21. Hukuk Dairesi 2018/2075 E. , 2019/1143 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
A) Davacı İstemi;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekilinin, 1993 yılından itibaren davalı şirkete ait ... adresindeki matbaa/defter tesisi işyeri emsinde defer makinesi, makine operatörü olarak Basın-İş sendikasına üye ve sigortalı olarak çalışmakta iken 04/08/2006 tarihinde basınçlı hava takviyeli su ile defter makinesinin bakımını yaptığı esnada hava basıncındaki artış nedeniyle pet şişenin kapağının gözüne fırlaması ve sol gözünü tamamen kör etmesi suretiyle iş kazası geçirdiğini ve yüksek oranda maluliyete duçar olduğunu, iş kazasında müvekkiline atfedilecek bir kusurunun bulunmadığını, gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini almayan işverenin tam kusurlu olduğunu, davacının hala hayati fonksiyonlarını ifada zorluklar çekmekte olduğunu beyanla, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 04/08/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve 150,000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 04/08/2006 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 22/12/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 17.757,50 TL arttırmıştır.
B) Davalı Cevabı;
Davalı cevap dilekçesinde özetle; dosyadaki kusur raporları arasında herhangi bir çelişkinin olmadığını, müvekkilinin kusurunun olmadığının sabit olduğunu, davacının beyanlarının çelişkili olduğunu, ilk verdiği ifadeden sonra 7 sene geçtikten sonra dava dilekçesinde ifadesini değiştirdiğini ve iddialarını ispat edemediğini, somut olayda kusursuz sorumluluğun da olmadığını, zira illiyet bağının bulunmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi:
“Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğine; davanın, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası olduğu, davacı vekili tarafından, davacının, 04/08/2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda %39,2 oranında malul kaldığından bahisle; dava ve ıslah dilekçelerinde talep ettikleri miktarlardaki maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep olunduğu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişliği"nce tanzim edilmiş olan 29/12/2006 Tarih ve ZG/128 sayılı rapor ile; davaya konu olayın; 506 Sayılı SSK Kanununa göre iş kazası olduğunun, kazazede işçi ..."un yaralanması ile sonuçlanan kaza konusunun incelenmesi sonucunda; işyerinde işverenin, işçinin, çalışan herhangi bir işçinin dikkatsizliği, tedbirsizliği, ihmali, bilerek veya bilmeyerek bir hareketinden veya makine ve ekipmanların herhangi bir şekilde zarar vermesi gibi bir durum bulunmadığı, herhangi bir kimseye kusur vermeyi gerektirecek bir yönünün olmadığının tespit edilmiş olduğu, dosyada mevcut olan 22/01/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda iş kazasının meydana gelmesinde davalı işveren ... matbaacılık teknik San. Ve Tic. A.Ş."ne atfedilecek herhangi bir kusurunun olmadığının, kazazede işçinin, makinenin ayarını, ön hazırlığını, temizliğini yaparken, herhangi bir denge bozulması, sağlık problemi, makineden parça fırlaması vb. bir olumsuzluk olmaksızın tedbirsizliği ve dikkatsizliği sonucu sol gözünü herhangi bir yere çarpması sonucu kaza olayının meydana geldiğinin, kaza olayında kasıt olmadığının, başkaca kimsenin kusurunun bulunmadığının belirtilmiş olduğu ve bilirkişi Av. Erkan Paker tarafından tanzim edilmiş olan 08/12/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle; kusur raporunda iş kazasının meydana gelmesinde; davalı işverenin kusurunun olmadığı belirtildiğinden, davalı işverene rücu edilebilecek ilk peşin sermaye değerli gelir bulunmadığının ve takdiri mahkemeye ait olmak üzere davacının geçici iş göremezliği ve maluliyeti nedeniyle 183.204,20 TL maddi zararının olduğunun bildirildiği anlaşılmakla; bilirkişi raporları dikkate alınarak, davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde; davalı işverene atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığından; davacının kanuni şartları itibariyle gerçekleşmeyen davasının reddine karar verilmiştir.” şeklinde belirtilmiştir.
D) İlk Derece Mahkemesi Kararı:
“Davanın reddine” karar verilmiştir.
E)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesinde Özetle;
“Tdavacının davalıya ait matbaa-defter tesisinde 13 yıllık kıdeme sahip olarak defter makine operatörü olarak çalışırken 04/08/2006 tarihinde basınçlı hava takviyeli pet şişedeki su ile defter makinasının bakımını yaptığı esnada pet şişenin kapağının gözüne sıçraması sonucunda sol gözü kör olacak şekilde iş kazası geçirdiğini belirterek maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, işçinin müfettiş soruşturmasında ve savcılık ifadesinde temizlik işlemini yaparken aniden yere düşmesi ve bu esanada gözünü herhangi bir noktaya çarpması sonucu yaralandığını belirtmiş olması karşısında hükme esas alınan kusur raporunda davalıya yüklenecek bir kusurun bulunmadığına ilişkin değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmış, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla,davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir. ” şeklinde belirtilmiştir.
F) Bölge Adliye Mahkemesi Kararı:
“Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
G)Taraf Vekillerinin Temyiz Nedenleri;
Davacı Vekili temyiz dilekçesinde özetle; ÇSGB tarafından düzenlenen 29.12.2006 tarihli raporda “ işyerinde işverenin, işçinin, çalışna herhangi bir işçinin dikkatsizliğ, ihmali, bilerek veya bilmeyerek bir hareketinden veya makine ve ekipmanların herhangi bir şekilde zarar vermesi gibi bir durum bulunmadığı, herhangi bir kimseye kusur vermeyi gerektirecek bir yönü tespit edilemediği” görüş ve kanaatinin bildirildiğini, 22.01.2015 tarihli kusur raporu ile bu rapor arasında açıkça davacı müvekkilinin tedbirsizliği ve dikkatsizliğine yönelik tespitler açısından çelişki bulunduğunu, istihdam edenin sorumluluğu bakımından gerek kusur bilirkişi raporunda gerekse yerel mahkeme gerekçeli kararında hiçbir değerlendirme yapılmadığını,davalının mevzuatın öngördüğü tüm önlemleri almadığını, müvekkilinin olay günü basınçlı hava takviyeli su ile defter makinesinin bakımını yaptığı esnada hava basıncındaki artış nedeniyle pet şişenin kapağının gözüne fırlaması ve sol gözünü tamamen kör etmesi suretiyle iş kazası geçirdiğini ve yüksek oranda maluliyete duçar olduğunu, iş kazasının meydana gelmesinde kazazedeye atfedilecek bir kusur bulunmadığını, gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini almayan işverenin tam kusurlu olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
H) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
1- Dava, 04/08/2006 tarihinde meydana gelen zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının maddi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacı sigortalının, davalı iş yerinde defter makine operatörü olarak çalıştığı, olay tarihinde makinanın ayar çalışmalarını ve temizliğini yaparken, bir anda kendinden geçmesi ve bu esnada sol gözünü herhangi bir noktaya çarpması sonucu yaralandığı, SGK Başkanlığı tarafından olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği, davacı sigortalının sürekli iş göremezlik oranının % 39,2 olduğu, hükme esas bilirkişi kusur raporunda olayın meydana gelmesinde kasıt olmadığının, başkaca kimsenin kusurunun bulunmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Olay iş kazası olup, İş Hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş aktinden doğan işçiyi gözetme ( koruma ) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve işgüvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.22/01/2015 günlü bilirkişi raporunda; olayın meydana gelmesinde kimsenin kusurunun bulunmadığı belirtilmiş ise de bu raporun olaya ve oluşa uygun olmadığı ortadadır. Gerçekten, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptamadıkları anlaşılmaktadır.
Somut olayda, hükme esas bilirkişi kusur raporunun oluşa uygun olmadığı anlaşılmakla, zararlandırıcı olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanunu"nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar göz önünde tutularak konusunda uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşan üç kişilik bilirkişi heyetine dosyanın incelettirilerek tarafların kusur ve sorumluluklarının oluşa uygun şekilde yeniden belirlenmesi ile sonuca gidilmesi gerekirken, yetersiz kusur raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle inandırıcı güç ve nitelikte olmayan, 77.maddenin öngördüğü koşulları içermeyen kusur raporunu hükme dayanak almak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde,davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ: 1- Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesi"ne, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi"ne gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19/02/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.