19. Hukuk Dairesi 2017/3413 E. , 2019/3193 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili şirkete vade farkı faturaları nedeniyle borcu olduğunu, taraflar arasında ticari teamül bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket ile 4 seneye yakın bir ticari ilişkileri bulunduğunu, bu sürede yalnızca bir kez müvekkili şirketin davacı ile sözlü anlaşarak vade farkı ödediğini, taraflar arasında vade farkına ilişkin yazılı bir sözleşme, teamül bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında cari hesap şeklinde işleyen ticari ilişki bulunduğu, bu kapsamda davacının davalıya mal sattığı, dava ve takibe konu vade farkı faturalarından önce davacının davalı adına ikiden fazla vade farkı faturası düzenlemesi üzerine taraf ticari defter ve belgelerinden de anlaşıldığı üzere davalının bu vade farkı faturalarını itirazsız davacıya ödediği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi"nin yerleşik kararlarına göre tacir olan taraflar arasında vade farkı faturası düzenleme ve tahsiline ilişkin teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının itirazsız ödenmiş olmasının gerektiği, davacının vade farkı talebi için taraflar arasında teamül halini almış fiili bir uygulamanın bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının ... 6. İcra Müdürlüğü"nün 2014/3498 E. sayılı takip dosyasında takibe konu edilen 39.440,32 TL"lik asıl alacak ile 94,13 TL"lik faizinden oluşan toplam 39.534,45 TL"lik alacağa yapılan itirazın iptali ile takibin bu bedel üzerinden devamına, davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği ve icra takibinden sonra davalının banka havalesi yoluyla borca mahsuben davacıya gönderdiği 7.806,00 TL"nin takip dosyasının infazı sırasında dikkate alınmasına, 7.906,89 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmün davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 18/04/2016 tarihli ve 2015/17995 Esas-2016/6734 Karar sayılı ilamı ile; ‘’Davacı 2014 yılına ait vade farkı faturalarına dayanarak icra takibi başlatmış, itiraz üzerine bu dava açılmıştır. Bilirkişi tespitlerine göre taraflar arasında vade farkı ödemesi konusunda teamül olduğu anlaşılmaktadır. Davacı davalıdan vade farkı isteyebilir, ancak dosyada mevcut bilirkişi raporları arasında farklı tespitler olup mahkemece tarafların itirazlarını karşılayacak mahiyette alacak tespiti yönünden yeni bir rapor alınmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca kabule göre de davacı icra takibinden sonra dava açılmadan önce yapılan 7.806,00 TL ödemeyi düşerek dava açtığı halde mahkemece tüm alacak yönünden icra takibinin devamına denilerek talep aşımı yapılarak karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir’’ şeklindeki gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde benimsenen bilirkişi raporuna göre, takibe konu vade farkı faturalarından önce davacının davalı adına ikiden fazla vade farkı faturası düzenlediği, davalının bu vade farkı faturalarını itirazsız davacıya ödediği ve bu şekilde taraflar arasında vade farkı faturası düzenleme ve tahsiline ilişkin teamül halini almış fiili bir uygulamanın bulunduğu, icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 39.440,32 TL alacaklı olduğu, bu alacağın 7.806,00 TL’sinin takipten sonra davadan önce davacıya ödendiği, neticeten davacının davalıdan 31.634,32 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatı isteminin kabulüne karar verilmiş; hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen, bozma ilamının gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında da belirtildiği üzere, vade farkı fatura miktarları konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmakta olup, dava konusu faturalar davalı defterlerinde kayıtlı değildir. Bu durumda icra takibine konu vade farkı faturalarındaki miktarlara ilişkin inceleme ve hesaplama yapılması gerekir. Her bir vade farkı faturasındaki asıl alacağın hangi tarihte muaccel olduğu, muaccelliyet tarihinden ödeme tarihine kadar geçen sürenin tespit edilmesi ve ayrıca taraflar arasındaki önceki vade farkı faturalarında uygulanan vade farkı oranı da dikkate alınmak suretiyle, muaccelliyet tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süre yönünden takibe konu her bir vade farkı faturasındaki istenebilir miktarın belirlenerek oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yüzeysel inceleme ile herhangi bir hesaplama yapılmaksızın düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, 15/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.