Abaküs Yazılım
13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/8609
Karar No: 2019/6682
Karar Tarihi: 28.05.2019

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2017/8609 Esas 2019/6682 Karar Sayılı İlamı

13. Hukuk Dairesi         2017/8609 E.  ,  2019/6682 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi


    ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin kararının davacıLAR avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine davacı ve davalı tarafdan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerd dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

    KARAR

    Davacılar, davalı tarafından verilen 04/02/2009 tarihli vekaletname ile davalıya vekaleten, toplam 22 dosyanın vekil sıfatı ile davalı adına takip edildiğini, ancak 24/08/2011 tarihli Azilname davalının kendilerini haksız olarak vekillikten azlettiğini, takip edilen dosyalar nedeniyle her hangi bir vekalet ücreti ödenmediği ileri sürerek, tespit edilecek tüm vekalet ücretinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla azil tarihi olan 24/08/2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
    Davalı, İcra takiplerinden doğan vekalet ücretlerinin icra takibinin infazla sonuçlanması halinde ödenebileceğini, senedin vadesi gelmeden takibe konulmuş olması nedeniyle takibin iptal edildiğini, bu nedenle zarara uğradığını, çekte keşide yeri eksik yazılmış olduğu için takibin iptal edildiğini, bu nedenle telafisi imkansız zararlarının doğduğunu, diğer bir çekle ilgili takip nedenleriyle yetkisizlik kararı verildiğini, günü gelmeyen çekleri takibe koyduğunu, kendisini uyarmadığını, mahkemenin iade ettiği 30.000.00 TL teminatı kendisine vermediğini, bu konuda davacılara ihtar gönderdiğini, davacılar tarafından kendisine verilen listedeki masrafların ve vekalet ücretilerinin çok fahiş olduğunu, davacıların mesleki özeni göstermeyerek zararına sebep oldukları için haklı nedenle azledilmiş olduklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
    Yerel Mahkemece, azlin haksız olduğunu kabul edilerek; davanın kabulü ile, 92.203,10 TL nın 24.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 30.000 TL teminatın davacı tarafa iade edilmediği anlaşılmakla birlikte, vekalet ücretinin mahsubu istenmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiş; davalının istinaf talebi üzerine ... ilgili dairesince " davacı avukatlardan ... yargılandığı ... 15. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyaya ibraz edilen 2016/274 Esas, 2016/415 Karar sayılı kararından avukatın, mahkemenin iade etiği 30.000,00 TL teminat bedelini müvekkiline vermemesine ilişkin eyleminin hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığından bahisle beraat kararı verildiği anlaşılmakta ise de ceza davasında, vadesi gelmeyen senedin icraya konulması kesin süre ara kararına riayet etmemesine ilişkin avukat işlemlerinin yargılamasının yapılmadığı görülmüştür. Bu nedenle beraat kararı göz önüne alınarak davalının azlinin haklı olduğundan bahsedilemez. ... 2. İcra Müdürlüğünün 2009/2241 Esas sayılı dosyasında kambiyo senedinin vadesi gelmeden icra takibine konulduğu, bu hususun Yargıtay incelemesinde de geçerek kesinleştiği dolayısıyla bunda vekil olarak görev yapan avukatın kusurlu bulunduğu anlaşılmıştır. Ayrıca ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/156 Esas sayılı tasarrufun iptaline ilişkin davada kesin süreye rağmen belgeler sunulmamış, bu nedenle davanın reddine karar verilmiştir. Bu dosyada da vekil olarak görev yapan avukat kusurludur. Davacı avukatın bu iki dosyadaki kusurlu davranışı haklı azil için yeterlidir. Dolayısıyla davalının vekiline azli haklı azil mahiyetindedir. ... 2. İcra Müdürlüğünün 2009/2342 sayılı dosyasında dayanak çekte keşide yeri yanlış yazıldığından çek vasfı taşımadığından takip talep edilmişse de bunda avukatın kusurundan bahsedilemeyeceği düşünülmüştür. İlk derece mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesinde azlin haklı veya haksız olmasına göre ücret alacağı hesabı yapıldığı ve davacıların ilk rapor sonrası ıslah talebinde bulunurken celp olunan dosyalarla yetinilerek karar verilmesini istediği görülmüştür. Açıklanan nedenlerle azlin haklı olduğunun kabulü gerekir " gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalının istinaf talebinin kabulü ile 505,00 TL vekalet ücretinin azil tarihi olan 24.08.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
    Davacı avukatlar, vekaletten haksız olarak azledildiklerini ileri sürerek, vekalet ücreti alacağının tahsili için eldeki davayı açmışlar, davalı ise azlin haklı olduğunu savunmuştur. Bu durumda, davada öncelikle çözümlenmesi gereken husus, azlin haklı olup olmadığına ilişkindir. Taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin 24.08.2011 tarihli azilname ile sona erdiği sabittir. ... ilgili dairesince, avukatların ... 2.İcra Müdürlüğünün 2009/2241 Esas sayılı dosyasında kambiyo senedinin vadesi gelmeden icra takibine konulduğu, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/156 Esas sayılı tasarrufun iptaline ilişkin davada kesin süreye rağmen belgelerin sunulmamış olduğu, vekil olarak avukatların kusurlu olduğu kabul edilerek azlin haklı olduğu kabul edilmiştir. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/156 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... vekili olarak ...’ın davayı takip ettiği, mahkemece faturaların sunulması için kesin süre verildiği, davacı vekilince sevk irsaliyelerinin dosyaya sunulduğu, fatura asıllarının sunulmadığı, avukatın azledildiğini ilişkin azilnameyi dosyaya sunurak vekillikten çekilmesinden sonra davanın başka vekil tarafından takip edildiği, davanın reddine karar verildiği, ancak kararın temyizi üzerine 17. Hukuk Dairesi tarafından “ Davacı vekili dava dilekçesinde dava dışı ... İnş. Mal Pet. Oto ve Tek. Tic. Ltd .Şti" nin ... Petrol AŞ"den aldığı akaryakıtı müvekkiline, müvekkilinin de bu akaryakıtı davalı borçlulara sattığını belirterek 23.9.2008-8.11.2008 tarihleri arasında düzenlenen faturalar ile 26.9.2008-27.10.2008 tarihli sevk irsaliyelerini sunmuştur. Bu durumda, öncelikle dava dışı ... İnş. Mal. Pet. Oto ve Tek. Tic. Ltd. Şti. ile davacı arasındaki yukarıda belirtilen fatura ve sevk irsaliyelerine konu akaryakıt alışverişinin ve davacı tarafından dava dışı ... Ltd. Şti"ne yapılan ödemelerin tesbiti bakımından davacı ile dava dışı ... Ltd. Şti"nin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ve gerektiğinde davacı tarafından ... Ltd. Şti yetkililerin tanık olarak dinlenmesi talep edildiğinden, şirket yetkilisinin de bu konuda tanık olarak dinlenmesi, davacı ile ... Ltd. Şti. arasında ticari ilişki belirlendiği takdirde davacı ile davalı borçluların ticari defterleri üzerinde sözkonusu akaryakıt alışverişinin varlığı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması,” gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulduğu sabit olup; avukatların, kendilerine müvekkil tarafından verilen belgeleri dosyaya ibraz ettikleri, faturaların sunulmaması nedeniyle kusurlu olmadıkları gibi bozma ilamı dikkate alındığında da vekil olarak avukatların dosyanın takibinde bir kusur ve ihmallerinin bulunmadığı anlaşılmıştır. ... 2. İcra Müdürlüğünün 2009/2241 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı vekili olarak avukatın icra takibine konu senet nedeniyle, borçluya ait tapu kayıtlarını sunmak suretiyle , tapu kayıtlarına göre borçlunun hileli olarak alacaklarından mal kaçırmak için malvarlığını elinden çıkardığını, bu nedenle vade tarihi 10.07.2009 olan senedin tahsili imkanınının ortadan kaldırıldığını belirtilerek İİK 257/2-2 maddesi gereğince ihtiyaci haciz talebinde bulunduğu ve mahkemece senedin vade tarihi 18.11.2008 yazılmak suretiyle ihtiyati haciz kararı verildiği ve akabinde borçlunun menkulleri ile gayrimenkulleri üzerine haciz konulduğu, başlatılan icra takibine borçlular tarafından şikayet yoluna başvurulması sonucunda, icra mahkemesince vadesiz gelmemiş senedin takibe konulduğu gerekçesiyle takibin iptal edildiği, kararın temyiz incelemesi nitecesinde kesinleştiği, sonrasında aynı senede dayanarak 11.04.2011 tarihinde 2011/5623 esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldı ve takibin kesinleşmesi üzerine borçluların malvarlığı üzerine haciz konulduğu vekillerin azledilmeleri nedeniyle 13.09.2011 tarihinde dosyadan çekildikleri anlaşılmış olup, vekilin senedin vadesi gelmemiş olsa bile İİK 257/2 maddesi gereğince ihtiyati haciz talebinde bulunduğu, buna ilişkin olarak dosyaya gerekli belgeleri de sunduğu, aynı senede dayanarak yeniden takip başlatıldığı ve bu takibin de kesinleştiği, yine 17. Hukuk Dairesinin bozma ilamıda “ 2009/2441 sayılı dosya ile davalı borçlular hakkında icra takibi başlatılmış, davalı borçluların ihtiyati haciz kararına itirazları sonucu 15.2.2010 tarihinde kesinleşen mahkeme kararı ile ihtiyati haczin kaldırılmasına, 28.2.2011 tarihinde kesinleşen karar ile de borçlular hakkındaki takibin iptaline karar verilmiştir. Bunun üzerine davacı alacaklı tarafından eldeki dava sırasında davalı borçlular aleyhine takip konusu bonoya istinaden 11.4.2011 tarihinde 2011/5623 sayılı dosya ile yeni takip başlatılmış davalı borçlular hakkındaki takip kesinleşmiş ve 7.10.2011 ve ve 20.9.2011 tarihlerinde de menkul hacizleri yapılmıştır. O halde eldeki dava sırasında davalı borçlular aleyhine başlatılan ve kesinleşen takip bulunduğundan mahkemenin borçlular hakkındaki icra takibinin iptal edildiği ve iptal kararının kesinleştiği, davacının takip konusu senede istinaden aldığı ihtiyati haciz kararının kaldırıldığı ve hükmün kesinleştiğini gerekçe gösterip dava koşulu yokluğundan davayı reddetmesi isabetli görülmemiştir.“ şeklinde olup, tüm bu nedenlerle vekilin bir ihmal ve kusurunun olmadığı ve azlin haksız olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda ... ilgili dairesince yukarıda belirtilen dosyalar dayanak gösterilerek azlin haklı olduğunun kabulü hatalı olup bu hususa yönelik davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle, azlin haksız olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi için Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 28/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi