12. Ceza Dairesi 2015/11145 E. , 2016/7844 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : 17.408 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Davacı vekilinin 28.10.2014 tarihli dilekçesi ile müvekkili davacının bir suç soruşturması nedeniyle tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda üzerine atılı suçtan beraatine hükmedildiğini belirterek CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin açılan davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davalı vekilinin ve davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, gözaltına alınma tarihi olan 26.01.2007 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekmesi suretiyle tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, 831 gün süreyle tutuklanan davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarının bu ölçülere uymayıp fazla tayini,
2- Yasal faizin gözaltı tarihi olan 26.01.2007 tarihinden itibaren talep edilmesi karşısında kabul edilen manevi tazminat miktarına yasal faiz işletilme tarihinin belirtilmemesi,
3- Tutuklanmadan önce ticaretle uğraştığını iddia eden davacının bu dönem içerisinde maddi zararını vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamadığı nazara alınıp, davacının vasıfsız bir işçi gibi değerlendirilerek tutuklu kaldığı dönemde geçerli olan net asgari ücret üzerinden kesinti yapmadan hesaplama yapıldığından maddi zarar 12.720,11 TL olup bu miktarın maddi zarar olarak ödenmesine karar verilmesi gerekirken, hesaplama hatası sonucu maddi tazminatın yüksek belirlendiği bilirkişi raporu hükme esas alınarak maddi tazminatın fazla tayini,
4- Davacının tutuklu kaldığı dönem için maddi zararları hesaplanırken cezaevinde yaptığı harcamaların gerçek maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi,
5- Tazminat davasına dayanak olan ceza dosyasında davacının 26.01.2007 – 06.05.2009 tarihleri arasında 831 gün süreyle tutuklu kaldığı, mahkemece asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamada tutukluluk süresinin 830 gün olarak belirlenmesi,
6- Davacı yararına kabul edilen toplam tazminat miktarına göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nisbi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesine rağmen vekalet ücreti miktarının hükümde gösterilmemesi,
7- Tazminat davasının dayanağı olan ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 2007/200 Esas - 2011/194 Karar sayılı ceza dava dosyasının gerekçeli karar başlığında ve sorgu zaptında sanığın (...) soyadının, ana ve baba adı ile davacının (...) soyadından, ana ve baba adından farklı olduğunun anlaşılması karşısında, bu hususun resmi belgelerle açıklığa kavuşturulmaması,
8- Hükmün verilip, tefhim edildiği son celseye iştirak eden Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü sorulmadan karar verilmesi,
9- Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden ve özellikle maliye hazinesinden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Sistemi üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
10- 28.10.2014 olan dava tarihinin gerekçeli karar başlığına yazılmaması, “Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat” olan dava adının “suç” olarak yazılması, ayrıca gerekçeli karar başlığında “suç tarihi ve yeri” ibaresine yer verilmesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, isteme uygun olarak BOZULMASINA, 04.05.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.