10. Hukuk Dairesi 2008/11756 E. , 2010/1264 K.
"İçtihat Metni"........
Davacı, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının haksahiplerine bağlanan gelirler için açılan ilk rücu davasından bakiye kusur farkı ve gelirlerde meydana gelen artışlar nedeniyle kaynaklanan Kurum zararının 506 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, kararında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi hükmüne göre, mahkeme tarafları dinlemeden ve onların iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için usulüne uygun biçimde davet etmedikçe hüküm tesis edemez.
Dava konusu olayda; dava dilekçesi davalılardan ...’ye tebliğ edilmemiştir. Dava dilekçesi bu davalıya usulünce tebliğ edilerek, taraf teşkili sağlanmadan, davalı ..."nin savunma hakkı ortadan kaldırılarak davanın esasına girilip hüküm tesisi isabetsizdir.
2- Kabule göre de; İş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı, haksahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26.maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmiştir. Anayasa’nın 153. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının, Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ve giderek elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanması zorunludur. İptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı 21.03.2007 gününden sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca yürürlükteki yasaları tatbik etmekle yükümlü bulunan mahkemelerin ve Yargıtay’ın yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkileri bulunmamaktadır. İlgili yasanın 26. maddesindeki anılan cümlesinin iptali ile, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı, ya da, hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilk peşin değerli gelirlerin, tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerekir.
./..
-2-
Davacı tarafından, davalılar hakkında açılan ve kesinleşen ilk davada, davalıların toplam % 70 oranında kusurlu bulundukları, talep gibi masraflar ve ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışların % 25’inin hüküm altına alındığı, hükmolunan miktarın mahsubu ile bakiye % 45 kusur karşılığı Kurum zararının bulunduğu gözetilmeksizin, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.05.2008 tarih 2008/10-363 Esas, 2008/366 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, gelirlerde meydana gelen artışın ayrı bir olgu niteliğinde bulunması, önceki rücu davasında ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmesinin ilk davada hüküm altına alınmayan kusur farkı nedeniyle kesin hüküm engeli oluşturmaması, ilk rücu davasında hükmolunan gelir artışlarının, kusur farkından kaynaklanan eldeki davada hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine olanak bulunmaması karşısında; mahkemece, ilk rücu davasında, gelirlerdeki artışlarla birlikte hüküm altına alınan miktarın, kusur farkından kaynaklanan eldeki davada, ilk peşin sermaye değerli gelirlerden mahsubu ile, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Ayrıca, açıldığı tarihteki mevzuat ve içtihatlara uygun olan davada, söz konusu iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum karşısında, reddine karar verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmamasına karşın, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu, davacı Kurumun davada haksız çıkan taraf olarak nitelendirilip, vekil ile temsil olunan davalı lehine vekalet ücreti verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.....