10. Hukuk Dairesi 2009/17402 E. , 2010/1277 K.
"İçtihat Metni".......
Davacı, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ve yapılan masraflar için açılan ilk rücu davasından bakiye kusur farkı ile artışlardan kaynaklanan Kurum zararının 506 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak hükümde belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına göre, davacı Kurumun ve davalıların vekillerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, sigortalının hak sahiplerinden gelirden çıkanlar yönünden fiili ödeme miktarlarının mevcudiyeti nedeniyle, Kurumun talep edebileceği miktarın belirlenmesinde; ilk peşin sermaye değerli gelir ile, fiili ödeme miktarının karşılaştırılarak düşük olan 1.507,45 TL. tutarındaki ilk peşin sermaye değerli gelirin esas alınarak, bakiye %50 kusur karşılığı 753,72 TL.’ye hükmolunması gerekirken, hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek ilk peşin sermaye değerli gelirden yüksek olan fiili ödeme tutarının hükme esas alınarak 1.377,72 TL.’nin hüküm altına alınması isabetsizdir.
3-506 sayılı Kanunun 26’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere” ibareleri, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas, 2006/106 Karar numaralı kararı ile iptal edilmiş olup, Anayasa’nın 152 ve 153. maddelerinde öngörülen düzenleme uyarınca...... iptal kararlarının Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanması zorunludur.İptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun
.....
76’ncı maddesi gereğince, yürürlükteki kanunları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve Yargıtay’ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir kanun maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi de bulunmamaktadır. Bu nedenle, dava tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, söz konusu iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum karşısında; kısmen red kararı verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmamasına karşın; mahkemec, yargılama sonunda yapılan yanılgılı değerlendirme sonucu, davacı Kurumun davada haksız çıkan taraf olarak nitelendirilip, vekil ile temsil olunan davalı lehine vekalet ücreti verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hüküm fıkrasının 1. bendindeki “1.377,72” rakamlarının silinerek, yerine, “753,72” rakamlarının yazılmasına, hüküm fıkrasında harcın düzenlendiği 2. bendin silinerek, yerine, “Alınması gereken 43,67 TL harçtan peşin alınan 1.065,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.021,33 TL harcın istek halinde davalılara iadesine,”hüküm fıkrasında davacı ve davalı lehine vekalet ücretinin düzenlendiği 3. bendin silinerek, yerine, “Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 575,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine” sözcüklerinin yazılmasına, yargılama giderinin düzenlendiği 4. bentteki “59,84” rakamlarının silinerek, yerine, “35.14” rakamlarının yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalılardan alınmasına, 08.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
.......