10. Hukuk Dairesi 2014/24298 E. , 2016/3823 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücûan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum, 28.05.2011 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ceza soruşturması kapsamında alınan kusur raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ceza dosyasının incelenmesinden, işveren ..."ın taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,... Asliye Ceza Mahkemesinin .../...-...sayılı kararıyla, soruşturma aşamasında alınan 22.08.2011 tarihli sanık ..."in asli kusurlu, ölen işçinin ise tali kusurlu olduğuna ilişkin rapora itibar edilerek, sanık ..."in taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılmasına, hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hâkimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddî olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hâkiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkûmiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61 ) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
Her ne kadar Mahkemece, işvereni asli, sigortalıyı tali kusurlu kabul eden soruşturma aşamasında alındığı anlaşılan kusur raporu esas alınmak üzere hüküm kurulmuş ise de; yapılan değerlendirmeler itibariyle söz konusu raporun 5510 sayılı Kanunun 21/1’inci maddesini uygun olmadığı açıktır. Esasen yukarıda açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın mahkumiyet niteliğinde bulunmadığı gözönünde bulundurulmalı, mahkumiyetle sonuçlansa bile ceza dosyasındaki kusur oranlarının işbu davaya ilişkin bağlayıcılığı da bulunmadığı ancak oluşa ilişkin maddi vakıaların bağlayıcı olduğu nazara alınarak, Mahkemece, iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman bilirkişilerden oluşacak kuruldan, 5510 sayılı Kanun’un 21/1., 4857 sayılı Kanun’un 57, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün 2 ve devamı maddelerine uygun olarak düzenlenmiş kusur raporu alınarak, işverenin ve sigortalının kusur oran ve aidiyetlerinin gerçeğe uygun olarak tespiti gerekir.
Bu nedenle, kusur tespitine yönelik tüm bu olgular da irdelenerek, olay tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Yasa"nın 21/1., maddesine de uygun, soyut ifadelere dayanmayan, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerekeceği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığı ve dayanağı mevzuat hükümleri ayrıntılarıyla irdelenerek, mevcut çelişkiyi giderecek şekilde, iş kazasının olduğu meslek kolu ile iş ve işçi güvenliği konusunda uzman bilirkişi kurulundan alınacak kusur raporu ile sonuca gidilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanlış değerlendirme ile hüküm kurulması isabetsizdir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.03.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.