Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2009/15876
Karar No: 2010/1340
Karar Tarihi: 09.02.2010

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2009/15876 Esas 2010/1340 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2009/15876 E.  ,  2010/1340 K.

    "İçtihat Metni"

    .......

    Davacı, geçirdiği trafik kazası sonucu yaralanan sigortalının maluliyeti nedeniyle bağlanan gelirlerin, 1479 sayılı Yasanın 63. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkemece, bozmaya uyarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, davacı Kurum ile davalılardan ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    Uyulan bozma ilamı üzerine sürdürülen yargılama sonucunda verilen kararda, “..."in ... tarafından kullanılan...... plakalı aracın ruhsatına göre sahibi olduğu açık olmakla birlikte 2918 sayılı Yasanın 3 ve 85/1. maddelerine göre işleten sıfatından bahsetmek mümkün değildir.
    İşleten sıfatından bahsedebilmek için belli başlı iki unsurun olması gerekir.Bunlardan birincisi ekonomik bağ, diğeri devamlılık unsurudur.
    ... aracını hatıra binaen geçici bir süre için arkadaşı ..."e kullanması için vermiştir ve amaç yine partiden tanıdığı ..... toplantıya getirilmesidir. ... ile arasında herhangi bir ekonomik ilişki olduğu, menfaat bağı bulunduğu ya da işçi işveren ilişkisi olduğu söylenemez. Kaldı ki dönüşte aracı kullanan şahıs ..."dır. ..."nın da önceden ..."i tanıdığı aracı kullanmasından dolayı ekonomik bir çıkarının bulunduğu, menfaat ilişkisinin bulunduğu söylenemez. Bu yönde herhangi bir delil de elde edilememiştir.
    Üstelik gerek ..., gerekse ... hayatın olağan akışına göre çok kısa sürebilecek ve yarım günün içerisine sığabilecek bir süre içerisinde aracı kullanmışlardır. Uzun bir süre aracı kullandıklarından ve kullanmanın devamlılık arz ettiğinden bahsedilemez. İlişki tamamen kişilerin birbirlerini tanımasına ve hatıra bağlıdır. Diğer bir bağlayıcı unsur şahısların aynı parti içerisinde yer almalarıdır. Bu
    ./...
    -2-

    durumda açıklanan nedenlerle; davalı ..."in işleten sıfatından söz etmek mümkün değildir. Yasal manada sorumluluğu söz konusu değildir. Davalı ..."e de husumet yöneltilemeyeceği kanaatine varılmıştır.” Gerekçesine yer verilerek, ... hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
    ..., karar gerekçesinde belirtildiği ve dosya içeriğindeki belgelerden de anlaşıldığı üzere, kaza anında sigortalının içinde bulunduğu ve ... tarafından kullanılan aracın kaza tarihindeki malikidir.
    “Konunun sağlıklı çözümü için öncelikle “işleten” teriminin hukuki niteliğinin irdelenmesinde yarar vardır. 2918 sayılı Yasanın 3. maddesinde Araç sahibi; “Araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişidir.”, İşleten ise: “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” Şeklinde tanımlanmıştır.
    Yasada ve öğretide; İşleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçütler söz konusudur. Bunlardan şekli ölçüt; satışa esas olan tescil belgesinde, trafik belgesinde, sigorta poliçesi ve vergi kaydında yazılı olmayı , maddi ölçüt ise; araçtan yararlanmayı ve araç üzerindeki eylemli egemenliği ifade etmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasında işleten kavramı ve kimlerin işleten olabileceği belirtilmiştir. Kural olarak aracın trafik tescilinde adına kayıtlı olduğu kişi yani araç sahibi aracı kendi hesabına ve kendisine ait olmak üzere kullanıyor üzerinde çıkar sağlıyorsa aynı zamanda işleten olup, hem şekli hem de maddi anlamda işleten sıfatını alacaktır.
    Noterlerin düzenleme yoluyla yaptığı satış ve devir işleminin arkasından yapılacak tescil mülkiyete karine oluşturması bakımından önem taşır. Kuşku olan durumlarda aracın malikine işleten gözüyle bakılmalı ve buna ağırlık verilmelidir...
    Varsayımlı işletenlik olarak öğretide adlandırılan ve 2918 sayılı yasanın 3. maddesinde düzenlenen kavramı da açıklamakta yarar vardır. Bunun temelinde yasanın muvazaalı (danışıklı) işlemlere karşı zarar görenleri koruma amacı yatmaktadır. Yasa koyucu aracın kayden maliki başkası görülse bile üçüncü bir kişi tarafından aracın kendi nam ve hesabına işletildiğinin, araç üzerinde fiili tasarrufta bulunulduğunun ilgilisince ispatı halinde bu kimsenin de işleten sayılacağını ifade etmektedir. Burada kazanılan işleten sıfatı değil işleten gibi sorumluluktur...” (YHGK, 06.03.2002 T., 2002/11-71 E., 2002/141 K.)
    “…araç sahibinin işleten olması, “aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde eylemli olarak egemenliği kullandığı” karinesine dayanır. Bu nedenle, tersi kanıtlanmadıkça araç maliki işletendir…
    Araç sahibinin işleten olduğu eylemli belirtiye (karine ip ucu) dayanmasına göre, tersi her türlü kanıtla kanıtlanabilir; asıl olan işletenin sorumluluğudur. Kamusal
    ../...
    -3-

    kayıtlara göre araç maliki olan (davalı), aracı mülkiyeti koruma (muhafaza) kaydıyla sattığını ya da kiraya ya da ariyet ya da rehin olarak verdiğini ya da araç üzerinde ekonomik çıkarın ve eylemli egemenliğin bir sözleşmeyle veya haksız eylemle varsayımsal işletene geçtiğini ileri sürerek işleten olmadığını kanıtlayabilir.”(Çetin Aşçıoğlu, Trafik Kazalarından Doğan Hukuk ve Ceza Sorumlulukları, .... 2008, s.10 ve 14)
    ... yönetimindeki ......plakalı aracın kaza tarihinde ... adına kayıtlı olduğu ve kazalının toplantıya getirilebilmesi için anahtarın yine ... tarafından verildiği, buna bağlı olarak işleten konumunda olduğu dosya kapsamı ve karar gerekçesiyle tartışmasız biçimde ortada bulunmakta olup; işleten sıfatının devri konusunda yukarıda sıralanan maddi ve hukuki olgulara uygun bir iddia ileri sürülüp kanıtlanamamışken, yazılı gerekçelerle ...’in işleten olmadığı kabulünden hareketle karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O hâlde, davacı ve davalılardan ... ile ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
    SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davalılardan ... ve ..."ya iadesine, 09.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.


    .....


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi