
Esas No: 2021/18620
Karar No: 2022/3391
Karar Tarihi: 17.03.2022
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2021/18620 Esas 2022/3391 Karar Sayılı İlamı
10. Ceza Dairesi 2021/18620 E. , 2022/3391 K."İçtihat Metni"
Adalet Bakanlığının, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2021 tarihli ve 2021/397 esas, 2021/144 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 23/09/2021 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli ... hakkında, 02/10/2011 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 27/10/2011 tarihli ve 2011/97367 soruşturma, 2011/50800 esas, 2011/22442 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
2- Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/10/2012 tarihli ve 2011/1477 esas, 2012/2521 sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 18/10/2012 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
3- Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yükümlülüklerine uymaması nedeniyle infaz dosyasının kapatıldığının bildirilmesi üzerine, Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 05/12/2013 tarihli ve 2013/581 esas, 2013/1190 sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1, 62 ve 50/1-a maddeleri gereğince 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık tarafından temyiz edildiği,
4- Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 05/12/2016 tarihli ve 2015/5730 esas, 2016/5727 karar sayılı ilamı ile, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme yapılması zorunluluğu nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği,
5- Bozma ilamına uyularak Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/06/2017 tarihli ve 2016/862 esas, 2017/439 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın gerekçesinde 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği hususunun belirtildiği, kararın 23/06/2017 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
6- Sanığın denetim süresi içerisinde 24/01/2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/01/2021 tarihli ve 2020/198 esas, 2021/37 sayılı kararı ile, 24/01/2020 tarihinde işlenen suçun, Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesince 15/06/2017 tarihinde verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde işlenmesi nedeniyle TCK’nın 191/5. maddesi gereğince ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı gerekçesiyle “davanın düşmesine, Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulmasına” karar verildiği,
7- Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesinin ihbarı üzerine; Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 02/03/2021 tarihli ve 2021/397 esas, 2021/144 sayılı kararı ile; hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 09/04/2021 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl denetim süresine tabi tutulmasına ilişkin Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/06/2017 tarihli ve 2016/862 esas, 2017/439 sayılı kararının 23/06/2017 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 24/01/2020 tarihinde aynı neviden suç işlediğinden bahisle yapılan ihbar üzerine hakkındaki hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2021 tarihli ve 2021/397 esas, 2021/144 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Sanık hakkında incelemeye konu dosya kapsamında 02/10/2011 suç tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonucunda;
1- Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/10/2012 tarihli ve 2011/1477 esas, 2012/2521 sayılı kararı ile sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına hükmedildiği,
2- Sanığın denetime uymadığının ihbar edilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesince 05/12/2013 tarihli ve 2013/581 esas, 2013/1190 sayılı kararı ile mahkûmiyetine hükmedildiği,
3- Anılan mahkûmiyet hükmünün Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 05/12/2016 tarihli ve 2015/5730 esas, 2016/5727 karar sayılı ilamı ile bozulması sonrası yapılan yargılama sonucunda Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/06/2017 tarihli ve 2016/862 esas, 2017/439 sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine ve hakkındaki hükmün 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi gereği açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğu nazara alındığında,
Sanığın denetim süresi içerisinde 24/01/2020 tarihinde işlediği iddia olunan suça ilişkin ve hükmün açıklanmasına esas kabul edilen Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/01/2021 tarihli ve 2020/198 esas, 2021/37 sayılı kararı ile; sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapmak kapsamında kalmayıp, uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu ve söz konusu suçun da Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/06/2017 tarihli ve 2016/862 esas, 2017/439 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiğinden bahisle kamu davasının düşürülmesine ve hükmün açıklanması için mahkemesine ihbarda bulunulmasına karar verilmesi üzerine hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de;
28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde yapılan değişikliklerden önce, Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesince 08/10/2012 tarihli karar ile sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulandığı nazara alındığında, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi gereğince değil 5271 sayılı Kanun'un 231/5 . maddesi uyarınca verildiğinin kabul edilmesi gerektiği gibi, 5237 sayılı Kanun'un 191/8. maddesi kapsamında verilmiş bir karardan da söz edilemeyeceği, bu durumda ise 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi uyarınca sanığın denetim süresinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabileceği nazara alındığında, ihbara konu kararın kamu davasının düşürülmesine ilişkin olduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 231/11. madde anlamında denetim süresi içerisinde işlenen ve hükmün açıklanmasını gerektirecek suçtan dolayı verilmiş bir mahkûmiyet kararından söz edilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün açıklanmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2021 tarihli ve 2021/397 esas, 2021/144 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Sanık ... hakkında, 02/10/2011 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/10/2012 tarihli ve 2011/1477 esas, 2012/2521 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesini takiben, sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymadığının bildirilmesi üzerine, Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 05/12/2013 tarihli ve 2013/581 esas, 2013/1190 sayılı kararı ile 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62 ve 50/1-a. maddeleri uyarınca 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 05/12/2016 tarihli ve 2015/5730 esas, 2016/5727 karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/06/2017 tarihli ve 2016/862 esas, 2017/439 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın gerekçesinde 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği hususunun belirtildiği, kararın 23/06/2017 tarihinde itiraz edilmeden kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içerisinde 24/01/2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/01/2021 tarihli ve 2020/198 esas, 2021/37 sayılı kararı ile, 24/01/2020 tarihinde işlenen suçun, Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesince 15/06/2017 tarihinde verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde işlenmesi nedeniyle TCK’nın 191/5. maddesi gereğince ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı gerekçesiyle “davanın düşmesine, Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulmasına” karar verildiği, ihbar üzerine de; Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2021 tarihli ve 2021/397 esas, 2021/144 sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına karar verildiği, anlaşılmıştır.
28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanun'u ile Bazı Kanun'larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddede yer alan düzenleme;
(1) Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191'inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanunu'nun 191'inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur.
(2) Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191'inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191'inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.
(3) Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191'inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur, şeklinde olup,
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, gerek uygulanma şartları, gerekse yaptırımlar ve doğuracağı hukuki sonuçlar bakımından birbirinden farklı niteliktedir.
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi düzenlemesine göre; sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmü, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesi uyarınca düşmesi sonucunu doğurmaktadır.
Kanun koyucu, kişi hakkında kurulan hükmün hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde kişilerin işledikleri birtakım suçlardan dolayı adli yönden lekelenmemeleri için bir fırsat tanımak istemiştir.
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 11. fıkrası; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir" hükmünü taşımaktadır. Buna göre, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya mahkemece kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmemesi/getirememesi hâlinde hüküm açıklanacaktır. Denetim süresi içinde kasıtlı bir suçtan mahkûm olunması durumunda hüküm açıklanabilmesi için bu ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olması yeterlidir.
5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde ise; kanuni zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracağından, denetim süresi içerisinde işlenen suçun kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ile aynı neviden olması gerekmekte olup, sanığın denetim süresi içerisinde aynı neviden olmayan kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilemeyecektir.Anayasanın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre, kanun düzenlemelerinin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete ... duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu ... duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. “Hukuki güvenlik” ve “belirlilik” ilkeleri hukuk devletinin unsurlarındandır. Bireyin devlete ... duyması, ancak hukuki güvenliğin sağlandığı bir hukuk devleti düzeninde mümkün olabilecektir. Anayasada öngörülen temel hak ve hürriyetlerin kullanılması ve insan haklarının insan hayatına egemen kılması için Devlet, bireylerin hukuka olan inançlarını ve güvenlerini korumakla yükümlüdür.
Tüm bu açıklamalar ışığında; somut olayda, Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/10/2012 tarihli ve 2011/1477 esas, 2012/2521 sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiş olması nedeniyle, 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesindeki koşullar gerçekleşmediğinden 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesine göre değil 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde CMK hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği gözetilmeden geçici 7/2. maddeye göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi kanuna aykırı ise de; sanığın, hukuki yaptırımlar ve sonuçlar konusunda yanıltılmış olduğu, ceza hukuku prensiplerinden olan “yaptırım ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirememe ya da ağırlaştıramama kuralı” gereğince, mahkemesince sanığın lehine olarak kanuna aykırı şekilde verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuki değerden yoksun sayılamayacağı, bu hukuka aykırılığın sanık lehine olması karşısında bozma nedeni yapılamayacağı, sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabilmesi için denetim süresinde işlenen suçun da kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ile aynı neviden olması gerekeceği,
6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/5. maddesinde yer alan; "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, sanığın denetim süresi içerisinde 24/01/2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesince 15/06/2017 tarihinde verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde işlenmesi nedeniyle TCK’nın 191/5. maddesi gereğince ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, zaten bu gerekçe ile de Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/01/2021 tarihli ve 2020/198 esas, 2021/37 sayılı kararı ile “davanın düşmesine” ve “Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulmasına” karar verildiği, Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesinin ihbarı üzerine de hükmün açıklandığı anlaşıldığından mahkemenin hükmün açıklanmasına ilişkin kararı kanuna uygun olup kanun yararına bozma istemi gerekçe yönünden yerinde değil ise de;
Sanık hakkında 02/10/2011 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle 08/10/2012 tarihinde tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, sanığın denetimli serbestlik tedbirini ihlal ettiğinin bildirilmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 05/12/2013 tarihli ve 2013/581 esas, 2013/1190 sayılı kararı ile; sanığın TCK’nın 191/1, 62/1 ve 50/1-a maddeleri gereğince 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 05/12/2016 tarihli ve 2015/5730 esas, 2016/5727 karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/06/2017 tarihli ve 2016/862 esas, 2017/439 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesinden sonra sanığın denetim süresi içerisinde aynı nevi’den suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verildiği anlaşılmakla;
Bozmanın sanık lehine olduğu, bozmaya konu 05/12/2013 tarihli kararda, TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince belirlenen 10 ay hapis cezasının TCK’nın 50/1-a maddesi gereğince paraya çevrilmesi suretiyle 6.000,00 Türk lirası adli para cezasına hükmedildiği halde bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle CMK’nın 307/4. maddesine aykırı davranılarak sanığın kazanılmış hakkının gözetilmemesi, kanuna aykırı olduğundan kanun yararına bozma isteminin değişik gerekçe ile kabulüne karar vermek gerekmiştir.
D-) Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, CMK’nın 307/4. maddesine aykırı davranılarak sanığın kazanılmış hakkının gözetilmemesi kanuna aykırı olduğundan Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2021 tarihli ve 2021/397 esas, 2021/144 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince değişik gerekçe ile kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 17/03/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.