10. Hukuk Dairesi 2008/13842 E. , 2010/4804 K.
"İçtihat Metni"....
Davacı, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının haksahiplerine yaptığı sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğradığı kurum zararının tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan ....... avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı avukatının tüm, davalıların avukatlarının sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereğince, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26.maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak
./..
-2-
Üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik kaybına uğrayan sigortalının haksahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin değeri ve fiili ödemelerin toplamı olan 4.038,34 TL. nin davalıların % 80 kusuru karşılığı olan 3.230,67 TL.nin (onay tarihinden işleyecek yasal faizle birlikte) davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken ölüm geliri yönünden fazla rücu alacağına (4.494,50 TL.) hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, hükmü temyiz etmeyen davalı yönünden davacı Kurum lehine oluşan usulü kazanılmış hak durumu ve davanın açıldığı tarihteki mevzuat ile içtihatlara uygun olarak açılan davanın, anılan iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum gereğince kısmen reddine karar verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmadığı ve bu nedenle davacı Kurumun davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip vekalet ücreti ve yargılama gideriyle sorumluluğuna hükmedilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hükmün; birinci satırındaki "Davanın" sözcüğünden sonra gelmek üzere "kısmen" sözcüğünün yazılarak hükme eklenmesine, üçüncü satırındaki "fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına" ibaresinin silinerek, hükümden çıkarılmasına, hükme "Davalılar; ......"nin sorumluluğunun (31,00 TL. cenaze gideri ile birlikte) 3.261,67 TL. olduğuna ve harç, masraf ile avukatlık ücretinden de 3.261,67 TL. oranıyla sınırlı olarak sorumlu olduklarına" ibaresinin yazılarak eklenmesine ve kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, faza alınan temyiz harcının istek halinde davalılardan ... iadesine, 05.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
......