3. Hukuk Dairesi 2014/19355 E. , 2014/14799 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ) MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen Tüketici Hakem Heyeti Kararının iptali davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, mahkemece verilen ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmesi üzerine, davacı vekili asıl hükümle birlikte red kararını temyiz etmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dava; elektrik abonelerinden tahsil edilen kayıp/kaçak bedeli hakkında verilen Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının itiraz yolu ile iptali istemine ilişkindir.
Sözü edilen kararda, kayıp kaçak adı altında alınan 2.482,23 TL"nin davalıya iadesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, davaya konu edilip hükme bağlanan uyuşmazlık miktarı 5219 ve 5236 sayılı yasalar ile HUMK. nun 427.maddesinde öngörülen kesinlik sınırının (1.820 TL"nin) üzerindedir.
Bundan ayrı, verilen bu karar, aynı zamanda tespit hükmü taşımakta olup, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi nedeniyle ileriki dönemlere de etkilidir.
Bu nedenle kararın kesin olduğundan bahisle temyiz dilekçesinin reddine dair mahkemece verilen ek kararın kaldırılmasına karar verilerek, yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesinin incelemesine geçildi:
Davada, davacı ... şirketinin, abonesi olan davalıdan almakta olduğu kayıp/kaçak bedelinin alınmaması gerektiğine dair Tüketici Sorunları Hakem Heyetince verilen kararın iptali talep edilmiştir.
Mahkemece; iptali istenen hakem heyeti kararının sadece Tüketici Mahkemesinde delil olarak ileri sürülebileceği, delil niteliğinde olan bir kararın iptalinin istemesinde de hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında, davalının yöneticisi bulunduğu tatil sitesiyle ilgili olarak mesken elektrik aboneliği sözleşmesinin imzalandığı, hukuken geçerli bu sözleşme ilişkisi devam ederken, davalının ...Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurarak faturalarına yansıyan kaçak/kayıp bedelleri adı altında alınan ücretin iadesine karar verilmesini talep ettiği, ... Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin de bu başvuru üzerine 30.11.2012 günlü ve 1703 nolu kararı ile şikâyetin kabulü yönünde karar aldığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır.
Görülmekte olan davada, davalı abonenin başvurusunun haksızlığının tespiti ve bu başvuru üzerine tesis edilen hakem heyeti kararının iptali istenilmiştir.
Davalının açıklanan işleminin hukuksal nitelikçe mevcut bir sözleşme ilişkisi sırasında yaratılmış bir muaraza (çekişme) olduğu; davadaki istemin de bu muarazanın önlenmesine yönelik bulunduğu açıktır.
Hukuk Genel Kurulunun 29.09.2004 gün ve 2004/13–417 E.-2004/442 K.sayılı ilamında da açıklandığı üzere; muarazanın meni (çekişmenin önlenmesi) davaları, usul hukuku anlamında tespit değil, eda davası niteliğindedir. Zira, bu tür davalarda, hem bir muarazanın varlığının tespiti ve hem de onun meni talep edilir.
Kaldı ki, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 gün ve 2010/3–119 E. 2010/159 K.sayılı ilamında da; bir sözleşmenin devamı sırasında taraflardan biri tarafından muaraza (çekişme) çıkarılması halinde de, diğer tarafın kendisine zarar verebilecek nitelikteki bu duruma son vermek, hukuki durumunu tereddüt içinde olmaktan kurtarmak için tespit davası açmasında hukuki yararının bulunduğu kabul edilmiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ortaya konulan ilkeler göz ardı edilerek, hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Ne var ki, temyize konu edilen karardan sonra verilen ve Dairemizce de benimsenen HGK. nun 21.05.2014 günlü ve 2013/7-2454 E.-2014/679 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından kaçak kullanmak (hırsızlanmak) suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin, kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaştığı da söylenemez.
Bundan ayrı olarak; elektrik kaybını önleme ve hırsızlıkları engelleme veya hırsızı takip edip, bedeli ondan tahsil etme görevi de bizzat enerjinin sahibi bulunan dağıtım şirketlerine aittir.
Bununla birlikte, tüketici olan vatandaşın faturalara yansıtılan kayıp-kaçak bedelinin hangi miktarda olduğunun apaçık denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, yani şeffaflık hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır.
Bu itibarla, mahkemece; yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçe davanın reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de; sonucu itibariyle davanın reddi doğru olduğundan, HUMK.nun 438/9.maddesi uyarınca hükmün gerekçesinin açıklandığı şekliyle değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, 17.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.