12. Ceza Dairesi 2016/2168 E. , 2016/5860 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Hükümler : Sanıklar hakkında: Beraat
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, sanıklar hakkında kurulan hükümlerin niteliğine göre 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 318 ve 5271 sayılı CMK"nın 299. maddeleri gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede:
Belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi, TCK"nın 136/1. maddesinde “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlanmış olup, eylemin; kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle gerçekleşmesi hali, aynı Kanun"un 137. maddesinde cezada artırım nedeni olarak öngörülmüştür.
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA"sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir. Herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler de, yasal anlamda “kişisel veri” olarak kabul edilmekte ise de, anılan maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, maddenin uygulamasında, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, olayda herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun bulunup bulunmadığının saptanması ve sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerekir.
TCK"nın 136/1. maddesinin, “Bu madde hükmü ile hukuka uygun olarak kaydedilmiş olsun veya olmasın, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkalarına vermek, yaymak veya ele geçirmek, bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır.” şeklindeki gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, kişisel verilerin, “verildiği”, “yayıldığı” veya “ele geçirildiği”nin kabul edilebilmesi için, kişisel verilerin kaydedilmiş halde bulunması, kaydedilmiş haliyle başkalarına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerekir.
Bu noktada belirtmek gerekir ki, kişisel verilerin, üzerinde yazılı olduğu belgenin bulunduğu yerden alınması ya da kaydedilmiş haliyle başka bir nesne üzerine taşınarak (örneğin; yazının başka bir kağıt, defter vb. nesne üzerine geçirilmesi, taşınabilir belleğe veya CD"ye aktarılması gibi işlemlerle) sabitlenmesi, böylece istenildiğinde tekrar kullanılabilmesi olanağını sağlayan her türlü faaliyet, kişisel verileri “ele geçirme” kapsamında değerlendirilebilir ise de, kişisel verilerin kaydedilmeden önce öğrenilmesi, hafızada tutulan kişisel verilerin başkalarına açıklanması, kişisel verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olunması, ancak TCK"nın 134/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebilir.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada, kamuoyunda ... adı verilen soruşturma sonucunda düzenlenen 08.03.2009 tarihli iddianame metninde geçen ve ... kanalında bir dönem haber müdürü olarak görev yapan ... tarafından anılan davada sanık olarak yargılanan gazeteci ... elektronik posta adresine gönderildiği iddia olunan bir elektronik iletide, “... kanalında haber müdürü olarak göreve başladım.. ama bu ... çok küfürlü haberler yazdırmak istedi. bir müddet sonra yöneticilikten ayrıldım. yine kütüphaneye kapanmıştım. ama bir baktım ki, benim ismim silinmemiş künyeden. ve bütün mahkemeler bana açılıyor. hemen ... haber yolladım bana mahkeme açma diye. ... da o sıralar arenada çalışıyordu. hemen araya girerek benle görüşmek istedi. görüştük, bana arenaya çıkmamı teklif etti.”, “ayrıca ... ve ... ilgili elimde ciddi belgeler resimler vardı. mesela ... aile ilişkileri, karısının sürekli ... gidişi, kayınvalidesinin evi vs.” ibarelerine yer verilmesinin ardından, ... Tv haber grup başkanı ve haber spikeri katılan ... tarafından, 25.03.2009 tarihinde, iddianamedeki ibarelerle ilgili olarak, “...Benim eşim evlendikten sonra hiçbir zaman tek başına yurt dışına çıkmadığı gibi, hayatında ... gitmedi. Eğer benim eşimin ... gittiğini birisi çıksın, ispat etsin, evliliğimiz döneminde ... gittiğini birisi çıksın, ispat etsin, ben şu dakikada görevimi bırakacağım, hatta intihar bile ederim. Bu namus meselesi sevgili seyirciler...” şeklinde kamuoyuna açıklamada bulunulması üzerine, katılan ..."ın eşi olan katılan ..."ın yurt dışına çıkış ve yurda giriş bilgilerinin, Anadolu"da ... Gazetesinin 14.05.2009 tarihli nüshasında yayınlanması ve ... Gazetesinin 15.05.2009 tarihli nüshasında, bir köşe yazarının kaleme aldığı “Yakalamazsanız suç ortağısınız”, aynı gazetenin 16.05.2009 tarihli nüshasındaki, “Vakit"e hangi kamu görevlileri servis yapıyor” başlıklı yazılarla beraber konunun farklı yayın organlarında tartışılmaya başlanmasını müteakip ... Bakanlığı tarafından başlatılan soruşturma neticesinde, ... ve/veya ... ya da ... soyadı veya bu kişilerle ilgili olarak, ... Tahdit ve Hudut Kapıları Yolcu Projesi vasıtasıyla 20.02.2009-15.05.2009 tarihleri arasında Emniyet Genel Müdürlüğünün farklı illerde ve birimlerde görev yapan 20 emniyet personeli tarafından 56 kez; Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı bünyesindeki KOMBS Yolcu Projesi vasıtasıyla da 2 polis memuru tarafından 26.03.2009 ve 30.03.2009 tarihinde 6 kez sorgulama yapıldığının tespit edildiği,
Bu kapsamda, sanıklardan Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Kaçakçılık Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yapmakta olan ..."in, katılan ..."ın yurt dışına çıkış ve yurda giriş bilgilerini öğrenmek amacıyla 26.03.2009 tarihinde beş kez,
Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Bilişim Suçları ve Sistemleri Şube Müdürlüğü Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yapmakta olan sanık ..."ın, katılan ..."ın yurt dışına çıkış ve yurda giriş bilgilerini öğrenmek amacıyla 14.05.2009 tarihinde beş kez,
Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Dairesi Başkanlığı Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliğinde görevli sanık sivil memur ..."ın, katılan ..."ın yurt dışına çıkış ve yurda giriş bilgilerini öğrenmek amacıyla 14.05.2009 tarihinde bir kez sorgulama yaptığının saptandığı ve sanıklar hakkında soruşturma izni verildiği,
Bunun üzerine sanıklar hakkında başlatılan adli soruşturma neticesinde; Emniyet Genel Müdürlüğünün 09.03.2005 tarihli ve 6429-15 sayılı giriş ve çıkış kayıtları konulu 2005/26 sayılı genelgesi ve mer"i mevzuata göre, bir kişiye ait yurt dışına çıkış ve yurda giriş bilgilerinin verilmesinde mutlaka kişilerin ya da vekillerinin yazılı müracaatı, kamu kurum ve kuruluşları ile adli mercilerin yazılı bir talepleri olması gerektiği halde, sanıkların, kişisel meraklarından dolayı kendilerine görevleri gereği verilen şifreleri kullanıp, hiçbir yasal gerekçe ve dayanağı olmadan, yetki aşımı suretiyle katılan ..."ın yurt dışına çıkış ve yurda giriş bilgilerini sorgulayarak TCK"nın 136/1. maddesinde tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediklerinin iddia edildiği anlaşılmakla,
Katılan ..."a ait kişisel veri niteliğindeki yurt dışına çıkış ve yurda giriş bilgilerini, fiziki olarak tevdi edilmesi halinde kolaylıkla görebilecek konumda olan sanıkların, doğrudan bir görev tevdi edilmese dahi, salt veri tabanının güvenliği nedeniyle kendilerine verilen şifreleri kullanıp, sistemde sorgulama yaparak, bu bilgileri okumaktan ibaret eylemleriyle kişisel verileri ele geçirdikleri kabul edilemeyeceği gibi, söz konusu kişisel verileri, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştıklarına ilişkin haklarında bir iddia ileri sürülmeyen ve basında çıkan haberlerin doğruluğunu araştırarak gerektiğinde amirlerine bilgi verme amacını taşıdıklarını ifade eden sanıklara, basit bir şifre sayesinde sistemde yer alan verilere erişebilme imkanının verilmiş olması ve veri içeriklerinin sanıklardan gizlenmemiş olması karşısında, sanıkların sistemde sorgulama yaparken, hukuka aykırı hareket ettikleri bilinciyle davrandıkları da kabul edilemeyeceğinden, sanıklara isnat edilen eylemde TCK"nın 136/1. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve aynı Kanun"un 134/1-1. maddesinde tanımlanan özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının yasal unsurlarının oluşmamasından dolayı sanıkların CMK"nın 223/2-a maddesi gereğince beraatlerine dair yerel mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Suç tarihlerinin gerekçeli karar başlığında her bir sanık için ayrı ayrı yazıldığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki, sanık ... hakkındaki suç tarihinin gerekçeli karar başlığına yazılmadığına ve bu hususun mahallinde ilavesi mümkün eksiklik olarak kabul edildiğine ilişkin eleştiriye iştirak edilmemiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, sanıklara yüklenen fiillerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar vekilinin eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine, sübuta ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA, 06.04.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Polis memuru olan sanıkların, doğrudan bir görev tevdi edilmediği halde, kendilerinde bulunan şifreleri kullanarak, katılan ..."e ait kişisel veri niteliğindeki yurt dışına çıkış ve giriş bilgilerini sorgulamalarının, kişisel verileri ele geçirme suçunu oluşturacağı ve sanıkların beraatlerine dair hükümlerin bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.