10. Hukuk Dairesi 2009/16247 E. , 2010/915 K.
"İçtihat Metni"....
Davacı, murisi ......’ın, 07.04.1956 tarihinde bir günlük çalışmasının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
05.12.1994 tarihinde vefat eden .......ın kızı olarak mirasçısı olduğu belirgin olup, 01.01.1963 doğumlu olan ve 23.08.1994 tarihinden itibaren evli olduğu anlaşılan davacının, 16.03.2009 tarihli eldeki davayı açmasında hukuki yararı olup olmadığı incelenmeksizin karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi, tespit davaları bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespiti istemiyle açılan bir dava türüdür. Tespit davaları sonucunda verilen hükümler, bir hukuki ilişkinin tespitini sağlayan ve yalnızca bu yönü itibarıyla kesin hüküm oluşturabilen, bu işlevi dışında başka bir hukuki sonuç doğurmayan, cebrî-icraya yetki vermeyen hükümlerdir.
Tespit davalarının dinlenebilmesi için kural olarak genel dava koşullarından başka tespit davalarının kendine özel koşulları olarak nitelendirilen iki özel koşula daha ihtiyaç bulunmaktadır. Bunlardan ilki “ hukuki ilişki“ ikincisi ise “hukuki yarar” dır.
Birinci koşul olan hukuki ilişkiden maksat, bir kişi ile diğer bir kişi (veya bir şey) arasında somut bir olaydan doğan hukuki ilişkidir. Tespit davasının konusunu ancak bir hukuki ilişki oluşturabilir. Gerçekten tespit hükmü ile ancak bir hak ve alacağı doğuran hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığı belirlenir. Bu nedenle uygulamada, yalnızca maddi olay yada olayların tespiti için açılan tespit davalarının dinlenemeyeceği, bunların ancak hukuki bir ilişki ile birlikte tespit davasına konu edilebilecekleri kabul edilmektedir.Eldeki davada hukuki ilişkinin varolduğu belirgindir.
İkinci koşul olan hukuki yarar koşuluna gelince, tespit davalarının dinlenebilmesi için davacının hukuki ilişkinin hemen tespitinde hukuki yararının bulunması zorunludur. Her davada bulunması gereken hukuki yararın önemi, kendisini özellikle tespit davalarında göstermektedir. Hukuki yarar koşulu, tespit davalarını düzenleyen tüm yasalarda, öğreti ve uygulamada kararlılıkla aranmaktadır.
.....
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 15.11.2006 tarih ve 2006/14-729 Esas, 2006/723 sayılı kararında da belirtildiği gibi; bir kişinin dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Davanın dinlenebilmesi (esasına girilebilmesi) için gerekli şartlardan birisi ve en önemlisi, davacının o davayı açmakta hukuki yararının bulunmasıdır. O kişinin dava açmakta korunmaya değer bir hukuki yararı yoksa, davanın bu yönden esasa girilmeden reddi gerekir. Çünkü hukuki yarar dava şartıdır ve mahkeme dava şartlarını kendiliğinden (re"sen) incelenmekle görevlidir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde; murisi .......’ın dava konusu dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak kabul edilmesi halinde; hukuki yarar olarak sigortalının kızı olan davacıya ölüm aylığı bağlanabilmesi için, 506 sayılı Yasa’nın 68. maddesine göre, “… .. yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocuklarına …” düzenlemesi uyarınca, dava tarihi veya yargılama sürecinde davacının anılan hallerinin bulunup bulunmadığı, başka bir deyişle 506 sayılı Kanun kapsamında haksahibi sıfatı olup olmadığı araştırılarak; haksahibi sıfatı olmadığının belirlenmesi halinde davanın reddine, haksahibi sıfatı olduğunun belirlenmesi halinde ise; davanın esasına girilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 26.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
........