Ceza Genel Kurulu 2017/61 E. , 2018/574 K.
"İçtihat Metni"
Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 13. Ceza Dairesi
Mahkemesi : İSTANBUL 7. Çocuk
Sayısı : 184-266
Nitelikli hırsızlık suçundan sanık ... (Kaya)....."in TCK"nın 142/1-b ve 31/3. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 7. Çocuk Mahkemesince verilen 24.12.2013 tarihli ve 168-251 sayılı hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 13. Ceza Dairesince 09.05.2016 tarih ve 5826-8512 sayı ile;
“...Suça sürüklenen çocuğun savunmasında, katılana ait çantayı çalarken görüntülenen şahıslardan olmadığını ifade etmesi, bahse konu görüntüler üzerinde uzman bilirkişi tarafından kimlik tespti işlemi yapılmamış olması karşısında; öncelikle suça sürüklenen çocuğun teşhise elverişli fotoğrafları temin edilerek söz konusu kamera kayıtlarındaki şahsın suça sürüklenen çocuk olup olmadığına ilişkin konusunda uzman kurum vasıtası ile bilirkişi incelemesi yaptırılması, firari ....."a ait soruşturmanın akıbetinin sorularak ifadesi alınabilmiş ise dosyasının denetime olanaklı getirtilmesi, suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde bulunduğu yerin ve ..... isimli kişiyi tanıyıp tanımadığının yeniden savunması alınmak suretiyle sorulması ve ayrıca suça sürüklenen çocuğun olay tarihinde fiilen kullandığı veya tespit edilecek adına kayıtlı telefonlarla, suç tarihi ve öncesinde suç yerine yakın baz istasyonunun çekim sahasında görüşme yapılıp yapılmadığı araştırılıp, HTS raporlarının getirtilmesi ile kanıtların bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun takdiri gerekirken, eksik soruşturma ile yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
İstanbul 7. Çocuk Mahkemesi ise 11.07.2016 tarih ve 184-266 sayı ile;
"...Her ne kadar mahkememiz kararı Yargıtay 13.Ceza Dairesince 5826-8512 sayılı ilamıyla; sanığın savunmasının teyidi açısından, bilirkişi incelemesi yaptırılarak, görüntülerdeki kişinin suça sürüklenen çocuk olup olmadığı konusunda rapor aldırılması, ..... ile ilgili soruşturma akıbetinin araştırılması ve telefon görüşme kayıtlarının getirtilmesi gerekçesiyle bozulmuşsa da; suça sürüklenen çocuğun mahkememizde ve İstanbul Çocuk Mahkemelerinde birçok davasının bulunduğu, bu suça sürüklenen çocuğun fizik olarak gerek mahkememizce, gerekse bütün çocuk mahkemelerince çok iyi tanındığı, görüntülerdeki kişinin suça sürüklenen çocuk olduğu konusunda hiç bir tereddüt bulunmadığı, yerleşik yargıtay içtihatlarına göre de, dosyadaki asıl bilirkişinin hâkim olduğunun açık olduğu, hâkimin tereddüt etmesi veya başka bir meslek dalının ihtisasına ihtiyaç duyması halinde bilirkişi incelemesi yaptırılacağı konusunda sayılmayacak kadar içtihat bulunduğu, suça sürüklenen çocuğu tanımayan Yargıtay hakimlerinin tereddüt etmesinin bu sebeple tabii olduğu, ancak mahkememizde böyle bir tereddütün kesinlikle bulunmadığı, Nevran Kaya, ..... ve Elifcan Akıncı isimli sanıkların, bütün dosyalarda bu şekilde savunmalar yaparak, görüntülerdeki kişilerin kendileri olmadığını savundukları; ancak her üç suça sürüklenen çocuğun da mahkemelerce çok iyi tanındığı, buna rağmen tereddüt hasıl olması halinde bilirkişi incelemesi yapılması yoluna gidildiği, ancak bu dosyada en ufak bir tereddüt bulunmaması sebebiyle Yargıtay bozmasına karşı ısrar edilmesine karar verilmiştir." şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.11.2016 tarihli ve 339917 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 1372-2069 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesiyle 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarıca inceleme yapan Yargıtay 13. Ceza Dairesince 13.02.2017 tarih ve 299-1150 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı hırsızlık suçunun sübutu bakımından eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Şikayetçi..... (.....)....."nın, 18.02.2013 tarihinde .....isimli iş yerinde bulunduğu sırada oturduğu sandalyede asılı bulunan çantasının çalındığı yönünde müracaatta bulunması üzerine soruşturmaya başlanıldığı,
15.08.2013 tarihli CD izleme ve yakalama tutanağında; hırsızlık olayının meydana geldiği iş yerine ait güvenlik kamera kayıtları izlendiğinde, saat 13.56.14 sıralarında üzerinde beyaz mont, gri tonlarında pantolon bulunan, beyaz şapkalı, uzun sarı saçları olan birinci şüpheli bayan şahıs ve birinci şahıs ile birlikte üzerinde siyah mont ve koyu tonlarında pantolon bulunan, beyaz şapkalı ikinci şüpheli bayan şahsın .....isimli iş yerine giriş yaptıklarının görüldüğü, saat 13.56.24 sıralarında ikinci şüpheli bayan şahısın, şikâyetçinin çantasını sağ eli ile aldığı, bu sırada birinci şüpheli bayan şahsın, ikinci şüpheli şahsın hemen yanında bulunduğu, saat 13.56.36 sıralarında ise şüpheli şahısların şikâyetçiye ait çanta ile birlikte adı geçen iş yerinden çıktıkları, birinci şüpheli bayan şahsın, benzer suçlardan hakkında daha önceden işlem yapılması nedeniyle tanınan Nevran (Kaya)....."in eşgali ile birebir ve büyük benzerlik gösterdiği, ikinci şüpheli bayan şahsın eşgalinin de, daha önce benzer suçlardan hakkında işlem yapılması nedeniyle tanınan ....."ın eşgali ile birebir ve büyük benzerlik gösterdiği, Nevran (Kaya)....."in 15.08.2013 tarihinde yakalandığı, diğer şüpheli şahıs olan ..... hakkında arama ve yakalama çalışmalarına devam edildiği bilgilerine yer verildiği,
04.12.2013 tarihli bilirkişi raporunda; olay anını gösteren CD görüntülerinin incelendiği ve yalnızca olay anına ilişkin görüntülerin fotoğraflama çalışmasının yapılarak ilgili fotoğrafların rapora eklendiğinin görüldüğü,
Anılan bilirkişi raporunda, görüntülerde kaydı bulunan şüpheli şahısların kim olduklarına dair herhangi bir tespit işlemi yapılmadığı gibi rapora eklenen fotoğraf görüntülerinin şüpheli şahısların kimlik tespitine elverişli olmadığı, ayrıca gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında, görüntülerde yer alan şüpheli şahıslar ile atılı suçu işlediği iddia edilen sanığın fotoğraflarının karşılaştırılmak suretiyle sanığın görüntülerde yer alan şahıs olup olmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirme de yapılmadığı,
Anlaşılmaktadır.
Şikâyetçi; olay günü saat 13.00 sıralarında .....isimli lokantaya gittiğini, burada girişe göre sağ tarafta bulunan üçüncü sıradaki masaya arkası girişe dönük olacak şekilde oturduğunu, sağ ve sol taraflarına da arkadaşlarının oturduğunu, kremit renginde olan ve sapından bir boncuk sarkan çantasını oturduğu sandalyeye astığını, bir süre sonra cep telefonunu çantasına koymak istediği sırada çantasının yerinde olmadığını gördüğünü, şüphelendiği bir şahıs olmadığını, durumu hemen görevlilere bildirdiğini, çantasının içerisinde 520 TL, sürücü belgesi, nüfus cüzdanı, banka kredi kartları, maaş kartı, emekli sandığı üye kartı bulunduğunu ifade etmiştir.
Sanık; atılı suçu işlemediğini, videoda gösterilen kişinin kendisi olmadığını, polisler tarafından tanıdığı için her olayda kendisinin suçlandığını savunmuştur.
Ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delilerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK; adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkanı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanık ... (Kaya)....."in, şikâyetçi..... (.....)....."nın .....isimli iş yerinde bulunduğu sırada oturduğu sandalyede asılı olan çantasını çaldığı iddia edilen olayda; sanığın aşamalarda hırsızlık olayının meydana geldiği iş yerine ait güvenlik kamera kayıtlarında görülen kişinin kendisi olmadığını savunması, olay anına ilişkin CD görüntülerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, görüntülerdeki şahsın sanık olup olmadığına ilişkin herhangi bir tespit işlemi yapılmaması, kolluk görevlileri ile yargılamayı yapan hâkimin bahse konu görüntülerde yer alan ve şikâyetçinin çantasını çalan şahsın benzer suçlardan hakkında yasal işlem yapılması nedeniyle tanıdıkları sanık olduğu yönündeki değerlendirmelerine dayanılarak oluşturulan gerekçenin, temyiz denetimine elverişli olmamasının ve olay anında sanığın yanında olduğu belirtilen ..... hakkında olayla ilgili olarak dava açılıp açılmadığı hususunun araştırılmadığının anlaşılması karşısında; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti ve temyiz denetiminin yapılabilmesi bakımından, öncelikle sanığın teşhise elverişli fotoğrafları temin edilerek söz konusu kamera kayıtlarındaki şahsın sanık olup olmadığına ilişkin konusunda uzman bilirkişi incelemesi yaptırılması, olay anında sanığın yanında olduğu belirtilen ..... ile ilgili soruşturma evrakının akıbeti araştırılarak varsa dava dosyasının getirtilip incelenmesi, sanığın suç tarihinde kullandığı GSM hat ya da hatlarına ilişkin telefon numaralarının tespit edilerek suç tarihine ait HTS kayıtlarının incelenip suç yerine yakın baz istasyonlarının çekim sahasında kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumu belirlenmesi gerekirken, eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- İstanbul 7. Çocuk Mahkemesinin direnme kararına konu 11.07.2016 tarihli ve 184-266 sayılı hükmünün, eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 27.11.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.