7. Hukuk Dairesi 2015/40091 E. , 2016/1116 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay"ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının, davalı işyerinde büro elemanı olarak çalıştığını, 14/04/2008 tarihinden itibaren davalı işyerinde yetkili olan Hizmet-İş Sendikası"na üye olduğunu, davalı işyerinde yürürlükte bulunan TİS"nin 3/3. maddesinde büro elemanlarının sözleşme kapsamı dışında olduğunun belirtildiğini, ancak bu hükmün işyerinde genel olarak uygulanmadığını, davalı işyerinde fiilen büro işçisi olarak çalışmasına rağmen TİS"den yararlanan çok sayıda işçi bulunduğunu, dolayısıyla davalı işverenin bu hükme dayanarak keyfi uygulamaya gittiğini ve eşit konumdaki işçilere farklı muamelelerde bulunduğunu, ayrıca bu tür düzenlemelerin Anayasaya, Sendikalar Kanunu"na ve evrensel hukuk normlarına da aykırı olduğunu, bu nedenlerle davacının da diğer birçok büro işçileri gibi TİS"den yararlanmasının gerektiğini iddia ederek TİS gereği kendisine ödenmeyen bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığı için zamanaşımı savunması ve kesin hüküm itirazında bulunarak, davacının daha önce ... İş Mahkemesi"nin 2011/560 Esas sırasına kayden aynı mahiyette dava açtığını, bu davanın reddedilerek kesinleştiğini, kaldı ki, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının masa başında memurlarla birlikte çalıştığını, yapılan uygulamaların kanun ve TİS"lerine uygun olduğunu, eşitsizliğin bulunmadığını, 2011-2013 dönemi TİS"inde memur-işçi ayrımının kaldırıldığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, işverenin davacı ile aynı yerde çalışıp aynı işi yapan bir kısım personeli TİS hükümlerinden faydalandırdığı halde davacıyı faydalandırmadığı, faydalandırmama nedenlerini de objektif ölçütler çerçevesinde ispatlayamadığı, ayrıca işverenin eşit davranma ilkesine de aykırı davrandığı, işveren ile yetkili sendika arasında 2011 yılında imzalanan yeni TİS"nde, büro işçilerinin kapsam dışı olduğuna ilişkin maddenin kaldırılarak tüm işçilerin TİS ile getirilen tüm haklardan yararlandırılmaya başlandığı, böylelikle bu uygulamanın dahi işverenin başlangıçta yaptığı yanlış uygulamadan döndüğü anlamına geldiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, tarafların temyizi üzerine davacının temyiz taleplerinin reddi ile davalı temyizi bakımından esasa dair sair temyiz itirazları incelenmeksizin, “...Somut olayda, davacı daha önce TİS"den yararlanamadığı gerekçesiyle alacak davası açmış ve davası, yasal olarak TİS’den yararlanma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş veYargıtay’ca onanarak kesinleşmiştir,. Daha sonra huzurda görülen davayı, eşitlik ilkesine dayanak açıp aynı taleplerini yinelemiştir. Her ne kadar mahkeme, önceki kararın bu dava için kesin hüküm oluşturmayacağını gerekçesiyle, dosyaya sunulmuş Yargıtay dairelerinin emsal onama kararlarına itibarla davayı kabul etmiş ise de verilen karar hatalıdır. Çünkü, davacısı, davalısı ve dava konusu aynı olan bir konuda verilmiş karar, aynı taleple, aynı kişiler arasında açılacak ikinci davada kesin hüküm oluşturur. Davacının ilk davada talep ettiği TİS"den yararlanma talebinin reddedilmesi ve kararın kesinleşmesi karşısında, 2011 yılında yürürlüğe giren ve büro işçilerine yasal olarak TİS’den yararlanma hakkı veren TİS’in yürürlük tarihi olan 15.3.2011 tarihine kadarki dönem yönünden taleplerin kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile talebin tüm dönemi kapsar şekilde hüküm altına alınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. “ gerekçesi ile bozulmuştur.
Davacı vekilinin Daire kararında maddi hata yapıldığına ilişkin talebinin Dairemizin 09.12.2014 tarih ve 2014/19898 Esas 2014/22326 Karar sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine mahkeme bozma kararına uymuş, ek hesap raporu aldıktan sonra davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Mahkemece hükme esas alınan ek hesap raporunda davacının mevcut yevmiyeleri ile 15.03.2011 tarihinden itibaren Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen olması gereken yevmiyeleri arasındaki fark üzerinden alacakları hesaplanmıştır. Ancak bilirkişi raporundaki “mevcut-olan” yevmiyelerinin dosya içindeki bordrolarla karşılaştırılması sonucunda doğru olarak tespit edildiği görülmekte ise de, Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen “olması gereken” yevmiyeleri açısından rapor denetime elverişli değildir. Olması gereken yevmiyelerin nasıl tespit edildiği rapor içeriğinden anlaşılamamaktadır.
Öte yandan davacının bozma öncesi bilirkişi raporunda hizmet yılı prim farkı alacağı 62,92 TL yevmiye üzerinden 2517,00 TL olarak hesaplanmış, davacı vekili bu miktar üzerinden ıslah yapmış, mahkemece bu miktar hüküm altına alınmış iken, karar davalı yararına bozulduğu halde bu sefer nedeni açıklanmadan 75,55 TL yevmiye üzerinden hizmet yılı prim farkının 3022,00 TL olarak hesaplanması ve mahkemenin de talebi aşarak bu miktar üzerinden kabul kararı vermesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, yukarıda yazılı bozma nedeni ile ilgili denetime elverişli ek hesap raporu almak ve tüm deliller ile birlikte değerlendirerek çıkacak sonuca göre karar vermektir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 26.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.