Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2017/200
Karar No: 2018/493

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/200 Esas 2018/493 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2017/200 E.  ,  2018/493 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 3. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Asliye Ceza
    Sayısı : 164-102

    Kasten yaralama suçundan sanık ..."in, TCK"nın 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 29, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Kelkit Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.01.2013 tarihli ve 147-7 sayılı hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 07.04.2015 tarih ve 31457-12351 sayı ile;
    "...Adli sicil kaydında 5237 sayılı TCK"nın 51. maddesinde düzenlenen erteleme hükümlerinin uygulanmasına engel sabıkası bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden erteleme hükümlerinin uygulanmaması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Kelkit Asliye Ceza Mahkemesi ise 25.03.2016 tarih ve 164-102 sayı ile;
    "...Her ne kadar mahkememizce SSÇ hakkında "Yaralama" suçundan verilen 2 yıl 1 ay hapis cezası hükmü, Yargıtayca, adli sicil kaydında 5237 sayılı TCK"nın 51. maddesinde düzenlenen erteleme hükümlerinin uygulanmasına engel sabıkası bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden erteleme hükümlerinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuş ise de; erteleme hükümlerinin düzenlendiği TCK"nın 51/1. maddesi gereğince erteleme hükümlerinin uygulanabilmesi için verilecek cezanın miktarının üst sınırının 2 yıl olması gerektiği, bu bağlamda mahkememizce bozma öncesinde verilen hükümde sonuç ceza miktarının bu sınırı geçtiği anlaşıldığından Yargıtay bozma kararı yasaya uygun görülmediği" gerekçesiyle bozma kararına direnerek sanığın önceki hükümdeki gibi cezalandırılmasına karar vermiştir.
    Direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.06.2016 tarihli ve 245344 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 1012-742 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 28.02.2017 tarih ve 559-1996 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanık hakkında 6136 sayılı Kanun"a muhalefet suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı itiraz edilmeksizin kesinleşmiş olup inceleme sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık hakkında kasten yaralama suçundan hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin yasal olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir
    İncelenen dosya kapsamından;
    Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesince katılan ... hakkında düzenlenen 09.09.2011 ve 21.09.2011 tarihli raporlarda; katılanın göğüs sol 4-5 interkostal aralıkta 3X1 cm boyutlarında penetran giriş deliği bulunduğu, solda yoğun hemotoraks olduğu, katılanda meydana gelen yaralanmanın yaşamsal tehlikeye yol açtığı ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığının ifade edildiği,
    Kelkit Devlet Hastanesince sanık hakkında düzenlenen 29.08.2011 tarihli raporda; sanığın sırtında ve omzunda basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte sıyrıklar bulunduğunun belirtildiği,
    Erzurum Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 22.09.2011 tarihli uzman raporunda; tetkik için gönderilen 8,7 cm uzunluğunda, sırtı küt ve meyilli, tek ağızlı, oluklu, toplam uzunluğu 20,5 cm olan bıçağın açılmasını sağlayan ve namluyu sapa sabit hâle getiren susta tertibatının sağlam ve işler durumda olduğu, bıçağın 6136 sayılı Kanun"a göre yasak niteliği haiz sustalı bıçaklardan olduğu bilgilerine yer verildiği,
    Katılan ..."in; İstanbul"da ikamet ettiğini, sanıkla aynı kızı sevmeleri nedeniyle, sanığın telefonla arayarak kendisine hakaret ettiğini, “Köye gelme, seni öldüreceğim” şeklindeki sözlerle kendisini tehdit ettiğini, 28.08.2011 tarihinde İstanbul"dan Gümüşhane ili, Kelkit ilçesinde bulunan Sadak köyüne ailesi ile birlikte geldiklerini, 4-5 saat sonra sanığın kendisini telefonla arayarak köy içerisinde buluşmaya çağırdığını, olay yerine gittiğinde sanığın kendisine saldırıp yumrukla yüzüne vurduğunu, arkadaşı tanık ..."in kendilerini ayırdığını, dönüp gideceği sırada sanığın bıçakla göğsüne vurduğunu, Muhammet Keleş"in sanığa engel olduğunu, ..."in de sanığın elinden bıçağı alarak fırlattığını, sanığın bu sırada “Bırakın onu öldüreceğim” diye bağırdığını,
    Tanık ..."in; katılanla uzaktan akraba olduklarını, olay günü saat 21.00 sıralarında iftardan sonra katılanla birlikte köy kahvehanesine giderken sanığın küfrederek katılanı yanına çağırdığını, katılanın sanığın yanına gittikten sonra “Elinde bıçak var, yandım anam” diye bağırarak yere yığıldığını, hemen yanlarına gittiğini, sanığın elinden aldığı bıçağı yol kenarına savurduğunu, sanığın yürüyerek olay yerinden uzaklaştığını,
    İfade ettikleri,
    Sanık ..."in Cumhuriyet Başsavcılığında; Sadak köyünde ikamet ettiğini, katılanla akraba olduklarını, olay günü katılan ve tanık İshak"la köy içerisinde karşılaştığını, kendisinin sevdiği kızı katılan ..."in de sevdiğini, bu yüzden tartıştıklarını, katılanın kendisine hakaret edip yumruk attığını, tanık İshak"ın da kendisine yumrukla vurduğunu, aldığı darbelerle gözünün karardığını, korkutmak maksadıyla cebinde taşıdığı bıçağı çıkardığını, amacının yaralamak olmadığını, katılan ve İshak"ın birlikte üzerine doğru geldiklerini, bir anlık heyecan sonucu elindeki bıçağın katılanın karnına saplandığını, bıçağın katılanın bacağına geleceğini düşündüğünü, tanık İshak"ın bıçağı elinden aldığını ve harman yerine savurduğunu, katılanın arkadaşı olduğunu, çobanlık yaptığı için bıçak taşıdığını, pişman olduğunu,
    Sorguda; katılan ve yanındaki tanık İshak"ın üzerine yürümeleri nedeniyle onları korkutmak için elindeki bıçağı salladığını, katılanın yaralandığını, yaralama kastının bulunmadığını,
    Mahkemede; sevdiği kızla görüşmemesi için olay günü katılanın kendisine hakaret ettiğini, katılanın attığı yumrukla yere yığıldığını, bu sırada taşıdığı bıçağın yere düştüğünü, katılanı korkutup üzerine gelmemesi için bıçağı salladığını, kendisini savunmak maksadıyla hareket ettiğini, suçsuz olduğunu,
    Savunduğu,
    Yerel Mahkemece, olay tarihinde 18 yaşından küçük olan ve adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis cezasının TCK"nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken, “Hapis cezasının üst sınırı gereği ertelemeye dair hükmün uygulanmasına yasal olarak yer olmadığına” şeklinde gerekçe gösterildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Hapis cezasının ertelenmesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 51. maddesinde;
    “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin;
    a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,
    b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması,
    Gerekir...” şeklinde düzenlenmiştir.
    Buna göre, iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilenlerin cezasının ertelenebileceği, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş olanlar bakımından ise bu sürenin üst sınırının üç yıl olduğu belirtilmiş, ancak erteleme kararının verilebilmesi;
    1- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,
    2- Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması,
    Şartlarına bağlanmıştır.
    Bu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmekle birlikte, daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûmiyet, hapis cezasının ertelenmesine kanuni engel oluşturmaktadır. Bu durumda ayrıca kişinin suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması şartının değerlendirilmesine gerek olmayacaktır. Birinci şartın gerçekleştiği hâllerde ise, cezanın ertelenmesine karar verilebilmesi için, kişinin suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekmektedir. Anılan Kanun maddesi uyarınca, yalnızca hapis cezalarının ertelenmesi mümkün olup hapis cezasından çevrilen veya doğrudan verilen adli para cezalarının ertelenmesi imkânı bulunmamaktadır.
    07.06.1976 tarihli ve 4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile bu karara uyum gösteren Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere, “erteleme” cezanın doğrudan doğruya sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören bir şahsileştirme kurumudur. Hapis cezasının ertelenmesine veya ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken mahkemece gerekçe gösterilmeli ve bu gerekçe dosyada bulunan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmalıdır. Gerekçenin bu niteliği keyfîliği önlemek ve tarafları tatmin etmek özelliklerini de taşır. Zira kanuni, yeterli ve dosya kapsamıyla uyumlu bulunmayan bir gerekçeye dayanılarak erteleme hükmünün uygulanmaması, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, cezanın kişiselleştirilmesi ilkesine de aykırı olup, uygulamada keyfîliğe yol açabilecektir.
    Mahkemece, hapis cezasının ertelenip ertelenmeyeceğine ilişkin takdir kullanılırken, sanığın yargılama sürecindeki davranışları göz önünde bulundurularak pişmanlık duyup duymadığı değerlendirilmeli ve tekrar suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaat buna göre belirlenmelidir. Diğer taraftan yerel mahkemece gösterilen gerekçenin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dosya kapsamıyla uyumlu olup olmadığının Yargıtay denetimine tabi olacağında da şüphe bulunmamaktadır.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan ve hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis cezasının ertelenmesine engel sabıkası olmayan sanığın, yargılama sürecindeki davranışları göz önünde bulundurularak, pişmanlık duyup duymadığı değerlendirilerek sonucuna göre TCK"nın 51. maddesindeki erteleme hükmünün uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken, TCK"nın 51/1. maddesi uyarınca fiili işlediği sırada 18 yaşından küçük olan kişiler açısından ertelenebilecek hapis cezasının üst sınırının 3 yıl olduğuna dair açık hüküm gözetilmeksizin sanık hakkında hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis cezasının ertelenmemesine ilişkin olarak “Hapis cezasının üst sınırı gereği ertelemeye dair hükmün uygulanmasına yer olmadığı” şeklinde gösterilen gerekçenin yasal olmadığı kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık hakkında kasten yaralama suçundan hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken yasal gerekçe gösterilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Kelkit Asliye Ceza Mahkemesinin 25.03.2016 tarihli ve 164-102 sayılı direnme kararına konu hükmünün, suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık hakkında kasten yaralama suçundan hükmolunan 2 yıl 1 ay hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken yasal gerekçe gösterilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 01.11.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi