13. Hukuk Dairesi 2017/4047 E. , 2019/6669 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, tarafların kardeş olduklarını, davalının davacıyı bakımını yapma gerekçesiyle yanına aldığını ve bu bahaneyle davacıya ait maaş kartını alarak kendi hesabına kullandığını, davacıya ait ... ili ... ilçesindeki bir taşınmazı ise davacıdan aldığı vekaletname ile dava dışı üçüncü şahısa satarak buradan elde ettiği parayı yöne davacı asile iade etmediğini ileri sürerek 19.500,00.-TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama devam ederken sunduğu ıslah dilekçesi ile talebini 27.145,00.-TL’ye artırmıştır.
Davalı, dava dilekçesinin bilinçli olarak yerleşim adresine tebliğ edilmediğini, mahkemenin yetkisine itiraz ettiğini, davacı asilin bakıma muhtaç ve yaşlı bir şahıs olduğunu, kırkbeş yıldır ortalarda olmayan davacı asilin kayıp oğlu tarafından davacı asilin yönlendirildiğini, kardeşi olan davacı asilin tüm ihtiyaçlarının kendisi tarafından bir bakıcı tutulmak ve kendisi ile bizzat ilgilenilmek suretiyle davacı asile ait maaş hesabından ve satılan taşınmazın bedelinden elde edilen paralar kullanılmak surertiyle yapıldığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarındaki görüşlere de dayanılmak suretiyle ve davalı tarafın davacıya ödeme yaptığına ilişkin herhangi bir yazılı belge sunmaması da nazara alınarak davacıya ait gayrimenkulün satım tarihindeki rayiç değerinin 30.000,00-TL olduğu, davacının davalının emekli maaşından çektiği miktarın ise 5.971,83-TL olduğu, davalının bakıcıya yaptığı havale miktarının 6.178,00-TL olduğu, yine davalının elden yaptığı ödemelerin 2.650,00-TL olduğu, tüm bu hususlar dikkate alındığında davalının, davacıya ödemesi gereken miktarın 27.145,06-TL olması gerektiği, davalı tarafın bu miktarı davacıya ödediğine ilişkin herhangi bir yazılı belgenin dosya kapsamına sunulmadığı, bu sebeple davalının vekalet görevini kötüye kullanarak uhdesine geçirdiği meblağları iade etmesi gerektiği, 6098 sayılı TBK. nun 147/5 (818 sayılı BK. nun 126/4.) maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin vekalet aktinden kaynaklanan ve somut olayda olduğu gibi vekil ile müvekkil arasındaki çekişmelerde ( iç temsil ilişkilerinde ) uygulama yeri bulacağı, davacı tarafın ıslah tarihi itibariyle alacağının davalının taşınmaz bedeli ile maaş bedellerini aldığı ve zimmetine geçirdiği tarihte muaccel olduğu, olayda bu tarihten itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle fazlaya ilişkin kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 18.500 TL bedelin 13/04/2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine, 1.000,00 TL bedelin 04/04/2014 havale tarihli bilirkişi raporunda belirtilen ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davanın taraflarınca temyiz edilmiştir.
1-Dava, vekâlet sözleşmesine dayanılarak yapılan taşınmaz satışı ve kullanılan maaş hesabından kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacının, davalıya 12.04.2004 tarihinde vekaletname verdiği, davalının da bu vekaletnameyi kullanarak davacı asile ait taşınmazı dava dışı üçüncü bir şahsa sattığı ve davacı asile ait maaş kartını kullanarak hesapta bulunan maaşı çektiği dosya kapsamı ile sabittir. Vekâlet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında, vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. Vekalet sözleşmesinde vekilin hesap verme borcu vekalet sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte doğup, işin vekil tarafından yürütülmesi sırasında ve sona ermesinde de devam etmektedir. BK.nun 392.maddesi (TBK. 508. maddesi) hükmü gereğince vekil, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği her şeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamaya zorunludur. Bu nedenle de vekilin aldıklarını geri verme borcunda zamanaşımı vekalet sözleşmesi sürdükçe işlemez. Bir başka deyişle iade borcunda muacceliyet, vekilin hesap vermesi veya sözleşme ilişkisinin bitmesi ile başlar. Nitekim Hukuk Genel Kurulu"nun 2011 tarih ve 2011/13-161 esas ve 2011/276 karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Somut olayda, davalı vekil hesap verme yükümlülüğünü davanın açıldığı 04.02.2013 tarihinden önce yerine getirdiğini ispat edemediğinden zamanaşımının başlangıç tarihinin davanın açıldığı tarih olduğu ve davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü gerekir. O halde, mahkemece, bu husus gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Kabule göre de, Dava konusu edilen alacaklar için taşınmazın satış tarihi olan 13.04.2004 tarihi maaş hesabından çekilmiş olan paralar bakımından ise bu paraların bankadan çekilme tarihlerine göre faiz talebinde bulunulmuş ve mahkemece de bu tarihler esas alınarak hüküm kurulmuş ise de, Borçlar Kanununun 101/1 maddesi (T.B.K. 117/1. maddesi) hükmüne göre “muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur." O halde, mahkemece davalın temerrüde düştüğü tarihler belirlenerek, temerrüt tarihinden itibaren, şayet bu hususta bir ihtar mevcut değil ise dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenlerine göre, davacının ve davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) no"lu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (3) no"lu bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,28/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.