8. Ceza Dairesi 2019/27213 E. , 2020/13884 K.
"İçtihat Metni"İhbarname No: KYB - 2019/109174
Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan sanık ..."un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 268/1 delaletiyle 267/1. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/09/2016 tarihli ve 2016/498 esas, 2016/1188 sayılı kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 05/04/2018 tarihli ve 2017/18216 esas, 2018/3836 karar sayılı ilamı ile bozulmasını müteakip, yapılan yargılama neticesinde sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 268/1 delaletiyle 267/1 ve 269/3-a maddeleri gereğince verilen 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2018 tarihli ve 2018/567 esas, 2018/1201 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesinde yer alan “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda, sanığın başkalarına ait kimlik ve ya kimlik bilgilerini kullanma suçundan dolayı yapılan yargılama sonucunda, Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2018 tarihli ve 2018/567 esas, 2018/1201 sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, sanığın aynı eylemi sebebiyle evvelce Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 26/08/2010 tarihli ve 2010/22437 soruşturma, 2010/16283 esas, 2010/6148 sayılı iddianamesi ile açılan davanın yapılan yargılaması sonunda, Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/01/2018 tarihli ve 2016/736 esas, 2018/108 sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verilmiş olması ve anılan kararın Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 08/01/2019 tarihli ve 2018/6635 esas, 2019/163 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiş olması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesi gereğince Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesince mükerrer davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 31.10.2019 gün ve 8328 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2019 gün ve KYB/2019-109174 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 gün ve 2014/10-847 Esas 2016/128 sayılı Kararında vurgulandığı üzere zincirleme suça dâhil olan bir suçtan mahkumiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de gözönüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilmeli, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin ceza belirlenmelidir.
Dosya kapsamına göre; sanığın aynı mağdura yönelik 16.05.2010 tarihli eylemi nedeniyle başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan Küçükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 05.07.2010 tarih, 2010/446-683 Esas-Karar sayılı kararıyla 10 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, hükmün Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 23.09.2013 gün, 2013/3498-11782 Esas-Karar sayılı ilamıyla düzeltilerek onandığı, Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 2016/736 Esas, 2018/108 Karar sayılı dosyasında ise suç tarihinin 11.04.2010 olması ve eylemler arasında hukuki ve fiili kesinti olmaması nedeniyle her iki eyleminde bir bütün halinde zincirleme tek suç oluşturduğu anlaşılmakla; Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 2016/736 Esas, 2018/108 Karar sayılı dosyasında TCK.nın 43. maddesinin uygulanarak daha önce kesinleşen Küçükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesi"nin ilamındaki sonuç ceza arasındaki fark kadar ek cezaya hükmolunması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından CMK.nın 308/1. maddesinin son cümlesi uyarınca hükümlü yararına olağanüstü itiraz yasa yoluna gidilmesi mümkün olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
Hükümlü hakkında 11.04.2010 tarihinde işlediği başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.08.2010 tarihli iddianamesi ile dava açılarak Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinde 2016/736-2018/108 Esas-Karar sayılı dosyası ile yargılama yapılıp 18.1.2018 tarihinde hükümlünün cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın temyizde onanarak kesinleştiği, hükümlünün aynı eylemi sebebiyle Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 16.03.2016 tarihli iddianamesi ile açılan davada yargılandığı ve Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesince 19.11.2018 günü mahkumiyetine karar verilip kararın temyiz edilmeden kesinleştiğinin anlaşılması karşısında;
5271 sayılı CMK.nın 223/7. maddesinde yer alan "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa, davanın reddine karar verilir." hükmü uyarınca, Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesince aynı fiil nedeniyle açılan mükerrer davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı"nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.11.2018 tarihli, 2018/567-1201 Esas-Karar sayılı kararının CMK"nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, yürütülen mükerrer davanın 5271 sayılı CMK.nın 223/7. maddesi uyarınca REDDİNE, mahkemece hükmedilen cezanın kaldırılmasına ve infaz edilmemesine, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.