5. Ceza Dairesi 2014/8055 E. , 2014/10784 K.
"İçtihat Metni"Esas No : 2014/8055
Karar No : 2014/10784
Tebliğname No : KYB - 2014/231566
Görevi ihmâl ve görevi kötüye kullanma suçlarından şüpheli M.. D.. hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Bilecik Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23/01/2009 tarihli ve 2008/1269 soruşturma, 2009/108 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik müştekî vekili tarafından yapılan itirazın reddine dair mercii Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/03/2009 tarihli ve 2009/298 müteferrik iş sayılı Kararının;
Dosya kapsamına göre; Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 13/07/2006 tarihli ve 2006/7506 sayılı yazısı ile ihtiyati haczin tatbiki istenmesi üzerine Bilecik İcra Müdürlüğünce 14/07/2006 tarihinde tanzim edilen 2006/319 talimat sayılı tutanak ile, H..Ltd. şirketinden alacağı nedeni ile icra takibine girişen B..H.. B.. Ltd. Şirketi lehine inşaat alanında haciz eyleminin gerçekleştirildiği; ancak sözkonusu haciz sırasında 30/06/2006 tarihinde sözleşmesi sona eren ve henüz malzemeleri haciz mahallinden teslim alınmamış olan G.. Mühendis şirketi lehine sevk irsaliyesi ve teslim tutanakları düzenlendiği gibi tutanak başlıklı belge ve borçlu şirket tarafından da G.. Mühendislik Şirketine ait olduğu kabul ile sabit olan bir kısım mal ve C tipi tünel kalıp malzemelerinin haczedildiği; ancak şikayetçi tarafından haciz esnasında bekçi ve mühendisin 3. kişi lehine istihkak iddialarının şüpheli tarafından tutanağa geçirilmediğinin iddia edildiği; bu iddianın doğruluğunun yeterince araştırılmadığı zira; zaptı imzalamaktan imtina eden A..N.."ın soruşturmada kendisinin ve şantiye şefi olan mühendis (yediemin) T.. G..’in, haciz sırasında haczolunan tünel kalıplarının G... Mühendisliğe ait olduğunu belirttiklerini ifade ettiği halde haczi gerçekleştiren şüpheli tarafından hacizli malların borçluya veya üçüncü kişiye ait olup olmadığını araştırması yapılmadığı gibi, haciz tutanağına bu beyanların yine şüpheli tarafından yazılmadığına ilişkin tespit olunan ifadenin Bilecik İcra Hukuk Mahkemesinin 27/11/2008 tarihli, 2008/64 muh. sayılı soruşturma kararında da belirtildiği, ayrıca hacizden sonra borçlu H.. İnşaat Şirketi vekili Avukat M..Ş.. tarafından 19/07/2006 tarihinde verilen dilekçe gereği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/12/2004 tarihli ve 2004/21-710 esas, 727 sayılı kararında da ifade edildiği üzere istihkak iddiası niteliğinde olan dilekçe talimat icra müdürlüğünce okundu şeklinde zapta geçmesine rağmen istihkak yasal prosedürünü işletmeyerek yazılı şekilde tutanağı imzalayan şüphelinin görevini kötüye kullandığı, nitekim bu olayla ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karardaki gerekçenin aksine dosyada mevcut Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 14/10/2008 tarihli 2008/14799 esas, 2008/15759 sayılı kararında 19/07/2007 tarihinde borçlunun, davacı üçüncü kişi yararına (İİK m. 96/1.) istihkak iddiasında bulunduğu, İcra Müdürlüğünün bu iddiayı dikkate almayıp İİK"nun 97. maddesindeki prosedürü işletmediğinin hukuken de ispat ve tespit edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 96/1, 2. maddesi gereğince istihkak iddiası üzerine "Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra zabıtlarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir, icra dairesi aynı zamanda istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere alacaklı ve borçluya üç günlük mühlet verir. Sükutları halinde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar." hükmüne aykırı olarak dilekçenin gereği usuli işlemleri yerine getirmeyerek öncelikle şüphelinin başkasına ait olduğu söylenen sözkonusu malları bunu tutanakta dahi belirtmeyip, usule aykırı olarak bizzat haczine ve yediemine teslim olunmasına neden olduğu, hacizden sonra da bu kez sözkonusu mallara ilişkin yasal istihkak prosedürünü işletmeyerek istihkak iddiasına ilişkin öncelikle G.. Mühendislik Şirketi olmak üzere borçlunun ve kamunun zarara uğratıldığı, böylece G... Mühendislik ile H.. İnşaat Şirketlerince aralarındaki sözleşme gereği, tanıklarca, sevk irsaliye ve teslim tutanakları ile G... Mühendisliğe ait olduğu belirtilen ve yine mevcut sözleşmenin sona ermesi nedeni ile alacaklının ve borçlunun alacak konusu ve iddialarının bulunmadığı sözkonusu malların maliki olan G.. Mühendislik şirketinin rızası dışı bu şirkete teslim edilmemesine neden olduğu, yüklenen eylemlerin yaptırımının genel olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257. maddesinde düzenlendiği; aynı Kanunun 66. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde, dosyadaki mevcut deliller itibariyle suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin de göz önünde bulundurulması gerektiği, yedieminin haciz sırasında şüpheliye malların başkasına ait olduğunu belirtmesine rağmen aynı yediemine bu malları teslim edip daha sonra da hacizli mallara ilişkin yasal prosedürlerin işlemesine engel olması, malikin ve yedieminin rızaları dışında bu malların elden çıkmasına neden olma şeklindeki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda belirtilen şikayet konusu olan eylemler bir bütün halinde ve eylemler sonucu geçen süreçte oluşan zarar değerlendirildiğinde isnat olunan eylemlerin hile ile kamu kurum ve kuruluşunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa ilişkin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158/1-d ve 290/2. maddelerine uyduğu; nitekim 290/2. maddesinde "Muhafaza edilmek üzere başkasına resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan taşınır malın bu kişinin elinden rızası dışında alınması halinde hırsızlık, cebren alınması halinde yağma, hileyle alınması hâlinde dolandırıcılık, tahrip edilmesi halinde mala zarar verme suçuna ilişkin hükümler uygulanır, kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek cezanın yarısından dörtte üçüne kadarı indirilir" yaptırımının düzenlendiği ve müsnet eylemlerin dolandırıcılık kapsamında değerlendirilmesi gerektiği cihetle, bu suç ve şikayet konusu eylemler bakımından iddianın doğruluğunun araştırılması için taraflarca sunulanlardan delil değerini haiz olanlar ile şüpheliye isnat edilen suça ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yarar her türlü delilin resen ve etraflıca araştırılıp ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturmaya ve değerlendirmeye dayalı verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik yapılan itirazın belirtilen gerekçelerle kabulü yerine yeterli ve yasal gerekçe göstermeksizin reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 16/06/2014 gün ve 94660652-105-11-4786-2014-12112/41045 sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarnamede belirtilen diğer gerekçeler yasal ve yerinde görülmemiş ise de; borçlu vekilinin 19/07/2006 tarihli dilekçesi üzerine İcra Müdür Yardımcısı olan şüphelinin istihkak sürecini işletmediğinin anlaşılması sebebiyle talep yerinde görüldüğünden kabulü ile Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 19/03/2009 gün ve 2009/298 müteferrik sayılı Kararın CMK"nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 12/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.