12. Ceza Dairesi 2015/14857 E. , 2016/6274 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
Hükümler : TCK"nın 133/2, 62/1, 53; 133/3, 62/1, 52/2, 53. maddeleri gereğince ayrı ayrı mahkumiyet
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Sanık hakkında TCK"nın 133/3. maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dolayı kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Oluşa, şikayete konu CD"nin çözümüne ilişkin bilirkişi raporuna ve dosya kapsamına göre; katılan ve katılanın çalışanları tarafından, otomobil alım satımından kaynaklanan bir hukuki uyuşmazlıkla ilgili mağdur edildiğini düşünen sanık ..."in, katılan ve konunun muhataplarından ... isimli şahısla, katılanın bürosunda bir araya geldiklerinde, katılan tarafından kendisine karşı işlenmekte olan ve ani gelişen bir suç (örneğin; cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bulunmadığı halde, kaybolma olasılığı bulunan mevcut delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, yakasına taktığı mikro kamera aracılığıyla gizlice kaydettiği üçü arasında geçen konuşmaları içeren CD"nin, katılanla birlikte beş kişi hakkında dolandırıcılık suçundan adli soruşturma başlatılması amacıyla vekili aracılığıyla suç duyurusunda bulunduğu 10.11.2006 havale tarihli dilekçe ekinde, katılanın bilgisi ve rızası dışında, Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesine ve katıldığı aleni olmayan söyleşiyi kaydetmek suretiyle elde ettiği verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesine neden olmasından dolayı üzerine atılı TCK"nın 133/3. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun sübut bulduğuna, eylemin hukuki nitelendirmesine ilişkin yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın atılı suçun yasal unsurlarının oluşmamasından dolayı hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında TCK"nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete"de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun"un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; 2 numaralı hükmün 53. maddenin uygulanmasına ilişkin 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12. paragraflarının hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine, “Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK"nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun"un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK"nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun"un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK"nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK"nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete"de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesine,” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B) Sanık hakkında TCK"nın 133/2. maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dolayı kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesine gelince;
Katıldığı aleni olmayan söyleşiyi, hukuki uyuşmazlıkta avantaj sağlamak amacıyla, diğer konuşanların bilgisi ve rızası dışında, mikro kamera aracılığıyla gizlice kaydeden sanığın eyleminin TCK"nın 133/2. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu oluşturduğuna dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın atılı suçun yasal unsurlarının oluşmamasından dolayı hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.02.2014 tarihli, 2012/12-1528 esas, 2014/62 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; sanığın sabit görülen TCK"nın 133/2. maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu için seçimlik olarak hapis cezası ile adli para cezası öngörülmüş olup, suç tarihinde 35 yaşında olan ve adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında temel ceza olarak hapis cezasını tercih eden yerel mahkemece, sonuç olarak hükmedilen 25 gün kısa süreli hapis cezasının, TCK"nın 50/3. maddesi gereğince, aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı adli para cezası da dahil seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, kanuna aykırı,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
Sanık hakkında TCK"nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete"de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 13.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.