Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2017/869
Karar No: 2018/504

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/869 Esas 2018/504 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2017/869 E.  ,  2018/504 K.

    "İçtihat Metni"



    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 18. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Asliye Ceza
    Sayısı : 73-294

    Sanık ... ...."nin imar kirliliğine neden olma suçundan TCK"nın 184/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 05.07.2013 tarihli ve 558-478 sayılı hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 18. Ceza Dairesince 22.12.2015 tarih ve 15297-14035 sayı ile;
    "3194 sayılı İmar Kanunu"nun 21/3 maddesine göre "derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar ruhsata tabi değildir". Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği"nin 14 ve 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliği"nin 16. maddesine göre esaslı tadilat, "yapılarda taşıyıcı unsuru etkileyen ve/veya inşaat alanını ve ruhsat eki projelerini değiştiren işlemler" şeklinde tanımlanarak, esaslı tadilatın, ruhsata tabi olduğu ifade edilmiştir.
    17.01.2011 tarihli yapı tatil zaptı ile mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre, 4 ve 5 No.lu dükkânlar arasındaki bölmenin 3 yıl öncesinde kaldırıldığının muhtemel olduğunun belirtildiğinin ve dükkân önündeki sundurmanın bina vasfında bağımsız bir bölüm oluşturup oluşturmadığı hususunda bir açıklık bulunmadığının anlaşılması karşısında, yapılan bu tadilatın, taşıyıcı unsuru etkileyen ve/veya inşaat alanını ve ruhsat eki projelerini değiştiren işlemler olup olmadığı ve ne zaman yapıldığı konusunda bilirkişiden ek rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, yerinde olmayan ve eksik kovuşturmaya dayananan gerekçeyle beraat hükümleri kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesi ise 07.06.2016 tarih ve 73-294 sayı ile;
    "...Mahkememizce yapılan keşif sonucunda verilen bilirkişi raporunda, 4 ve 5 No.lu dükkânların önündeki sundurmanın yerinde muhafaza edilmiş olmasının, onaylı röleve projesi hilafına bir durum yarattığı, 4 ve 5 No.lu dükkânların arasındaki ara bölme duvarının kaldırılmış olduğu, duvarın kaldırılma zamanının 4 No.lu dükkânın kiralanması ile birlikte takribi 3 yıl öncesinden olduğunun kuvvetle muhtemel görüldüğü belirtilmiş, İmar Kanunu"nda ve İstanbul İmar Yönetmeliği"nde yeni inşaat, ilave inşaat, esaslı tamir ve esaslı tadilatların, güçlendirmelerin ve cephe değişikliklerinin inşaat ruhsatına tabi olduğu, bunlar için proje hazırlatılıp onaylatılması gerektiği belirtildiği hâlde dava konusu ana gayrimenkulde bahse konu değişikliklerle ilgili olarak tanzim edilmiş herhangi bir projeye, belediyesinden alınmış herhangi bir izin belgesine veya bu iş için tanzim edilmiş herhangi bir yapı ruhsatı belgesine dosyasında rastlanmadığı belirtilmiş bulunduğundan, bilirkişiden ek rapor alınmasına gerek bulunmadığı düşünülerek, eski kararda direnilmiştir.
    Sanık Aziz Kefelioğlu hakkında 05.07.2013 tarihli karar ile verilen beraat kararı ile sanık Mithat Erdem hakkında verilen düşme kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
    Yapılan yargılama, sanık ... ...."nin savunması, Beşiktaş Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün yazıları, mahallinde yapılan keşif, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamından;
    Çamlık Ocakbaşı Restaurant adı altında sanık ... .... tarafından işletilen 4-5-6-7 ve 8 No.lu dükkânların arasındaki ara bölme duvarlarının örülmemiş durumda olduğu, 4 ve 5 No.lu dükkânların önündeki 3.00 metre x 6,30 metre ebatındaki sundurmanın/ilavenin yerinde durduğu ve sökülmemiş durumda olduğu, 5-6-7 ve 8 No.lu dükkânların eskiden beri bu şekilde olup aralarındaki bölme duvarlarının takribi 20-25 yıl öncesinden kaldırılmış olabileceği, 5-6-7 ve 8 No.lu dükkânların bölme duvarlarının kaldırılmasının 2005 yılından önce olduğu,
    4 ve 5 No.lu dükkânların arasındaki ara bölme duvarının ise 4 No.lu dükkânının kiralanması ile birlikte takribi 3 yıl öncesinden kaldırılmış olabileceğinin kuvvetle muhtemel görüldüğünün bilirkişi raporunda belirtildiği, dosyaya sunulan 4 No.lu dükkân ile ilgili kira sözleşmesinde de kiranın başlangıcının 01.07.2010 olduğu, buna göre, 4 ve 5 No.lu dükkânların arasındaki ara bölme duvarının keşif tarihi olan 24.06.2013 tarihinden yaklaşık 3 yıl önce, 4 No.lu dükkânın kiralanmasından sonra kaldırıldığının anlaşıldığı, tekrar örülmediği, aynı zamanda 4 ve 5 No.lu dükkânların önündeki sundurmanın kaldırılmamış olduğu, bu sundurmanın yerinde muhafaza edilmiş olmasının onaylı röleve projesi hilafına bir durum yarattığı, bu iki husus yönü ile imara aykırılığın devam ettiği...” gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar karar vermiştir.
    Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.08.2016 tarihli ve 286108 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle dosya Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gelmiş, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarihli ve 1183-1745 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca dosya kararına direnilen Yargıtay 18. Ceza Dairesine gönderilmiş, dosyanın gönderildiği Yargıtay 18. Ceza Dairesince 08.05.2017 tarihli ve 552-5236 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanık Mithat Erdem hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan verilen düşme ve sanık Aziz Kefelioğlu hakkında aynı suçtan verilen beraat kararları temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup, direnmenin kapsamına göre inceleme sanık ... .... hakkındaki imar kirliliğine neden olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    17.01.2011 tarihli ve 45-30 sayılı yapı tatil tutanağına göre; Beşiktaş Etiler İhsan Aksoy Sokak No. 6 adresinde, tapunun 68 pafta 620 ada ve 297 parsel sırasında kayıtlı bulunan sanık ... ....’nin işlettiği Çamlık Ocakbaşı isimli iş yeri tarafından kullanılan 4, 5, 6, 7 ve 8 No.lu dükkanların arasındaki bölme duvarlarının kaldırılmış olduğu, önlerinde zemin kat hizasında açılıp kapanabilen demontabl malzemeden yapılmış ilavenin mevcut olduğu ve yapının mühürlendiği belirtilerek İmar Kanunu uyarınca ruhsata aykırı binanın 15 gün içinde ruhsata uygun hâle getirilmesi veya yıktırılması gerektiği, aksi hâlde Encümence para ve yıkım cezası uygulanacağının ihtar edildiği,
    Beşiktaş Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 22.01.2013 tarihli ve 686610-337 sayılı yazısına göre; Çamlık Ocakbaşı tarafından kullanılan 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı dükkânların önünde zemin kat hizasında açılıp kapanabilen demontabl malzemeden yapılmış ilavenin söküldüğü, ancak aynı iş yeri tarafından kullanılan söz konusu dükkânların arasındaki daha önce kaldırılmış bölme duvarların örülmediği,
    Yerel Mahkemece yapılan keşif sonrası inşaat yüksek mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 01.07.2013 tarihli bilirkişi raporuna göre; Çamlık Ocakbaşı Restaurant tarafından işletilen 4, 5, 6, 7 ve 8 No.lu dükkânların arasındaki ara bölme duvarlarının örülmediği, 4 ve 5 No.lu dükkânların önündeki 3,00x6,30 metre ebadındaki sundurmanın (ilavenin) yerinde durduğu, 6, 7 ve 8 No.lu dükkânların önündeki sundurmanın yerinden sökülmüş olduğu ve önünün boş durumda olduğu, bitişen dükkânların her iki yanında çıkma altına duvar örülerek yandaki diğer dükkânların ayrıldığı, bunun çıkma altında boydan boya geçişi engellediği, bahse konu dükkânların arasındaki bölme duvarların kaldırılması ile 4 ve 5 No.lu dükkânların önündeki sundurmanın yerinde muhafaza edilmesinin onaylı röleve projesi hilafına bir durum yarattığı, dükkânların ön cephe kapı ve vitrin doğramalarının projesine uygun mütalaa edilebileceği, Çamlık Ocakbaşı Restaurant tarafından işletilen 5, 6, 7 ve 8 No.lu dükkânların eskiden beri bu şekilde olup aralarındaki bölme duvarlarının takribi 20-25 yıl öncesinden kaldırılmış olabileceği, 4 ve 5 No.lu dükkânların arasındaki ara bölme duvarının ise 4 No.lu dükkânın kiralanması ile birlikte takribi 3 yıl öncesinden kaldırıldığının kuvvetle muhtemel olduğu, Çamlık Ocakbaşı Restaurant tarafından işletilen 4, 5, 6, 7 ve 8 No.lu dükkânların ilave sundurmasız ve çıkma altı engelsiz mevcut hâlinin tüm kat maliklerinin muvafakati hâlinde ruhsata bağlanabileceği, İmar Kanunu’nda ve İstanbul İmar Yönetmeliği’nde yeni inşaat, ilave inşaat, esaslı tamir ve esaslı tadilatların, güçlendirmelerin ve cephe değişikliklerinin inşaat ruhsatına tabi olduğu, bunlar için proje hazırlatılıp onaylatılması gerektiği belirtilmesine karşın dava konusu ana gayrimenkulde bahse konu değişikliklerle ilgili olarak tanzim edilmiş bir projeye, belediyesinden alınmış herhangi bir izin belgesine veya bu iş için tanzim edilmiş bir yapı ruhsatı belgesine dava dosyasında rastlanmadığı,
    Yerel Mahkemece Kadıköy 2. İcra Müdürlüğünün 2011/11164 sayılı icra dosyası üzerinde yapılan incelenmeye göre; İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/1281 esas sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan davalar (projeye aykırılığın eski hâle getirilmesi) ile ilgili olarak 13.05.2009 tarihinde verilen karara istinaden icra takibine başlandığı, gerekçeli karar ile Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin onama kararı ve karar düzeltme isteminin reddine dair kararın dosya içinde bulunduğu, takibin devam ettiği, alacaklılar vekilinin 23.03.2012 tarihli mahkeme kararının yerine getirilmesi amacıyla İstanbul 11. İcra Müdürlüğüne talimat yazılması için dilekçe verdiği ve talimatın yazıldığı,
    Yerel Mahkemece İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2011/135 talimat sayılı dosyası üzerinde yapılan incelenmeye göre; İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi kararının icrası için Kadıköy 2. İcra Müdürlüğünün 2011/11164 esas sayılı dosyası üzerinden İstanbul Nöbetçi İcra Müdürlüğüne talimat yazıldığı ve 2011/135 talimat numarasını aldığı, dosya içerisinde eski hâle getirme, haciz ve yıkım tutanaklarının, Kadıköy 2. İcra Müdürlüğünün 17.10.2011 tarihli bilirkişi raporundaki hususların cebri icra yoluyla yerine getirilerek, düzenlenecek tutanağın gönderilmesi için yazılan yazının ve son olarak haciz tutanağı başlıklı 22.12.2011 tarihli tutanağın bulunduğu, İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesinden dosyaların celbi için yazı yazıldığı, cevabın gelmediği, ancak bu dosyanın kararı, bilirkişi raporu ve Yargıtay ilamının onaylı örneklerinin alındığı,
    Anlaşılmıştır.
    Tanık Ömer Korkmaz kovuşturma evresinde keşif icrası sırasında; 1977 yılından bu yana söz konusu binada esnaf olduğunu, beş yıl önce iki yıl süre ile yöneticilik de yaptığını, dükkânların yaklaşık 20-23 yıldan beri bu şekilde olduğunu, yaklaşık dört veya beş kez işletmecilerinin değiştiğini, Çamlık Ocakbaşı isimli yeri son olarak mülk sahibinin işlettiğini, 1974 yılında belirtilen yerde ilk kez ...., ..... ve ..... isimli şahısların ortaklaşa olarak lokanta açtıklarını, kebap salonunun açılışında söz konusu yere geldiğinde duvarların açık olduğunu, sadece yan tarafta taksi durağı olarak kartonpiyer ile bölünmüş bir bölüm olduğunu, 1984 yılında taksi durağının da kaldırıldığını, aslında binanın karar defterinin de olduğunu, ancak İsmet Ocaklı öldükten sonra kızlarının karar defterinin olmadığını söylediklerini, karar defterinde duvarlar ile ilgili bir kararın bulunmadığını beyan etmiştir.
    Sanık ... .... soruşturma evresinde; suça konu 5, 6 ve 7 No.lu dükkânları kardeşleri .... ...., .... .... ve kendisinin birlikte işlettiklerini, dükkânların arasındaki bölme duvarları kaldırdığını, belediyenin yapmış olduğu tespitten sonra ön tarafa konulan demontabl malzemeden yapılma ilaveyi söktüğünü, kardeşleri .... .... ve .... ....’nin bu olay ile ilgisinin olmadığını, evrakta 7 numaralı dükkânın sahibi olarak gösterilen ..... ....’yi tanımadığını, böyle bir şahsın olmadığını, Çamlık Ocakbaşı isimli iş yerinin işletmeciliğini hâlihazırda kendisinin yaptığını, kovuşturma evresinde ise; dükkânı devir aldığı zaman aynı şekilde olduğunu, hiç bir oynama yapmadığını, hâlihazırda dükkânın önünde olduğu söylenen demontabl malzemenin bulunmadığını, söz konusu yeri kendisinden önce Ruhi Kabil adlı kişinin çalıştırdığını, adı geçen şahıs dükkânı boşalttıktan sonra mal sahibinden kendisinin kiraladığını, her bir dükkânın ayrı ayrı malikleri olduğunu savunmuştur.
    5237 sayılı TCK"nın "İmar kirliliğine neden olma" başlıklı 184. maddesi;
    "1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
    3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.
    5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
    6) İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz" şeklinde düzenlenmiştir.
    Madde gerekçesinde de;
    “Madde metninde imar mevzuatında belirlenen usul ve koşullara aykırı olarak inşa faaliyetinde bulunmak, suç olarak kabul edilmiştir. Birinci fıkradaki suç, yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmakla oluşur. Böylece, sadece binayı inşa eden yüklenici, taşeron, usta veya kalfa değil; inşaatın sahibi de, bu suçtan dolayı fail olarak sorumlu tutulacaktır. Ayrıca, bu tür inşa faaliyetlerine kontrol ve denetim hizmeti veren teknik kişiler de bu suçtan dolayı fail sıfatıyla cezalandırılacaktır. İkinci fıkrada; yapı ruhsatiyesi olmadan başlatıla inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılması ya da bu hizmetlerden yararlanılmasına müsaade edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Üçüncü fıkraya göre, yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade edilmesi, ayrı bir suç oluşturmaktadır. Dördüncü fıkrada bu madde hükümlerinin uygulanma alanı ile ilgili sınırlama getirilmiştir. Bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanabilecektir. Örneğin organize sanayi bölgeleri, özel imar rejimine tabi bölge niteliği taşımaktadır. Ancak, sınai ürünlerin üretiminin yapıldığı tesisler açısından bu sınırlama kabul edilmemiştir. Bu bakımdan, köy sınırları içinde inşa edilen, sınai ürünlerin üretiminin yapıldığı tesisler açısından bu madde hükümleri uygulanabilecektir” açıklamalarına yer verilmiştir.
    Görüldüğü gibi uyuşmazlığa konu TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasındaki suçun oluşabilmesi için failin yapı ruhsatiyesi almadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapması ya da yaptırması gerekmektedir.
    TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun konusu, belediye sınırları veya özel imar rejimine tabi yerlerde bulunan binadır. Bu anlamda, belediye sınırları veya özel imar rejimine tabi yerler dışında bulunan binalar, anılan düzenlemenin kapsamına girmemektedir. Binanın mutlaka betonarme olması gerekmeyip ahşap binalar da TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrası kapsamındadır. Yine bu suç bakımından binanın ruhsata tabi olması yeterli olup belirli bir genişlikte veya yükseklikte olmasına gerek yoktur.
    Maddede belirtilen “bina” kavramından ne anlaşılması gerektiğine ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş olup, bu kavram İmar Kanunu’nun 5. maddesine göre belirlenmektedir. Anılan düzenlemede bina, “Kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılar” şeklinde tanımlanmıştır.
    TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasında yalnızca binadan söz edilmiş olup “yapı” kavramına yer verilmemiştir. Bu nedenle, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yapılan bahçe, istinat duvarı, yüzme havuzu, iskele, köprü, tünel, rıhtım, yol ve benzeri yapılar suç kapsamına dâhil değildir (Abdulbaki Giyik, İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu, TBB Dergisi, 2018, S. 134, s. 77).
    Öğretide, ruhsata uygun olarak yapılan binada ruhsat alınmaksızın sonradan değişiklik yapılmasının TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrası kapsamında olmadığı ileri süren yazarlar (Mine Arısoy, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu, Terazi Aylık Hukuk Dergisi, 2007, S. 13, s. 90; İbrahim Ceyhan, İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu, CHD, 2009, S. 10, s. 94) bulunmakla birlikte, böyle bir durumda suçun oluşup oluşmadığı, binada sonradan yapılan değişikliklerin niteliğine göre belirlenmelidir.
    Mevcut bir bina üzerinde ve binanın kapsamı dahilinde olmak koşuluyla, İmar Kanunu’nun 21. maddesinin 3. fıkrası uyarınca “Derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar” ruhsata tabi olmadığından, yapılan değişikliğin bu kapsamda kalması hâlinde suç oluşmayacaktır.
    Ancak, yasal düzenlemede sayılan hususlar dışında yapılan değişikliklerin mutlaka imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturacağı sonucuna ulaşılmamalıdır. İmar Kanunu’nun 21. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen sınırlamalar dışında kalan değişiklikler bakımından imar kirliliğine neden olma suçunun oluşabilmesi için;
    Söz konusu değişikliklerin ya İmar Kanunu’nun 5. maddesi anlamında bina olarak nitelendirilmesi ya da yapılan esaslı tadilatların binanın taşıyıcı unsurunu etkilemesi gerekmektedir.
    Yapılan değişiklikler bina olarak nitelendirilemiyorsa, İmar Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrasına aykırı davranılması nedeniyle aynı Kanun’un 42. maddesinde belirtilen idari yaptırımların uygulanmasıyla yetinilmelidir (Giyik, s. 78-79). Buna karşın, yapılan değişikliklerin İmar Kanunu’nun 5. maddesi anlamında bina vasfını taşıması durumunda TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasındaki imar kirliliğine neden olma suçu oluşacaktır.
    Yapılan değişikliklerin bina olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinde başvurulan ölçütlerden birisi, bunların “esaslı tadilat” kapsamında kalıp kalmadığıdır. Esaslı tadilat, 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliği"nin 16. maddesinde "Yapılarda taşıyıcı unsuru etkileyen ve/veya inşaat alanını ve ruhsat eki projelerini değiştiren işlemler" şeklinde tanımlanmış ve esaslı tadilatın ruhsata tabi olduğu ifade edilmiştir.
    Yargıtay uygulamalarına göre de sonradan ruhsata aykırı olarak yapılan değişikliklerin bina niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesinde binanın taşıyıcı unsurunu etkileyip etkilemediği veya alan kazanma niteliğinde olup olmadığı hususları dikkate alınmaktadır. Yine İmar Kanunu"nun 5. maddesine uygun kapalı alanda kullanılan malzemenin kalıcı olup olmadığı ve değişikliğin sabit şekilde yapılıp yapılmadığı da Yargıtay Özel Ceza Dairelerince değişikliklerin bina vasfında olup olmadığının değerlendirilmesinde kullanılan ölçütlerdendir.
    TCK’nın 344. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca imar kirliliğine neden olma suçunun, Kanun"un yayımlandığı 12.10.2004 tarihinde yürürlüğe girmesi ve 765 sayılı TCK’da bu suça yer verilmemesi nedeniyle hükmün yürürlüğe girdiği 12.10.2004 tarihinden önce bitirilmiş binalarla ilgili olarak TCK’nın 184. maddesi uygulama alanı bulamayacaktır. Bu nedenle anılan suçun oluşabilmesi için sonradan ruhsata aykırı olarak yapılan değişikliklerin 12.10.2004 tarihinden sonra gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir.
    Hükümden sonra 18.05.2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7143 sayılı Vergi Ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun"un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu"na eklenen geçici 16. maddede yer alan;
    “Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir.
    Yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari kullanımlarda yüzde beş oranında alınacak kayıt bedeli başvuru sahibi tarafından genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. 6306 sayılı Kanun kapsamında kullanılmak üzere kaydedilen gelirler karşılığı Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir. Bu ödenek, dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılarak kullanılır. Kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
    Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir.
    Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.
    Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir. Bu durumda, ikinci fıkrada belirtilen bedelin iki katı ödenir.
    Beşinci fıkra uyarınca kat mülkiyetine geçilmiş olması 6306 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez.
    Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların, Hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlar Bakanlığa tahsis edilir. Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine taşınmazlar Bakanlıkça rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu durumda elde edilen gelirler bu maddenin ikinci fıkrasına göre genel bütçeye gelir kaydedilir. Ayrıca bu gelirler hakkında 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
    Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, Yapı Kayıt Belgesi sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine bedeli ilgili belediyesine ödenmek kaydıyla taşınmazlar rayiç bedel üzerinden belediyelerce doğrudan satılır.
    Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz.
    Yapı Kayıt Belgesi, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerlidir. Yapı Kayıt Belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümleri uygulanır. Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır.
    Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz.
    Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir.” şeklindeki düzenleme, maddede belirtilen şartların yerine getirilmesi hâlinde ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapılarla ilgili yapı kayıt belgesi verilmesinin sağlaması bakımından sanık lehine hükümler içermektedir.
    Öte yandan, ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delillerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK; adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Beşiktaş Etiler İhsan Aksoy Sokak No. 6 adresinde, tapunun 68 pafta 620 ada ve 297 parsel sırasında kayıtlı bulunan sanık ... ....’nin işlettiği Çamlık Ocakbaşı isimli iş yeri tarafından kullanılan 4, 5, 6, 7 ve 8 No.lu dükkânların arasındaki bölme duvarların kaldırılmış olduğu ve önlerinde zemin kat hizasında açılıp kapanabilen demontabl malzemeden yapılmış ilavenin bulunduğunun belediye görevlilerince tespit edildiği olayda;
    Sanığın, kovuşturma evresinde, suça konu iş yerini kendisinden önce Ruhi Kabil isimli kişinin çalıştırdığını ve anılan yeri devraldıktan sonra hiçbir değişiklik yapmadığını savunduğu, hükme esas alınan 01.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda suça konu imalatların ne zaman yapıldığına ve kaldırıldığına ilişkin teknik verilere dayanan bir tespit bulunmadığı, binanın taşıyıcı unsurunu etkileyip etkilemediği veya inşaat alanı ile ruhsat eki projelerini değiştiren işlemlerden olup olmadığına da yer verilmediği dikkate alındığında;
    Sanığın suça konu iş yerini ne zamandan itibaren işletmeye başladığı ve bu kapsamda esaslı tadilatların sanık tarafından mı yoksa kendisinden önceki işletmeciler tarafından mı yapıldığı hususlarının tespit edilebilmesi amacıyla sanığın ifadesinde geçen Ruhi Kabil isimli bir kişinin var olup olmadığının araştırılıp, var olduğunun tespit edilmesi hâlinde açıklanan hususlar ile ilgili olarak tanık sıfatıyla ifadesine başvurulması, yargılamaya konu edilen tadilatın ne zaman yapıldığı ve tadilatın bina mahiyetinde alan kazanma niteliğinde olup olmadığı, alan kazanma dışındaki tadilatın ise taşıyıcı unsurları etkileyip etkilemediği hususlarında bilirkişiden teknik verilere dayalı ek rapor alınması ve dosyadaki tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
    Öte yandan, ulaşılan sonuç karşısında, hükümden sonra 18.05.2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7143 sayılı Vergi Ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun"un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu"na eklenen Geçici 16. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
    Bu itibarla Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesi ise 07.06.2016 tarih ve 73-294 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanık hakkında eksik araştırmayla hüküm kurulması ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16. maddesindeki düzenleme, maddede belirtilen şartların yerine getirilmesi hâlinde ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapılarla ilgili yapı kayıt belgesi verilmesini sağlaması bakımından sanık lehine hükümler içerdiğinden, sanığın hukuki durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması sebepleriyle BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 06.11.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi