Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2016/1158
Karar No: 2018/520

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/1158 Esas 2018/520 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2016/1158 E.  ,  2018/520 K.

    "İçtihat Metni"

    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Sayısı : 226-69

    Nitelikli yağma suçundan sanıklar ..., ... ve ...’un TCK"nın 149/1-c, 53 ve 62. maddeleri, sanık ...’in ise aynı Kanun"un 149/1-h, 53 ve 62. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında ayrıca TCK"nın 58. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Hakkari Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.03.2011 tarihli ve 226-69 sayılı hükümlerin, sanıkların müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 24.12.2015 tarih ve 14134-46435 sayı ile TCK"nın 53 ve 58. maddeleri yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 27.06.2016 tarih ve 209222 sayı ile;
    "...Yargılama aşamasında CMK’nın 150/3 ve 156. maddeleri uyarınca zorunlu olarak mahkemenin istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafiin, zorunlu müdafii konumunda olması nedeniyle, aynı Yasanın 188/1. maddesi kapsamında, yapılan tüm oturumlarda hazır bulunması zorunluluğu vardır. Aksi hal savunma hakkının kısıtlanması nedenini oluşturmaktadır.
    Yukarıda belirtilen nedenlerle zorunlu müdafi hazır bulundurulmadan hüküm kurulmasının CMK"nın 150/3, 188/1, 289/1-e maddelerine açıkça aykırı olması nedeniyle hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmesi yerine esastan inceleme yapılarak düzeltilerek onanmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu..." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    5271 sayılı CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 11.07.2016 tarih ve 4751-5660 sayı ile, itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Yerel Mahkemece, nitelikli yağma suçundan yargılanan sanıkların müdafisi hazır bulundurulmaksızın hüküm kurulmasının, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 10.06.2010 tarihli iddianamesiyle; sanıklar ..., ... ve ... hakkında TCK"nın 149/1-c maddesinde düzenlenen birden fazla kişi tarafından birlikte yağma suçundan; sanık ... hakkında ise aynı Kanun"un 149/1-h maddesinde düzenlenen gece vakti yağma suçundan kamu davasının açıldığı,
    Yerel Mahkemece Hakkari Barosu Başkanlığına hitaben yazılan 14.06.2010 tarihli müzekkereye göre; sanıklar hakkında CMK"nın 150/3. maddesi uyarınca müdafi görevlendirilmesi ve 27.07.2010 tarihinde saat 09.20"de yapılacak duruşmada hazır bulunmalarının istendiği,
    Hakkari Barosu Başkanlığınca sanıklar ... ve ... için Av. ...’ın, sanıklar ... ve ... için ise Av. ....’ın müdafi olarak görevlendirildiği,
    08.03.2011 tarihli sanıklar ve müdafilerinin bulunmadığı oturumda Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasını bildirdiği, Yerel Mahkemece mütalaaya karşı diyeceklerinin sorulması için sanıkların müdafilerine tebligat yapılmasına karar verildiği, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalası tebliğ edilmesine rağmen sanıkların müdafilerinin mütalaaya karşı herhangi bir dilekçe vermedikleri, 29.03.2011 tarihinde sanıklar ve müdafilerinin katılmadıkları oturumda sanıkların nitelikli yağma suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Oldukça geniş bir kavram olan savunma hakkı, şüpheliyi ve sanığı ilgilendirdiği kadar, bir gün şüpheli veya sanık konumuna düşebilecek toplumda yaşayan herhangi bir ferdi, dolayısıyla da toplumu ve yine adaleti sağlama yükümlülüğü bulunan Devleti ilgilendirmektedir. Çünkü ceza yargılamasında savunma, yargılamanın sonucunda verilen ve iddia ile savunmanın değerlendirilmesinden ibaret olan, hükmün doğru olmasını sağlar. Bu yönüyle, geniş bir bakış açısı ile değerlendirilmesi gereken savunma hakkı, susma, soru sorma, kendi aleyhine işlemlere katılmama, tercümandan yararlanma, kanıtların toplanmasını isteme, duruşmada hazır bulunma… gibi hakların yanında müdafiden yararlanma hakkını da içerir.
    Savunma, Anayasamızın 36. maddesiyle anayasal güvence altına alınan meşru bir yol, müdafii de savunmanın meşru bir aracıdır. Dolayısıyla söz konusu hüküm, müdafii aracılığı ile savunulmayı da anayasal güvence altına almaktadır.
    Savunma hakkı, uluslararası belgelerde de değerine uygun yerini almıştır. Bunlardan, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi"nin 11/I., Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Milletlerarası Antlaşma"nın 14/3-b-d, Avrupa İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi"nin 6/3-b-c maddeleri sanığın müdafiden yararlanması konusunda açık düzenlemeler getirmiştir.
    01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesinde, üst sınırı en az beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada, şüpheli veya sanığın müdafisinin bulunmaması hâlinde talebi aranmaksızın kendisine müdafi atanacağı hüküm altına alınmış iken, 19.12.2006 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun"un 21. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 150. maddesinde değişiklik yapılarak bu zorunluluk, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara şamil kılınmış, bu şekilde daha önce üst sınırı en az 5 yıl hapis cezası gerektiren suçlarda sanıklar için zorunlu müdafi atanması sistemi, alt sınırı 5 yıldan daha fazla hapis cezası gerektiren suçlardan yargılanan sanıklarla sınırlandırılmıştır.
    5271 sayılı CMK"nın “Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem ve müdafilik görevinden yasaklanma” başlıklı 151. maddesinin birinci fıkrasında “(1) 150 nci madde hükmüne göre görevlendirilen müdafi, duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, hâkim veya mahkeme derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar. Bu durumda mahkeme oturuma ara verebileceği gibi oturumun ertelenmesine de karar verebilir” düzenlemesi yer almaktadır.
    5271 sayılı CMK savunma hakkı konusunda oldukça hassas davranmış, bunun bir sonucu olarak da isteğe bağlı müdafiliğin yanında, bazı hâllerde zorunlu müdafiliği benimsemiştir. Aynı Kanun"un 2. maddesindeki tanıma bakıldığında, Ceza Muhakemesi Kanunu anlamında zorunlu (veya istek üzerine atanan) müdafii ile vekaletnameli müdafi arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.
    “Duruşmada hazır bulunacaklar” başlıklı 188. maddesinin birinci fıkrası;
    “Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin karar oturumu dâhil tüm oturumlarda hazır bulunması şart koşulmuş; 29.10.2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 676 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname"nin 96. maddesi ile bu fıkraya “Müdafiin mazeretsiz olarak duruşmayı terk etmesi halinde duruşmaya devam edilebilir” cümlesi, 24.12.2017 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname"nin 96. maddesi ile de “mazeretsiz olarak” ibaresinden sonra gelmek üzere “duruşmaya gelmemesi veya” ibaresi eklenmiştir.
    5271 sayılı CMK"nın "Delillerin tartışılması" başlıklı 216. maddesi ise;
    "(1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir.
    (2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.
    (3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir" şeklinde düzenlenmiş iken, 25.08.2017 tarihli ve 30165 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmündeki Kararname"nin 148. maddesi ile üçüncü fıkraya "Bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez" cümlesi eklenmiştir.
    Ceza muhakemesi hukukunda ki yasa değişikliklerinde “derhal uygulama” kuralı geçerlidir. Derhal uygulama ilkesi gereğince, bir usül işlemine o sırada yürürlükte bulunan hukuk kuralı uygulanır. Usul Kanunlarında yapılan değişiklikler yasa yürürlüğe girdikten sonra yapılacak işlemler hakkında uygulanır. Usul Kanunları, maddi ceza kurallarının aksine geçmişe yürümezler. Yapılmış işlemler eski yasaya, yapılacaklar ise yeni yasaya tabi olacaklardır.
    1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 308. maddesinin 5. fıkrası ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen 289. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması durumunda da hukuka kesin aykırılık hâli bulunduğu kabul edilmiştir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
    Yüklenen suçun alt sınırı itibarıyla Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği ve alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren nitelikli yağma suçundan yapılan yargılamada, CMK’nın 289/1-e maddesindeki emredici hüküm uyarınca duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken sanıkların müdafilerinin yokluğunda mahkûmiyet hükümleri tesis ve tefhim edilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
    Bu itibarla, haklı nedene dayanan itirazın kabulü ile Özel Daire düzelterek onama kararının kaldırılmasına ve Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; "itirazın reddine karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
    SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle,
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay Altıncı Ceza Dairesinin 24.12.2015 tarihli ve 14134-46435 sayılı düzeltilerek onama kararının KALDIRILMASINA,
    3- Hakkari Ağır Ceza Mahkemesinin 29.03.2011 tarihli ve 226-69 sayılı hükmünün, duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken sanıkların müdafileri hazır bulundurulmaksızın hüküm tesis ve tefhim edilmesi isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
    4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilerek Özel Daire düzeltilerek onama kararının kaldırılıp Yerel Mahkeme hükümlerinin bozulmasına karar verilmesi nedeniyle sanıkların cezaların İNFAZININ DURDURULMASINA ve TAHLİYELERİNE, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadıkları takdirde derhal salıverilmeleri için YAZI YAZILMASINA,
    5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 13.11.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi