Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, ıslah ettiği dava dilekçesinde; kayden malik olduğu 5269 parsel sayılı taşınmaza komşu 5268 parselde bulunan davalıya ait evin projeye uygun yapılmadığından yağmur sularının kendi taşınmazına zarar verdiğini, ayrıca 46 m2 tecavüzü olduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesi, tazminat ve ecrimisil isteğinde bulunmuş, ecrimisil ve tazminat talebinden feragat etmiş, çekişmenin giderilmesini istemiştir.
Davalı, savunma yoluyla, tecavüzlü yerin temliken tescilini istemiş, aleyhine açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteğinin kabulü ile davalıya ait evin çatısının yıkımına karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, dava konusu 5269 parsel sayılı taşınmazın davacı, komşu 5268 parselin ise davalı adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, ıslah ettiği dava dilekçesinde, komşu parselde bulunan davalıya ait evin projesine uygun yapılmadığından yağmur sularının taşınmazına zarar verdiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalıda savunma yoluyla temliken tescil isteğinde bulunmuştur.
İddianın ileri sürülüş biçiminden davacının komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesini istediği görülmektedir.
Mahkemece elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin kabulüne karar verilmişsede; hükme yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur
Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir. O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Somut olaya gelince; yukarda açıklanan ilkeler çerçevesinde hükme yeterli bir araştırmanın yapılması, mahallinde uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak zararın niteliği kapsamı, ne suretle giderileceği yönünde rapor alınması, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik ve sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onların katlanma ve kaçınma ödevlerininde, hak dengesinin gözetilerek alınacak önlemlerin infazda duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi ondan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle HUMK."nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.1.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.