(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2018/2325 E. , 2020/1208 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesinde yapılan yargılaması sonucunda verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi tarafından verilen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik kararın süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, Singapur’da mukim olan davacı şirket ile davalı ... Ltd Şti. arasında 26.12.2012 tarihli ve 05.02.2013 tarihli iki adet sözleşme yapıldığını, sözleşme gereğince davalının "susam" satın aldığını ve ürünlerin teslim edilmesine rağmen ödemenin kısmi yapıldığını, düşük vergi ödemek için her bir satış için davalının 2 ayrı fatura talep ettiğini, dava konusu faturalar için davalı şirket adına yeğeni ve kardeşi olan ...,... "in hesaplarından havale yapılmış ise de gönderilen paranın Singapur"daki yasal mevzuat gereği Türkiye" deki hesaplara iadesi gerektiğini, bunu fırsat bilen davalının davacıya ödeme yapmadığını, ileri sürerek; ödenmeyen 139.650,00 USD’nin fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Amerikan dolarına verilen en yüksek banka faizi ile davalı şirketten tahsil edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı şirket tarafından davacı şirketten davaya konu malların satın alındığını, 27.02.2013 tarihli ve 11.03.2013 tarihli fatura konusu malların bedelinin ödendiğini, başkaca mal teslimi yapılmadığını, davacının teslim etmediği bir mal için fazladan para talep ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 26.12.2012 tarihli ve 05.02.2013 tarihli alım satım sözleşmelerinin düzenlendiği, her iki sözleşme içeriği toplam 285.57 metrik ton malın gümrüklerden geçerek davalıya teslim edildiği, teslim edilen mallar hakkında düzenlenen ilk faturaların miktar yönünden doğru olduğu, ancak faturalarda birim fiyat ve toplam tutar yönünden eksiklik bulunduğu, eksik bedelle düzenlenen fatura bedellerinin davacıya ödendiğini, davanın konusunu ise fiyat farkı açıklaması ile düzenlenen 27.02.2013 tarihli ve 11.03.2013 tarihli faturaların oluşturduğunu, davanın konusunu oluşturan faturaların fiyat farkı faturaları olup tüm fatura konusu malların davalı tarafa teslim edildiği ancak fiyat farkı faturasına ilişkin ödemenin yapılmadığı, davalı tarafın bu faturalar konusu malların teslim edilmediğini ileri sürdüğü, ancak söz konusu faturaların yapılan sözleşmeler kapsamında kesilen fiyat farkına ilişkin olduğu ve mal tesliminin de gerçekleştiği gerekçesiyle 138.977,40 USD’nin 14.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasa 4a maddesi gereği devlet bankalarının dolar cinsinden bir yıllık mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının davalıya teslim ettiği toplam mal miktarı için iki ayrı kısımda fatura düzenlediği, teslim edilen mal miktarı yönünden doğru düzenlenen ilk faturaların, birim fiyat ve toplam tutar yönünden eksik düzenlendiği, sözleşme ile faturalar arasındaki birim fiyat farklılığının daha az gümrük vergisi ödeme isteğinden kaynaklandığı, eksik bedelle düzenlenen ilk faturaların ödendiği, dava konusu faturaların ise fiyat farkı açıklaması ile düzenlenip ilk faturalarda gösterilmeyen miktara ilişkin olduğu ve bu faturaların davalı tarafından ödendiği yönünde bilgi, belge veya kayıt bulunmadığı, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, taraflar arasında imzalanan 26.12.2012 ve 05.02.2013 tarihli iki ayrı susam satış sözleşmesi gereğince sözleşme konusu susamları Etiyopya’dan tedarik ederek Türkiye’de davalıya teslim ettiğini ancak davalının sözleşme bedelini eksik ödediğini iddia etmektedir. Davacının dayandığı 26.12.2012 tarihli sözleşmede satılan susam miktarı 190,000 MT ve malın birim fiyatı 1.705,00 ABD Dolarıdır. Bu sözleşmeye göre düzenlenen ve Türkiye gümrüklerinde işlem yaptırılan mal için düzenlenen 11.03.2013 tarihli faturada ürün miktarı 190.389 MTS ve malın birim fiyatı 1.300,00 USD olup bu fatura davalı tarafından ödendiğinden dava konusu değildir. Davacı Türkiye’ye fiilen gönderdiği aynı miktarda mal için bu kez birim fiyatı başına 405.00 USD’lik bir fiyat farkı için 76.950,00 USD tutarlı yeni bir fatura kesmiştr. Davalı, bu fiyat farkı faturasını ödememiş olup dava konusu faturalardan biri bu faturadır.
Davacının dayandığı 05.02.2013 tarihli sözleşmede ise satılan susam miktarı 95.000 MT ve malın birim fiyatı 1.960,00 ABD Dolarıdır. Bu sözleşmeye göre düzenlenen ve Türkiye gümrüklerinde işlem yaptırılan mal için düzenlenen 27.02.2013 tarihli faturada ürün miktarı 95.190 MTS ve malın birim fiyatı 1.300,00 ABD Doları olup bu fatura davalı tarafından ödendiğindan dava konusu değildir. Davacı Türkiye’ye fiilen gönderdiği aynı miktarda mal için bu kez birim fiyatı başına 660.00 USD’lik fiyat farkı için 62.700,00 USD tutarlı yeni bir fatura kesmiştir. Davalı, bu fiyat farkı faturasını ödememiş olup dava konusu faturalardan biri bu faturadır.
Taraflar arasında imzalanan 26.12.2012 tarihli tarihli sözleşmede susamın birim fiyatı 1.705,00 USD iken bu susam Türkiye gümrüğünden 1.300,00 USD birim fiyat üzerinden geçirilmiş, gümrük işlemleri bu miktar üzerinden yapılmıştır. Yine taraflar arasındaki 05.02.2013 tarihli sözleşmede susamın birim fiyatı 1.960,00 USD iken Türkiye gümrüğünden geçirilirken 1.300,00 USD birim fiyat üzerinden işlem yapılmıştır. Bu durumda taraflar arasında imzalanan her iki sözleşmede de davacı tarafından Türkiye’ye ihraç edilecek susamın birim fiyatı yüksek olduğu halde davacı tek taraflı olarak fiyat indirimi yaparak sözleşmelere konu miktardaki ürünü daha düşük birim fiyat üzerinden Türkiye’ye ihraç etmiş, davalıya gümrük mevzuatı gereği teslim ederek bedelini tahsil etmiştir. Davacının davalının isteği ile Türkiye gümrüklerine daha az vergi vermek amacıyla birim fiyatını olduğundan düşük gösterdikleri iddiası davalı tarafından kabul edilmediği gibi, davacı da taraflar arasında böyle bir anlaşma olduğunu yazılı delille ispat edememiştir. Bu iddia, davalı bakımından gümrük mevzuatına muhalefet ve gümrük kaçakçılığı suçlarını oluşturacağından davacının bu iddiasını yemin delili ile de ispatlama imkanı bulunmamaktadır. Öte yandan tacirin dürüst olması ve işlemlerini basiretli bir idareci gibi yürütmesi zorunludur. Davacı, davalı ile bu şekilde Türkiye gümrüklerine karşı gerçeğe aykırı beyanla işlem yapılacağının kararlaştırıldığını ispatlayamadığından davacının fiyat farkına dayalı iki faturadan kaynaklı alacağının bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Ayrıca davalı bir tüzel kişi olup tüzel kişinin müdürü ile aynı soyadı taşıyan kişilerin Türkiye’den davacı şirketin bulunduğu Singapur ülkesindeki davacı şirket hesabına dava konusu iki adet fatura tutarında havale göndermiş olması ve davacının Singapur yasalarına göre karşılıksız olan bu parayı kabul edemeyeceği için Türkiye’ye iade ettiği olgusunun da davalıyı etkileyen bir yönü bulunmamaktadır. Zira hukuk muhakemesinde ceza muhakemesinden farklı olarak tarafların iddia ve savunmalarını her türlü delille değil, hukuk muhakemesi kanununda yazılı delillerle ispat etmesi gerekir. Bu itibarla, davacının ispat edilemeyen davasının reddi gerekirken ilk derece mahkemesi tarafından davanın kabul edilmesi ve istinaf mahkemesi tarafından istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, dosyanın Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’ne bilgi verilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 23.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.