15. Ceza Dairesi 2016/2464 E. , 2018/1978 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık (Değişen suç vasfına göre basit dolandırıcılık), özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : a-TCK"nın 157/1, 43, 52/2, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet (iki kez)
B-TCK"nın 207/1, 43, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet (iki kez)
Dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, müştekiye ait olan ve ele geçirilemeyen sahte nüfus cüzdanı ile müşteki adına değişik zamanlarda iki adet ...’den ve iki adet ...’den olmak üzere dört adet telefon hattı alıp kullanarak kullanım bedellerini ödemediği, böylece sanığın ikişer kez dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın, nüfus müdürlüğünün maddi varlığı olan nüfus cüzdanını kullanarak haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, eylemlerin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle dolandırıcılık suçundan hüküm kurularak eksik ceza tayini,
2-Özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 22.04.2014 tarih, 2013/11-397; 2014/202 E. K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK"nın “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği dikkate alınarak ve sanığın aynı nüfus cüzdanı ile başka sahte hatlar da çıkarttığı ve bu konuda başka kamu davalarının da bulunduğu belirtilmekle, zincirleme suç hükümleri açısından değerlendirme yapılması bakımından İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nini 2011/715 Esas sayılı davanın akıbetinin araştırılması, mümkün olması halinde bu dava ile birleştirilmesi, sonucuna göre, sanığın, aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü birden fazla ihlal edip etmediğinin belirlenmesi, aynı suç işleme kararının bulunması halinde ve sanığın değişik zamanlarda birden fazla sahte belge tanzim ederek kullanmış olması nedeniyle, TCK’nın 207/1, 43. maddeler kapsamında cezalandırılması gerektiği gözetilmeden iki ayrı suçtan hüküm kurularak fazla ceza tayini,
Kabule göre de; hükümden sonra 19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunun 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu"nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 4. fıkrasındaki "Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz" ve 5. fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükmü karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu"nun 56. maddesindeki düzenleme de gözetilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun"un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK"nın 321. maddesi uyarınca, hükümlerin BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 26.03.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.