Ceza Genel Kurulu 2017/39 E. , 2018/488 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 521-651
6136 sayılı Kanun"a muhalefet suçundan sanık ..."ın aynı Kanun"un 13/1, TCK"nın 62 ve 54. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 375 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve müsadereye, CMK"nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına ilişkin Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 13.05.2008 tarihli ve 139-474 sayılı kararın kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle dosyayı ele alan Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesince 30.04.2013 tarih ve 244-290 sayı ile, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle sanığın 6136 sayılı Kanun"un 13/1, TCK"nın 62, 53/1 ve 54. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 375 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 24.06.2015 tarih ve 28135-19893 sayı ile;
“1- Sanığın evinde ele geçen suça konu silahın dedesinden kaldığını ve antika sayılmasını istediği yönündeki savunması karşısında; silahın antika vasfında olup olmadığının belirlenmesi yönünden 01.06.1991 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 91/1779 sayılı Yönetmelik"in 59. maddesi uyarınca Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarından bu hususta görüş alınıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun 6136 sayılı Yasa"nın 11. maddesi de dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, noksan araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
a) Sanığın dedesinden kaldığını beyan ettiği silahın evinde yapılan aramada ele geçirilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, silahı taşıdığı yönünde bir delil bulunmayan sanığın eyleminin 6136 sayılı Yasa"nın 13/3. maddesine uygun bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
b) 5237 sayılı TCK"nın 53. maddesi uygulanmasında sanığın maddenin 1. fıkrasında sayılan hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, bu yoksunluğun kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar, diğer hakları yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesince 30.12.2015 tarih ve 735-984 sayı ile sanığın beraatine karar verilmiştir.
Hükmün Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 04.05.2016 tarih ve 2792-6115 sayı ile;
"Dosya kapsamından, suça konu silah ile ilgili Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünden 28.12.2007 tarihinde rapor alındığı, ekspertiz raporunda Rusya yapısı, Nagant marka yedili toplu tabanca olduğu belirtilen silahın atışa mani mekanik herhangi bir arızasının bulunmadığı, çap ve tipine uygun fişekleri patlattığı fakat antika olup olmadığı hususunda herhangi bir görüş içermediği anlaşılmakla, antika vasfında olup olmadığının belirlenmesi yönünden, tabancanın kırım işleminin yapılıp kayıt silmeye tabi tutulduğu hususu belirtilerek, nitelikleri önceki raporda belirtilen silahın antika vasfını haiz olup olmadığı hakkında ek rapor alınıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi ise 13.07.2016 tarih ve 521-651 sayı ile bozma kararına direnerek sanığın önceki hükümdeki gibi beraatine karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.10.2016 tarihli ve 358093 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesi ile dosya, kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 18.01.2017 tarih ve 10381-427 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı 6136 sayılı Kanun"a muhalefet suçunun sübutu bakımından eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliği"nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; aleyhe olan bozma kararına karşı sanığın beyanı alınmadan direnme kararı verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel Mahkemece, aleyhe bozmadan sonra yapılan yargılamada, çıkarılan duruşma davetiyesinin sanığa tebliğ edilemediği, herhangi bir araştırma ve yeni tebligat yapılmadan sanığın yokluğunda, aleyhine olan bozma kararına karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verildiği anlaşılmaktadır.
1412 sayılı CMUK"nın 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/2. maddesine göre, hükmün aleyhe bozulması hâlinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunludur. Aynı kurala 5271 sayılı CMK"nın 307/2. maddesinde de yer verilmiş olup anılan bu Kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkânı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır.
Bu zorunluluk beraat hükmüne yönelik bozma kararına direnilmesi hâlinde de geçerlidir. Zira Ceza Genel Kurulunca yapılacak inceleme sonucunda Özel Dairenin aleyhe bozması isabetli bulunup Yerel Mahkeme hükmünün bozulması mümkündür. 1412 sayılı CMUK"nın 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/3. maddesine göre ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir. Bu durumda sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyeceği sorulmadan beraat hükmüne yönelik bozma kararına direnilebileceğinin kabulü savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurabilecektir. Savunma hakkı, sanığın en önemli hakkı olup bu hakkın sınırlanması 1412 sayılı CMUK"nın 308/8. maddesi uyarınca mutlak bozma nedenidir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamaları da ısrar edilen önceki hüküm beraat dahi olsa sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilemeyeceği yönündedir.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden, sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2016 tarihli ve 521-651 sayılı direnme kararına konu hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 30.10.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.