12. Ceza Dairesi 2014/22796 E. , 2016/3886 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasa Mahkemesi"nin 13/10/2012 tarih, 28440 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanan 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; Yüksek Mahkemece “mülkiyet hakkı ihlali” iddiasının kabul edilmediği, ancak, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “belirlilik ilkesi” ne göre, kişilerin maliki bulundukları taşınmazların korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğiyle tescilli olduğunu ya da sit alanı içerisinde kaldığını öğrenmeleri gerektiği hususunun vurgulandığı, iptal hükmündeki gerekçeler doğrultusunda, 2863 sayılı Kanunun “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinin 6498 sayılı Kanun ile değiştirildiği, buna göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilmesi; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulması gerektiği; belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılacağı; ilan edilmese dahi muhatapların ilgili taşınmazın sit alanında kaldığını bildiklerinin anlaşılması halinde, izinsiz yapılan uygulamalardan sorumlu olacakları, keza 6498 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanun"da yapılan değişikliklerin amacının, sit alanı tesciline ilişkin kararların, ilgilileri tarafından öğrenilmesini sağlamaya yönelik olduğu;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde,...2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu"nun 21/12/1994 tarih, 4477 sayılı kararıyla kentsel sit alanı olarak tescil edilen sınırlar dahilinde yer alıp, üzerinde bulunan yapı, aynı Kurul"un 17/11/1993 tarih, 3637 sayılı kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli, ...İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, 79 ada 17, 24-38 ve 44 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan Bırcılar ( Dişçigil) hanında, sanık tarafından izinsiz inşai uygulamalarda bulunulduğunun tespit edildiği, ilgili tescil kararlarının tapu maliklerine tebliğ ve Resmi Gazete"de ilan edilmemiş olması gerekçe gösterilerek, sanığın beraatine dair yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, 6498 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler dikkate alındığında, somut olayda böyle bir zorunluluğun bulunmadığı, dava konusu taşınmazda yapılması planlanan uygulamalar hakkında daha önce ilgili Koruma Kurulu"ndan izin istenmiş olması ve sanığın dosya kapsamında mevcut beyanları dikkate alındığında, izinsiz müdahalede bulunduğu taşınmazın kentsel sit alanında bulunup, ayrıca tek yapı ölçeğinde korunması gerekli kültür varlığı niteliğine haiz olduğunu, bu sebeple izinsiz herhangi bir şekilde üzerinde inşai ve fiziki müdahalede bulunulamayacağını bildiğinin, tüm dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu, anlaşılmakla birlikte;
İzinsiz müdahalede bulunulan taşınmazın tek yapı ölçeğinde 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında tescilli kültür varlığı olması nedeniyle, taşınmazda izinsiz ya da izin kapsamı dışında yapılan her türlü inşai faaliyetin suç oluşturacağı, bu bakımdan müdahalenin binanın içinde ya da dışında gerçekleştirilmesinin önem arz etmediği, bu kapsamda tescile esas bilgi ve belgeler getirtilerek, izinsiz yapılan tadilatın yapının tescil edilmesine neden olan kriterlere uygun olup olmadığının, yapıya ait orjinal dokuya uyum sağlayıp sağlamadığının, tescilli kültür varlıklarında geri dönüşümü mümkün olmayacak derece zarar meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi gerektiği,
Bu sebeple, öncelikle, mahallinde, fen bilirkişi, inşaat mühendisi ve üniversitelerin arkeoloji kürsüsüne mensup öğretim görevlisinden oluşan bilirkişi heyeti refakati ile keşif icra edilip, sanık tarafından yargılama sırasında dosyaya sunulan ...Belediyesi"ne bağlı Koruma Uygulama ve Denetim Bürosu tarafından verilen 03/12/2013 tarihli onarım izin belgesinde belirtilen uygulanmalar haricindeki eylemlerle sınırlı olarak, yapılan izinsiz uygulamaların nelerden ibaret olduğu, bu uygulamaların tescilli kültür varlığının bütünü ve dolayısıyla orjinal dokusu ile uyumlu olup olmadığı, yapıda geri dönüşümü mümkün olmayacak derece zarar meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi, taşınmazın bu nitelikte bir zarar gördüğünün belirlenmesi durumunda, başka herhangi bir husus araştırılmaksızın sanığın, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-1.cümlesi uyarınca cezalandırılması,
Tescilli kültür varlığına geri dönüşmü mümkün olmayacak derecede zarar verilmediğinin anlaşılması halinde ise bünyesinde koruma, uygulama denetim büroları kurulan idarelerden izin almaksızın veya izne aykırı olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunanların, 2863 sayılı Kanunun 65/4 maddesi gereğince cezalandırılması gerekeceğinden ve suç tarihi itibariyle ...Belediye Başkanlığı bünyesinde sorumluluk alanı dava konusu yeri kapsar koruma, uygulama denetim bürosu kurulduğu anlaşıldığından, sanığın 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/4. maddesi ile cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ve hatalı değerlendirmelerle, beraatlerine dair yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün, 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 14/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.