10. Hukuk Dairesi 2008/21053 E. , 2010/4798 K.
"İçtihat Metni"......
Dava, tasarruf teşvik kesintisi ve nema alacağı istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi
01.04.1988 tarihinde yürürlüğe giren 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanunun 4. maddesi; işverenlerin, işçilerin ücretlerinden yapacakları tasarruf kesintileri ile sağlayacakları işveren katkılarını tahakkuk ettirerek ücret ödemesinin yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar ...... işçiler adına açtıracakları “Tasarruf Teşvik Hesabı’na” yatıracaklarını hüküm altına almış, 7. maddesi ile de; işverenler tarafından Tasarrufu Teşvik Kesintileri Aylık Bildirim Formlarının zamanında ..... gönderilmemesi ve kesinti ve katkı tutarlarının ödenmemesi halinde Kurumun re’sen veya ilgililerin başvurusuyla 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri uyarınca tahsil olunarak alınacak gecikme zammı ile birlikte ilgili banka hesabına yatırılacağı düzenlenmiştir.
29.04.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4853 sayılı Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanun ile 3417 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış, anılan Kanunun 7. maddesinde; 3417 sayılı Kanunun mülga 2. maddesi kapsamındaki hak sahipleri tarafından bu Kanun kapsamına giren alacaklarla ilgili olarak yargı mercilerine açılmış ve devam eden davalar ile icra takipleri hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı, 8. maddesinde; “3417 sayılı Kanun hükümlerine göre, ücretlerden yapılması gereken tasarruf kesintileri ile katkı paylarını süresi içinde ilgililer adına açılmış bulunan Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırmayan işverenlerden, yatırılması
....
gereken miktarlar ile gecikme zammı, resen veya ilgililerin başvurusu halinde Sosyal Sigortalar Kurumunca 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri dairesinde tahsil olunarak ....şubelerindeki ilgili Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırılır.” hükmü düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 02.05.2007 gün ve 2007/21-228-247 sayılı Kararında da açıkça belirtildiği gibi; çalışanların zorunlu olarak tasarrufa teşvik edilmesi ve bu tasarrufların değerlendirilmesi kapsamında oluşan hukuksal ilişkinin borçlusu işveren olup, davalı Kurum, borç ilişkisinden doğan edimi ifayla yükümlü olan, kendisinden edimin ifası istenen kişi konumunda bulunmamaktadır. 4853 sayılı Kanundan doğan yükümlülüğün kapsamı; sigortalı nam ve hesabına tahsilden ibaret olup, mevzuatında öngörülmemesi nedeniyle, Kuruma verilen bu görev ve yetki, aynı zamanda müteselsil sorumluluğu kapsamaz.
3417 ve 4853 sayılı Kanunlar uyarınca tasarrufu teşvik alacaklısına sağlanmaya çalışılan güvence; işveren karşısında güçsüz konumda bulunan çalışanın, belirtilen kesinti, katkı payı ve nema alacağını kamu alacağı seviyesine çıkararak, onun, 6183 sayılı Kanun uyarınca davalı Kuruma tanınan olağanüstü takip ve tahsil yollarından yararlandırılmasıdır.
Eldeki davada; davalı Kurumun, yukarıda anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde harekete geçerek diğer davalı işveren aleyhine icra takibi yapıp dava konusu döneme ilişkin bir kısım alacağı tahsil ettiğini Kurumun avukatının bildirdiği gözetildiğinde, 4853 sayılı Kanunun 8. maddesi gereği, Kurum haciz yoluyla tahsil ettiği tasarruf teşvik kesintisi ile katkı payını ilgilinin ......nezdindeki hesaplarına yatırmakla yükümlü olduğundan, haciz yoluyla tahsil edilen miktar yönünden işverenin tasarrufu teşvik kesintisi ve nema alacağından mükerrer olarak sorumlu tutulması mümkün değildir.
Hal böyle olunca, Mahkemece, icra yoluyla tahsil edilen davaya konu alacaklardan davalı Kurumun sorumlu olduğu dikkate alınarak, Kurumun tahsil ettiklerini, davacı adına bankada açılan tasarrufu teşvik personel hesabına yatırıp yatırmadığı araştırılmalı, Kurumun tahsil ettiği miktarı davacı adına açılmış hesaba yatırmamış olması halinde, yasadan kaynaklanan görevini yerine getirmemiş olacağından, bankaya yatırılmayan dava konusu alacaklardan Kurumun sorumlu olacağı; Kurum tarafından tahsil edilmeyen dava konusu alacaklar yönünden ise sadece işverenin sorumlu olacağı gözetilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalıla avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
....
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan.... alınmasına, 05.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.....