11. Hukuk Dairesi 2013/5921 E. , 2013/23117 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.10.2012 tarih ve 2011/137-2012/241 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının tescil ettirdiği 2004 31540, 2007 12066, 2007 19337, 2009 41994 nolu markaların müvekkilinin LAY"S ve LAYS logolu markalarıyla iltibas oluşturduğunu, markalarda yer alan grafik tasarımların aynı zamanda telif haklarıyla da korunduğunu ileri sürerek, kötü niyetle tescil nedeniyle davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğünü, marka ve telif haklarına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin markaları Nimet Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş."den devir aldığını, markaların sektörel olarak tanınmış olduğunu, 1996"dan beri kullanılmakta olduğunu, davacının kullanıma daha önce itiraz etmediğini, markalar arasında iltibasa yol açacak benzerlik bulunmadığını, renklerin koruma sağlamadığını, davacının markasının tanınmış olmadığını, Nimet markasının unlu mamuller ile ekmek çeşitleri için sektörde bilinen bir marka olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının şekil markasının 1938 yılından beri piyasada olan LAY"S markasıyla birlikte kullanıldığı, 556 sayılı KHK/nın 7/1(ı) hükmü ile Paris Sözleşmesi"nin 1. mükerrer 6. maddesi gereğince çok tanınmış marka olarak kabul edildiği, davalının markasının davacının potansiyelinden faydalanmak amacıyla kötüniyetle tescil edildiği, marka eser olarak da 5846 sayılı yasa kapsamında spesiale prensibi dikkate alınmadan korumadan yararlandığından ve özellikle de davalının 1996 tarihli ...ve ... nolu tescilli markaları nedeniyle zaten 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi gereğince tescil yasağının sözkonusu olduğu, davacının markasını oluşturan formun eser niteliğinde olması ve eserin her türlü üründe veya hizmette kullanımı izne tabi olduğundan 556 sayılı KHK"nın 8/5 maddesi gereğince telif hakkına dayanarak tüm sınıflar için hükümsüzlüğü istenebileceği gibi markanın tanınmışlığı nedeniyle çok kapsamlı sınıflarda kullanımı markanın ayırd edici karekterine zarar verebileceğinden aynı maddenin 1/4 maddesi ile 7/1-i maddesi gereğince de farklı sınıflar için de hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalının tescili gerçekleşmemiş marka başvurusu bakımından dava şartının gerçekleşmediği, tescilli markanın tescile uygun kullanımının marka ve telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle, 2004/31540, 2007/12066, 2007/19337 nolu markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, dava tarihinde tescil edilmediğinden ve hükümsüzlük davaları tescilli markalara karşı açıldığından dava şartı gerçekleşmediğinden 2009/41994 nolu marka yönünden talebin reddine, tescilli markanın kullanımı, marka, telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığından bunlara ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.