19. Hukuk Dairesi 2014/4849 E. , 2014/7555 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, takip dayanağı genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalayan muris ..."ın mirasçıları olan davalı-borçlulara karşı kredi alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın davalıların murisinin kefalet miktarı 12.940,00 TL. ile sınırlı olmak üzere itirazlarının iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., okuma yazma bilmeyen ve gözleri görmeyen murisin imzasının dava konusu kredi sözleşmesine sonradan eklendiğini, kaldı ki murisin malvarlığının iş bu dava konusu takip dosyasında talep edilen borç miktarını karşılamaya yeterli olmadığını, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerek davanın reddi ile %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., ... ve ... duruşmadaki beyanlarında; murisin mirasını almadıklarını, sözleşme imzalandığında murisin 85-90 yaşlarında olduğunu, okuma yazması olmadığını, mirasçıları olarak kendilerini dahi tanımadığını ileri sürerek davanın reddini istemişlerdir.
Diğer davalılar davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre; 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun"un 2. ve 7. maddelerinde "Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemler ile görülmekte olan davalarda da uygulanır” dendiği, 6098 sayılı yeni BK"nın kamu düzenine ilişkin kuralları arasında kefalet sözleşmesinde kefili koruyan hükümlerin de yer aldığı, dolayısıyla davaya konu kefalet akdinde de, kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarihe bakılmaksızın 6098 sayılı yeni BK"nın kefili koruyan hükümlerinin geçmişe etkili olarak bu davaya uygulanacağı, dava konusu kredi sözleşmesi incelendiğinde kredi sözleşmesinin sonunda yer alan bölümde kefil olarak davalılar murisinin parmak izinin bulunduğu, buna karşın okuma yazma bilmeyen muris yerine kefalet miktarı, kefalet tarihi, müşterek borçlu müteselsil kefil ibaresi yazıldığına göre, bu ibarelerin davalılar murisinin eli ürünü olmadığı ve bilgisi dahilinde olmadığı, zira imza atamayan davalılar murisinin, parmak izinin, köy veya mahalle muhtarı tarafından ve ihtiyar heyeti kurulu ile iki tanık tarafından onaylanmadığı, bu haliyle, yapılan kefalet akdinin, 6908 sayılı BK"nın 583. maddesinde sayılan şekil şartlarını taşımadığı, geçersiz olduğu, şekil yönünden geçersiz kefalet sözleşmesinin kefilin hukuki sorumluluğunu doğurmayacağı, bu sebeple davalı mirasçıların, geçersiz kefalet akdi nedeniyle, yapılan icra takibine itirazlarında haklı oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere 6101 sayılı TBK"nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun"un 1.maddesine göre TBK"nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Kefalet sözleşmesi 818 sayılı BK yürürlükte iken kurulduğundan 6098 sayılı TBK"nın 583.maddesindeki düzenlemeden dolayı geçersiz kabul edilemez. 6101 sayılı TBK"nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun"un 7.maddesinde 6098 sayılı TBK"nın derdest davalara uygulanması ile ilgili düzenleme yapılmışsa da bu hüküm 818 sayılı BK"ya uygun olarak kurulan kefaletin kamu düzenine aykırı olduğu sonucunu doğurmayacağından somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Açıklanan bu hükümler çerçevesinde somut olayda dava ve icra takip konusu kredi alacağının dayanağı genel kredi sözleşmesi 31.03.2008 tarihinde imzalandığından o tarihte yürürlükte olan 818 sy. Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olacaktır. Dosya kapsamındaki anılan genel kredi sözleşmesinin müşterek-müteselsil kefili davalıların murisi ..."ın okuma yazma bilmediğinden sözleşmeye imza yerine parmak izi bastığı sözleşme aslının incelenmesinden görülmüştür. 818 sy. BK"nın imza makamına kaim olacak işaretler başlıklı 15. maddesinde; “İmza vaz"ına muktedir olmayan bir şahıs, imza yerine usulen tasdik olunmuş ve el ile yapılmış bir alamet vazetmeğe yahut resmi bir şahadetname kullanmağa mezundur. Kambiyo poliçesine müteallik hükümler mahfuzdur” denilmektedir. O halde davalıların murisi kefilin genel kredi sözleşmesinin imzalandığı 31.03.2008 tarihinde geçerli olan BK"nın 15. maddesi hükmü gereği kredi sözleşmesindeki parmak izinin usulünce onaylanması gerekirken onay alınmadan verilen parmak izi geçersiz olduğundan mahkemece itirazın iptali davasının açıklanan bu gerekçe ile reddi gerekirken olaya uygun düşmeyecek şekilde 6098 sy. yeni BK"nın kefile ilişkin 583. maddesi gerekçe gösterilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değilse de sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK"nun 438/son maddesi gereği gerekçesi düzeltilmiş bu şekliyle onanması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün gerekçesinin düzeltilerek ONANMASINA, 16.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.