Abaküs Yazılım
10. Ceza Dairesi
Esas No: 2021/18627
Karar No: 2022/3394
Karar Tarihi: 17.03.2022

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2021/18627 Esas 2022/3394 Karar Sayılı İlamı

10. Ceza Dairesi         2021/18627 E.  ,  2022/3394 K.

    "İçtihat Metni"

    Adalet Bakanlığı'nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin 28/06/2019 tarihli ve 2019/19 esas, 2019/197 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 23/09/2021 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
    Dosya incelendi.
    GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
    A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
    1- Şüpheli ... hakkında, 04/01/2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Kulp Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonunda, 13/03/2014 tarihli ve 2014/12 soruşturma, 2014/36 esas, 2014/13 sayılı iddianame ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
    2- Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin 09/05/2017 tarihli ve 2014/127 esas, 2017/42 sayılı kararı ile, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62.maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 05/06/2017 tarihinde muhatabın işte olduğunu beyan eden aynı konutta oturan yakını imzasına tebliğ edilerek 13/06/2017 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
    3- Sanığın denetim süresi içerisinde 01/11/2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Gaziosmanpaşa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2018 tarihli ve 08/01/2019 tarihinde kesinleşen 2017/146 esas, 2018/402 sayılı kararı ile cezalandırıldığının ihbar edilmesi üzerine;
    Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 28/06/2019 tarihli ve 2019/19 esas, 2019/197 sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62.maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 23/09/2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
    Anlaşılmıştır.
    B-) Kanun Yararına Bozma İstemi :
    Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
    “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli ve 2014/127 esas, 2017/42 sayılı kararının 13/06/2017 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içinde 01/11/2017 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Kanun’un 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin 28/06/2019 tarihli ve 2019/19 esas, 2019/197 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
    1- Dosya kapsamına göre,
    Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 20/11/2020 tarihli ve 2019/2 esas, 2020/3 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. madde bir ve ikinci fıkrasının, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında,
    Somut olayda, sanığın 03/06/2014 tarihli oturumda alınan ifadesinde, Kulp İlçe Jandarma Komutanlığında askeri görevini ifa etmekte olduğunu bildirdiği, sanığın dosyada yer alan başkaca bir adresinin mevcut olmadığı ve söz konusu ifadesi haricinde bir daha beyanının alınmadığı, Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının "mernis şerhi" düşülmek suretiyle doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmakla, sanığın bilinen bir adresinin olmadığının anlaşılması halinde öncelikle "mernis adresi olduğu belirtilmeksizin" sanığın adres kayıt sistemindeki adresi esas alınarak anılan Kanun'a göre normal tebligat çıkarılması ve bu tebligatın "iade gelmesi halinde" ise bu kez aynı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği halde, doğrudan mernis adresine tebliğ işlemi yapılması sebebiyle anılan tebliğin usulsüz olduğu, bu durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
    2- Kabule göre de;
    Suç tarihi olan 04/01/2014 itibariyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi gereğince cezanın alt sınırının 1 yıl hapis cezası olduğu halde, Mahkemesince ceza tayin edilirken alt sınırdan ayrılındığına dair bir gerekçe gösterilmeden suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve sanık aleyhine olan 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca yapılan değişiklik uyarınca ceza takdir edildiği izlenimi uyandıracak şekilde fazla ceza tayin edilerek, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” denilerek Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin 28/06/2019 tarihli ve 2019/19 esas, 2019/197 sayılı kararının kanun yararına bozulması istenilmiştir.
    C-) Konunun Değerlendirilmesi:
    Sanık ... hakkında, 04/01/2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Kulp Cumhuriyet Başsavcılığının 13/03/2014 tarihli ve 2014/12 soruşturma, 2014/36 esas, 2014/13 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli ve 2014/127 esas, 2017/42 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 13/06/2017 tarihinde kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içinde 01/11/2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin 28/06/2019 tarihli ve 2019/19 esas, 2019/197 sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anlaşılmıştır.
    1- Somut olayda, Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 05/06/2017 tarihinde muhatabın işte olduğunu beyan eden aynı konutta oturan yakını imzasına tebliğ edilerek 13/06/2017 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
    7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinin, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, bu nedenle kararın doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarılmasının usulsüz olduğu, ancak; doğrudan MERNİS adresine çıkarılan tebligatın Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre değil muhatabın işte olduğunu beyan eden aynı konutta oturan yakını imzasına tebliğ edilmesi karşısında tebligatın geçerli olduğu anlaşıldığından (1) numaralı kanun yararına bozma düşüncesi yerinde görülmemiştir.
    2- Suç tarihi olan 04/01/2014 tarihi itibari ile yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, anılan Kanun'un 7/2. maddesi uyarınca suç tarihi itibari ile sonuç ceza yönünden sanığın lehine olan kanun maddesinin uygulanmasının yasal zorunluluk olduğu, Mahkemesince ceza tayin edilirken “alt sınırdan uzaklaştırmayı gerektirir bir neden bulunmadığının” belirtildiği de dikkate alındığında, ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibari ile sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesinde yer alan ceza miktarına göre temel cezanın “2 yıl hapis” olarak belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi, kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
    D-) Karar:
    Açıklanan nedenlerle,
    1- (1) numaralı kanun yararına bozma istemi yerinde görülmediğinden REDDİNE,
    2- Mahkemesince, ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibari ile sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesinde yer alan ceza miktarına göre temel cezanın “2 yıl hapis” olarak belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi kanuna aykırı olduğundan, Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin 28/06/2019 tarihli ve 2019/19 esas, 2019/197 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine,
    17/03/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.




















    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi