CMK’nin 231/8-son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 07.12.2011 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 23.03.2014 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçun, TCK'nin 106/1-son maddesi uyarınca hükmolunan basit tehdit suçu olduğu; 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı kanunun 254. maddesi “uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir” şeklinde değiştirilmiş ise de 5237 sayılı TCK’nin 106/1-son maddesinde yazılı basit tehdit suçunun değişiklikten önce de uzlaşma kapsamında olduğu, 5271 sayılı CMK’nin 253/18. maddesi gereği “uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilmez” hükmü karşısında yeniden uzlaşma yoluna gidilemeyeceğinden tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen diğer sanık ....'nın, sanık ... adına düzenlenmiş, üzerinde herhangi bir tahrifat yapılmayan sınav giriş belgesi ve nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle motorlu taşıtlar sürücü adaylığı sınavına girdiği, cevap kağıdını sanık adına imzaladığı, ancak sınav esnasında yapılan kontrollerde görevlilerce durumun fark edildiği ve olayın kolluğa bildirildiği eylemde, temyiz dışı sanık ...'nın soruşturma işlemleri sırasında alınan savunmasında; “... isimli şahıs yanıma geldi. Bana nüfus cüzdanını ve sınava giriş belgelerini verdi. Bende bu belgeleri aldım. ... isimli şahıs sınavdan sonra ben seni bulup belgelerimi alırım dedi. 17.04.2010 günü Saat:10.00 sıralarında Şanlıurfaya gelerek ehliyet sınavının yapıldığı .....İMKB İlköğretim Okulu'na geldim. Sınav yapıldığı salonu girdim. Sınav yapıldıktan sonra sınav görevlileri benim ... olmadığımı anladı ve benim hakkımda tutanak tutarak polislere teslim ettiler.” şeklindeki savunması, sınav gözetmenlerinin olaya ilişkin ifadelerinin alınmamış olması ve düzenlenen tutanak içeriğinden olayın sınav esnasında mı yoksa cevap kağıdının doldurulup salon başkanına tesliminden sonra mı ortaya çıktığının tam olarak anlaşılmaması karşısında; öncelikle salon görevlisi ile tutanak tanıkları dinlenerek bu durumun açığa kavuşturulması ve olayın ...’nın "Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı Salon Aday Yoklama Listesini" imzalayıp "Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı Sınav Cevap Kağıdını" doldurmaya başladıktan sonra ancak salon görevlisine teslim etmesinden önce anlaşılması halinde, teslim edilen sınav cevap kağıdı belgesinin baştan itibaren görevlilerce içeriği itibarıyla sahte olduğunun bilinmesi nedeniyle hukuki sonuç doğurmaya elverişli bulunmadığı, ancak ...’nın gerçek kimlik ve sınava giriş belgesinde hiçbir tahrifat yapmadan "Salon Aday Yoklama Listesini" ... olarak imzalaması eyleminin TCK'nin 206. maddesindeki resmi belgenin düzenlenmesi sırasında memura yalan beyanda bulunma suçunu oluşturacağı ve dolayısıyla sanık ...'in eyleminin bu suça azmettirme olarak değerlendirilmesi gerektiği, durumun cevap kağıdının doldurularak sınav salonunda görevli olan salon başkanı ve sınav gözetmenine teslim edilip bu kişiler tarafından imzalanmasından sonra tespit edilmesi halinde ise, sanık ...'in eyleminin resmi belgede sahtecilik suçuna azmettirmek olacağı gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; 09.02.2022 tarihinde hükmün açıklanma koşullarının oluşup oluşmadığına dair ön sorun yönünden Başkan Vekili ...'ın karşı oyu ile oy çokluğuyla diğer yönlerden ise oy birliği ile karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizin 09.02.2022 tarih, 2019/8445 Esas, 2022/1897 Karar sayılı çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeplerden katılmıyorum.
Sanığın TCK'nin 207/1, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanması suretiyle kurulan Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02.06.2015 tarih ve 2015/92 Esas, 2015/571 Karar sayılı kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sanık hakkında aynı Mahkemece 11.10.2011 tarih 2010/790 Esas, 2011/1018 Karar sayıyla verilen hükmün CMK’nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Deneme devresi içinde sanık hakkında Derinkuyu Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15.01.2015 tarih 2014/82 Esas, 2015/12 Karar sayı ile TCK'nin 106/1-son, 62/1, 52/2-4 maddeleri ile doğrudan 1.000 TL APC ile cezalandırılmasına ilişkin kesin olarak verilen hükme istinaden ilgili mahkemesine ihbarda bulunulduğu görülmüştür.Kesin olarak verilen hükümlerin olağan yargı yolu içinde temyiz incelenmesine konu edilmesi mümkün değildir. Ancak şartların varlığı halinde kanun yararına bozma suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi mümkündür. Dolayısıyla etkin bir yargısal denetime tabi olmayan kesin hükümlerin hükmün açıklanmasına dayanak alınması mümkün değildir. Bu durum iç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesine güvence altına alınan Masumiyet Karinesinin ihlali niteliğindedir.
Bu sebeplerle anılan mahkeme kararının öncelikle hükmün açıklanma koşullarının bulunmadığı sebebi ile bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum. 09.02.2022
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.