2. Hukuk Dairesi 2021/4855 E. , 2021/6032 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından ortak çocuk ..."ın velâyet düzenlemesi ve iştirak nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
İlk derece mahkemesince kadın tarafından açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, tarafların ortak çocuklarından ergin olmayan 2010 doğumlu ..."ın velayetinin ise idrak yaşındaki çocuğun beyan ve görüşü esas alınarak davalı babaya verilmesine hükmedilmiş, davacı annenin bu yöne ilişkin istinaf talebi üzerine bölge adliye mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda çocuğun üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar verilmesinin mümkün olduğu, dosyada bulunan sosyal inceleme raporu dikkate alındığında küçüğün velayetinin davacı anneye verilmesinin küçüğün menfaatine olacağı belirtilerek davacı annenin istinaf talebinin kabulü ile, ortak çocuk 2010 doğumlu ..."ın velayetinin davacı anneye bırakılmasına ve hükmün kesinleşmesinden itibaren aylık 800,00 TL iştirak nafakasının davalı babadan alınarak velayeten davacı anneye verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı baba tarafından temyiz edilmiştir.
Velayet ve kişisel ilişki düzenlenirken; göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun "Üstün yararıdır" (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme md.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m. 1; TMK m. 339/1. 34.3/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m. 4/b). Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Velayet düzenlemesi kamu düzenine ilişkin olup, re"sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir. Tarafların davayı kabulü de tek başına hukuki sonuç doğurmaz.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6. maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür.
Somut olayda; ilk derece mahkemesince aldırılan 01.07.2020 tarihli sosyal inceleme raporunda, çocuğun uzmana babası ile kalmak istediğini beyan ettiği, her iki ebeveynine yönelik olumlu duygularının olduğu, anne ile arasındaki duygusal bağın ise sınırlı olup bu yönde anne ve küçüğe danışmanlık tedbiri uygulanmasının faydalı olacağı, annenin müşterek çocuğu ihmal ve fiziksel istismar içerir davranışları olduğunu destekleyecek bir bulguya dosya kapsamından rastlanmadığı, bu nedenle velayetin anneye verilmesinin küçüğün menfaatine olacağı belirtilmiş ise de her iki ebeveynin de küçüğe yönelik olumsuz tavır ve davranışlarının bulunmadığı, küçüğün her iki ebeveyni ile de olumlu ilişkiler içerisinde olduğu, dava tarihi itibariyle ve halen davalı baba ile birlikte yaşadığı, alıştığı bir düzeninin bulunduğu, abileri ile de arasının iyi olduğu, idrak çağındaki çocuğun gerek uzman karşısında gerekse duruşmada alınan beyanında babası ile kalmak istediğini belirttiği, bu durumda dosyada, idrak çağındaki çocuğun beyanının esas alınmamasını gerektirir somut bir delilin bulunmadığı da gözetilerek idrak çağındaki küçüğün velayetinin davalı babaya verilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı erkeğin iştirak nafakasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 14.09.2021 (Salı)