3. Hukuk Dairesi 2014/19405 E. , 2014/14849 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ) MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen Tüketici Hakem Heyeti Kararının iptali davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, mahkemece verilen ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmesi üzerine, davacı vekili asıl hükümle birlikte red kararını temyiz etmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dava; elektrik abonelerinden tahsil edilen kayıp/kaçak bedeli hakkında verilen Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının itiraz yolu ile iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu kayıp/kaçak bedeli, miktar itibariyle karar tarihinde yürürlükte bulunan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22. maddesinde ve HUMK. nun 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırının altında bulunmakta ise de; kayıp/kaçak bedelinin alınıp alınmaması hususunda verilen hükmün salt alınan bu bedele münhasır olmayıp, sonraki faturaların düzenleme biçimine de etkisi olacağı, bir başka deyişle kararın ard etkisinin bulunduğu ve bu yöndeki talebinde devamlılık arz eden bir isteme ilişkin olduğu kuşkusuzdur.
Yine, kayıp/kaçak bedeli uygulaması nedeniyle eldeki dosyada tek bir abone uyuşmazlığı yargıya taşımış olmasına karşın, ortada tüm aboneleri ilgilendiren, toplu bir hak uyuşmazlığının bulunduğu her türlü duraksamadan uzaktır.
Bu durumda, kayıp/kaçak bedelinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygun olduğu yönünde tespit istemini de içeren böyle bir davada verilen karar, konu ile ilgili mevzuat hükümlerinin ileriye dönük uygulanıp uygulanmaması yönünde de sonuç doğuracağından, temyiz incelemesinde 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22.maddesi ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427.maddesinde belirtilen kesinlik sınırının gözetilmemesi gerektiğine; dolayısıyla bu davanın miktar ve değerine bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğuna oybirliğiyle karar verilmiştir.
Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 13/05/2009 günlü ve 2009/13-122 E. 2009/189 K., 13/10/2010 günlü 2010/13-406 E.-2010/503 K.sayılı kararlarında da aynı hususlara değinilmiştir.
Bu nedenle kararın kesin olduğundan bahisle temyiz dilekçesinin reddine dair mahkemece verilen ek kararın kaldırılmasına karar verilerek, yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesinin incelemesine geçildi:
Davada, davacı ... şirketinin, abonesi olan davalıdan almakta olduğu kayıp/kaçak bedelinin alınmaması gerektiğine dair Tüketici Sorunları Hakem Heyetince verilen kararın iptali talep edilmiştir.
Mahkemece; faturada belirtilen kayıp/kaçak bedelinin, kaçak elektrik kullanmayan tüketiciye yansıtılmasının ve enerji nakil sırasında meydana gelen kaybın tüketiciden tahsil edilmesinin haksız şart sayılacağı, öte yandan tarife belirlenirken dikkate alınan bedelin ayrıca belirlenen tarife üzerinden alınmasının açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, taraf sıfatı (husumet), dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir.
Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi, kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir.
Bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir(pasif husumet ehliyeti).
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacı tarafın 83500 nolu elektrik abonesi olan Orhan Şen"in başvurusu üzerine, hakem heyetince davaya konu 11.05.2012 günlü ve 2012/374 nolu kararın verildiği, ancak bu kararın iptali istemiyle açılan davada davalı olarak ..."nın gösterildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece; pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de; sonucu itibariyle davanın reddi doğru olduğundan, HUMK. nun 438/9. maddesi uyarınca hükmün gerekçesinin açıklandığı şekliyle değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, 17.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.