
Esas No: 2013/3678
Karar No: 2014/157
Karar Tarihi: 14.01.2013
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2013/3678 Esas 2014/157 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : SİNCAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/10/2012
NUMARASI : 2011/95-2012/196
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 14.01.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı M.Ö., davalı M.. Ö.. ve vekili Avukat A.A. Avukat F.Ö. ile temyiz edilenler vekili Avukat Ö. S. geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ...r tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, hükmüne uyulan bozma ilamı sonrasında mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; hükmüne uyulan bozma ilamında açıklandığı şekilde miras bırakan Sait M.Ö.ün çekişme konusu 50( ifrazla 586) parsel sayılı taşınmazı davalılara temliki işleminin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu belirlenmek ve bu olgu benimsenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması kural olarak doğrudur. Davalıların bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; bilindiği gibi, mahkemelerce verilen kararların 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388/2. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2.) maddesinde belirtildiği üzere, her bir istek hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermesi ve infaza imkan sağlayacak içerikte bulunması zorunludur.
Somut olayda; yukarıda açıklanan ilkelere uygun bir karar oluşturulduğunu söyleyebilme imkanı yoktur.
Şöyle ki, dosya kapsamı ile miras bırakanın maliki olduğu dava konusu 586 (ifraz öncesi 50) parsel sayılı taşınmazın tekrar ifraz işlemine tâbi tutularak bir çok parselin oluştuğu ve davalılar adına paylı mülkiyet üzere tecil edildiği sabittir.
Davanın reddine ilişkin kararın dairece “davanın kabulüne” karar verilmesi gerektiği yönünden bozulmuş, anılan bozma ilamına uyan mahkemece, bozma ilamı sonrasında fen bilirkişisinden dava konusu taşınmazların nasıl tescil edilmesi gerektiği yönünde rapor alınmış, anılan rapor hükmün eki sayılmışsa da, hangi parselin, hangi pay oranında, kimin adına tescil edileceği hüküm yerinde açıklanmadan infazda tereddüde yol açacak şekilde karar verilmiştir.
Hal böyle olunca; 586 parsel sayılı taşınmazın ifrazından oluşan ve davaya konu edilen parsellerin pay ve payda eşitliğini de sağlayacak şekilde miras bırakandan davalılara temlik edilen paylardan hangi davalının ne kadar payının hangi oranda iptal edilerek, yine hangi davacı adına ne kadar miras payına göre tescil edilmesine karar verildiği hüküm yerinde gösterilerek bir hüküm tesisi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davalıların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK."nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenlerden alınmasına, 14.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.