Abaküs Yazılım
19. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/1757
Karar No: 2020/1205
Karar Tarihi: 23.06.2020

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/1757 Esas 2020/1205 Karar Sayılı İlamı

Özet:


Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, davacının davalı tarafından başlatılan icra takibine dayanak senetteki imzanın kendisine ait olmadığını, davalıyı tanımadığını ve borcu bulunmadığını iddia ettiği davanın reddine karar vermiştir. Ancak davacının istinaf başvurusunu esastan kabul eden mahkeme, yapılan incelemeler sonucunda senetten çıkan imzanın teslim alınan bir şey karşılığında atıldığına dair bulgulara ulaşmıştır. Davalının kendi düzenlediği senedi icra takibine konu etmesinin kötüniyetli olduğuna hükmeden mahkeme, davacının davalıya borçlu olmadığını tespit etmiş ve davacı lehine kötüniyet tazminatı verilmesine karar vermiştir. Kanun maddeleri olarak, HMK'nın 290 vd. maddeleri ve 201. maddesi, TBK'nın 30 vd. maddeleri ve senede karşı tanıkla ispat yasağı istisnasının uygulamada kabul edilme şartları ele alınmıştır.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi         2018/1757 E.  ,  2020/1205 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi


    Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesinde yapılan yargılaması sonucunda verilen kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi tarafından verilen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne yönelik kararın süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

    - K A R A R -

    Davacı vekili, davalı tarafından davacı aleyhine Antalya 2. İcra Müdürlüğü"nün 2014/12225 esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine dayanak senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, davacının davalıya hiçbir borcu olmadığı gibi davalıyı tanımadığını, davalının nakit sıkışıklığı sebebiyle davacıya ödünç para vererek senet aldığını belirtmiş ise de davacının kimseden borç para almaya ihtiyacı olmadığını, 19.05.2011 tarihinde davacının PTT görevlisiymiş gibi gelen birisinin kendisine kargo geldiğini beyan etmesi üzerine yarı karanlık ortamda gelen kişinin gösterdiği yeri imzalayıp kargoyu teslim aldığını, içerisinden çıkan ürünlerin eşi veya kendisi tarafından sipariş verilmediğini öğrenmesi üzerine şüphelenerek PTT"ye müracaat ettiğini, PTT görevlilerinin kargo kaydının olmadığını, teslim edilen paket üzerinde de PTT ilişkin acele posta isimli kağıtta herhangi bir mühür ve tarihin olmadığını söylemeleri üzerine Konya Cumhuriyet Başsavcılığı"na şikayet dilekçesi verdiğini, savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, senetteki imzanın davacıya ait olmadığı yönündeki iddiaları saklı kalmak üzere yapılacak teknik incelemeler sonucu şayet senet üzerindeki imzanın davacıya ait çıkması halinde, senedin kargo senaryosu ile elde edildiğini ileri sürerek, icra takibinin ve takibe konu senedin iptali ile davalıya borçlu olmadığının tespitini, ayrıca kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili, icra hukuk mahkemesinde yapılan imza incelemelerinde imzanın davacıya ait olduğunun anlaşıldığını, davacının iddialarını HMK" nın 290 vd.maddeleri uyarınca yazılı delille ispatlamak zorunda olduğunu, davada ispat yükünün davacıya düştüğünü savunarak davanın reddini, davacının haksız ve kötüniyetli olması ve imza inkarı nedeniyle %40 inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
    Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davaya konu bono altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğu, davacının imzaya yönelik iddialarında haklı olmadığı, davaya konu senedin nakden düzenlendiği, davalı tarafından sunulan cevap dilekçelerinde senedin ihdas sebebinin davalıca talil edilmemiş olmasından dolayı ispat yükünün davacıya düştüğü, HMK"nın 201.maddesince senede karşı tanıkla ispat yasağı olduğu istisnasının 6098 sayılı TBK" nın 30 vd.maddelerinde düzenlenen irade bozukluğu hallerinde iddianın tanıkla ispat edilebileceğinin uygulamada kabul edildiği, irade fesadına dayalı hallerde tanık dinlenebilmesi için husumetin iradeyi fesada uğratan tarafa yönlendirilmesi gerektiği, davacının takibe konu senedi kargo geldiği hilesiyle imzalatıldığına ilişkin iddiasını iradesini sakatlayan kişiye karşı husumet yönlendirmesi halinde tanık dinlenebileceği, davacının şikayeti üzerine yapılan savcılık soruşturmasında takip konusu senedi davacıya imzalattıran kişinin davalı olduğunun tespit edilemediği, davacının da imza attığı sırada kendisinden başka kimsenin bulunmadığına yönelik beyanları karşısında gösterilecek olan tanıklarında olaya ilişkin görgüye dayalı bilgileri bulunmayacağından davacının tanık dinlenmesi yönündeki talebinin kabul edilmediği, ceza mahkemesinde açılmış resmi evrakta sahteciliğe dayalı bir dava da bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafça iddialarının ispat edilemediği ve dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine, takibin durdurulması yönünden ihtiyati tedbir kararı verildiğinden davalı lehine tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
    Bölge adliye mahkemesince, davalı senedin ödünç para verme akdine dayandığını iddia etmiş ise de bu hususta yazılı bir delil sunamadığı, davacıya senet miktarında ödünç para verebilecek maddi gücü olduğunu da ispatlayamadığı, davalı iddialarının tarafların dosyaya yansıyan durumları ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacı takibe konu bonodaki imzasını inkar etmişse de alınan kriminal raporlara göre keşideci imzasının davacının eli ürünü olduğunun anlaşıldığı, davacının diğer iddiasının “hile” unsuruna dayandığı, davacının kargo teslimi hilesiyle bononun imzalatıldığı iddiasını ileri sürdüğü, kriminal raporlarda senedin tanzim tarihinin olduğu bölümde yapıştırıcı izinin olması, senedin nedense ikiye katlanarak imzalatıldığına ilişkin senet arkasında fulaj izi olması ve davacının keşideci imzasının tarihin altına değil de en sağ köşeye sıkışık atılmış olması ve imzanın sol tarafında "tesl" ibaresinin teslim alınma mealini uyandırması karşısında senetteki imzanın teslim alınan bir şey karşılığında atılmış olduğunu ve senette borçlanma iradesinin olmadığını gösterdiği, bu durumda senedin hile ile imzalatıldığı iddiasının ispatlandığının kabulu gerektiği, senedi kargo teslimi hilesiyle imzalatan şahsın kimliği ve davalıyla aynı kişi olup olmadığı tespit edilememişse de davalı tarafça, davacıya senettte yazılı meblağın borç olarak verildiği savunmasının da ispatlanamadığı, mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun görülmediği, davalının öyle bir senedin borçlusu elinden rızası hilafına alınmış olabileceğinin öngörebileceği, bu nedenle kendi düzenlediği senedi icra takibine konu etmekte kötüniyetli olduğu davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde görüldüğü gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüyle Antalya 2. İcra Müdürlüğü’nün 2014/12225 esas sayılı takibe dayanak keşideci borçlusu ..., alacaklısı ... olan 09.05.2014 keşide tarihli 11.06.2014 vade tarihli 280.000,00 Euro bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 155.097,60 TL kötüniyet tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle dosya içinde bulunan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin 18.01.2016 tarihli Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/712 esas sayılı dosyası için verilen raporda ve yine Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı tarafından işbu dava dosyası kapsamında hazırlanan 09.11.2016 tarihli raporda dava konusu bonoda imza üzerine gelecek şekilde yırtık bulunduğunun ve yırtığın arkasının bantlanmış olduğunun saptanmasına ve bu saptamanın senedi geçersiz hale getirecek olmasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin 2017/1290 esas ve 2018/330 karar sayılı ve 08.03.2018 tarihli kararının ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 23.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi