(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2018/4111 E. , 2020/1222 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki asıl menfi tespit ve birleşen istirdat davaları hakkında ilk derece mahkemesince verilen asıl ve birleşen davanın reddine yönelik hükme karşı asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi tarafından verilen istinaf başvurusunun kabulüne ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden kurulan hükümle asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik kararın temyizi üzerine Dairemizce verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda bu kere asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili asıl davada, davalı şirketin davacının genel müdürlüğünü yaptığı ... Seramik San.ve Tic. A.Ş."nden komple seramik fırın ve pres makinesi satın aldığını karşılığında 100.900,00 Euro bedelli çek ile birlikte 100.000,00 Euro bedelli kesin teminat mektubu verdiğini, malların ... Seramik San.ve Tic. A.Ş. tarafından 31.12.2010 tarihli fatura kesilerek davalı şirkete teslim edildiğini, satış işleminin gerçekleşip malın tesliminden iki ay sonra ortaya çıkan bir ihtiyaç sonucunda satışı gerçekleşen makinelerin kısa bir süreliğine iadesinin kararlaştırıldığını, bu anlaşmaya göre davalı şirketin uğrayabileceği zararlar gözönünde bulundurularak davacıdan 250.000,00 Euro değerinde teminat çeki verilmesinin talep edildiği, malların iadesi gerçekleştiğinde davalı şirketin verilen teminat çekini iade edeceğinin taraflar arasındaki e-postalarla sabit olduğunu, bunun üzerine davacının bu anlaşma doğrultusunda 436.000,00 TL bedelli şahsi çekini makineler iade edildiğinde geri verilmesi koşuluyla davalı şirkete teslim ettiğini, makinelerin davalı şirkete alındığı gibi iade edilmesine rağmen teminat olarak verilen çekin geri verilmediğini, bu sebeplerle 03.07.2011 keşide tarihli, 436.000,00 TL bedelli çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, dava konusu çekin hamili olan ..."in Şişli 6. İcra Müdürlüğü"nün 2011/17296 takip sayılı dosyaları ile çek borçlusu davacı aleyhine icra takibine geçtiğini, davacı ile davalı şirketin ticari bir ilişkisi olmadığını, davalı şirketin ... Seramik San. ve Tic. A.Ş. ile ticari ilişkisi olup, bu şirketten fırın satın alındığını, davacı ile ... arasındaki şahsi borç ilişkisinden davalı şirketin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davacı ..."ın asıl davadaki gerekçe ile takip konusu 03.07.2011 tarih ve 436.000,00 TL"lik çekin iptalini, ödenmesi halinde istirdadını talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, takip ve dava konusu çekin davacının davalıya satacağını vaat ettiği ev için aldığı para karşılığında verilmiş olduğunu ve evin satılmasından vazgeçilmesi üzerine çekin icraya konulduğunu savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davacının yöneticisi olduğu ... Granit Seramik San.ve Tic. A.Ş. ile davalı ... Yapı Kimyasalları Madencilik ve Taş. San. Tic. A.Ş. arasında satışa konu olan fırının modüllerinden birinin dava dışı ... Yapı Kimyasalları Madencilik ve Taş. San. Tic. A.Ş."ne gönderildiği ve tekrar davalı ... Yapı Kimyasalları Madencilik ve Taş. San. Tic. A.Ş."ne teslim edildiği anlaşılmakta ise de davacısının keşidecisi olduğu uyuşmazlık konusu çekin ödünç ilişkisinin teminatı olduğunun tek başına e-posta yazışmalarından, tanık anlatımlarından ve defter kayıtlarından anlaşılamadığı, davacının keşide ettiği çekin teminat çeki olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dava konusu çekin teminat olarak verilip verilmediği hususunda toplandığı, fırının iadesi ile ilgili olarak taraflar arasında e-posta yazışmalarından önce muhtelif görüşmeler olduğu ve ilk e-postanın da görüşmelerin sonucu olarak davacıya gönderildiği, bu e-postanın fırının geri gönderme koşullarına ilişkin olan bir icap mahiyetinde olduğu, davacının cevabi e-postası ile teminat miktarı dışındaki bütün konularda davalının e-postasındaki teklifleri kabul etmesi, davacının dip notuna rağmen davalı tarafından ret cevabı göndermemesi, takip eden süreçte önerilerin tamamının icra edilmiş olması nedeniyle taraflar arasında e-posta içerikleriyle mutabakat sağlandığı, çekin teminat çeki olduğunun HMK’nın 202. maddesine göre de kanıtlandığı, emlakçı veya inşaatçı olmayan davacının ileride satmayı vaad ettiği bir ev için davalıdan 436.000,00 TL"yi elden alıp karşılığında çek vermiş olmasının da inandırıcılığının olmadığı, dava konusu çekin satılan fırının satıcı şirkete bir süreliğine iade edilip kullanıldıktan sonra tekrar alıcıya gönderilmesinin teminatı olarak verildiği ve fırının anlaşmaya uygun olarak tekrar alıcıya iade edilmesine rağmen çekin anlaşmaya aykırı olarak geri verilmediği hususunun davacı tarafça ispatlandığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairemizin 2018/4927 esas ve 2018/2193 karar sayılı ve 18.04.2018 tarihli kararı ile “1- Asıl ve birleşen davanın konusu aynı çektir. Bu çek hamiline yazılmış olup keşidecisi davacı ...’dır. Çekin 1. cirantası ..., bankaya ibraz eden son hamil ... Yapı Kimyasalları Madencilik ve TAŞ. San. A.Ş. olup muhatap banka tarafından çekin karşılığının olmadığı çek arkasına yazılmıştır. Asıl davada davacı ... davalı ... Yapı Kimyasalları Madencilik ve TAŞ. San. A.Ş aleyhine bu çekten dolayı borçlu olmadığı iddiasıyla menfi tespit istemiş ise de davalı bankaya ibraz ettiği çekin karşılıksız çıkması üzerine çeki TTK’nın 818/1-k maddesi yollamasıyla TTK’nın 724 . maddesi gereğince çeki kendisine ciro eden ...’e iade edip, ... tarafından da davacı aleyhine takibe geçildiği, bu davalının çekle ilgili alacak hakkı kalmadığından davalının pasif dava ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek istinaf talebinin bu sebeple reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüyle yerel mahkeme kararının kaldırılması doğru görülmemiş olup asıl davaya yönelik hükmün bozulması gerekmiştir. 2- Birleşen davada, dava konusu çekin 1. cirantası olan ...’in TTK’nın 818/1-k yollamasıyla TTK’nın 724. maddesi gereğince çeki ciro ettiği ... Yapı Kimyasalları Madencilik ve TAŞ. San. A.Ş.’den geri almış ve çekin hamili olarak davacı aleyhine takip yapmıştır. ...’in yukarıda yazılı TTK hükümleri uyarınca çekin hamili olarak takip yapma hakkına sahip olduğu gözetilmeden çek zincirinde ismi olmayan kişilerle ilgili ve olayda uygulanma yeri olmayan 6102. sayılı TTK’nın 793/1 maddesinden bahisle davalı ...’in takip yapma hakkı olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yerel mahkeme kararının doğru olduğu gözetilip istinaf talebinin reddi gerekirken kabulü bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, asıl ve birleşen davanın konusunun aynı çek olması, çekin hamiline yazılı olması, çekin keşidecisinin davacı ... olması, çekin 1. cirantasının ... olması, bankaya ibraz edenin son hamil ... Yapı Kimyasalları Madencilik ve Taş. San. A.Ş. olması, muhatap banka tarafından çekin karşılığının olmadığının çek arkasına yazılması, asıl davada davacı ... davalı ...Yapı Kimyasalları Madencilik ve Taş. San. Tic. A.Ş. aleyhine bu çekten dolayı borçlu olmadığı iddiası ile menfi tespit davası açmakla birlikte davalı şirketin bankaya ibraz ettiği çekin karşılıksız çıkması üzerine çeki TTK"nun 818/1-k maddesi yolllaması ile TTK"nun 724. maddesi gereğince çeki kendisine ciro eden ..."e iade edip, ... tarafından da davacı aleyhine takibe geçilmesi, davalı şirketin çekle ilgili alacak hakkı kalmaması nedeniyle bu davalı hakkında pasif dava ehliyeti bulunmadığı bu itibarla ilk derece mahkemesinin bu davalı hakkındaki davanın reddine karar vermesinin yerinde olduğu, birleşen davada ise dava konusu çekin 1. cirantası olan ..."in TTK"nun 818/1-k maddesi yolllaması ile TTK"nun 724. maddesi gereğince çeki ciro ettiği ... Yapı Kimyasalları Madencilik ve Taş. San. Tic. A.Ş."nden geri almış olması ve çekin hamili olarak davacı aleyhine takip yapma hakkına sahip olmasınedeniyle bu davalı hakkındaki ret kararının da yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İstinaf mahkemesince davacının istinaf talebinin kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak davanın esası hakkında yeni bir karar verilmiş ve bu karar Dairemizce ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Bu bozma kararına karşı istinaf mahkemesi önceki kararında direnebileceği gibi bozmaya uyarak yeni bir karar da verebilir. Ancak istinaf mahkemesinin bozmaya uyması halinde vereceği karar istinaf talebinin esastan reddine ilişkin olamaz. Artık verilecek karar işin esasına yönelik olmalıdır.
Dairemizin bozma karında her ne kadar "...Yerel mahkeme kararının doğru olduğu gözetilip istinaf talebinin reddi gerekirken kabulü bozmayı gerektirmiştir." denilmiş ise de bu durum istinaf mahkemesinin ilk istinaf incelemesi için belirtilmiştir.
Somut olayda istinaf mahkemesi ilk derece mahkemesinin kararını kaldırdıktan sonra tamamen yeni bir karar vermiş ve bu karar Dairemizce bozulmuş ve istinaf mahkemesince de bu bozmaya uyularak yargılama yapıldığına artık göre işin esası hakkında istinaf mahkemesince dava hakkında yeni bir hüküm tesis etmesi gerekir.
Bu itibarla istinaf mahkemesi tarafından bozmaya uyulduktan sonra bu kere istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek yeni bir hüküm tesis edilmemesi muhakeme hukukuna aykırı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle istinaf mahkemesinin kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden asıl ve birleşen dava davacısına iadesine, 24.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.