23. Hukuk Dairesi 2013/5735 E. , 2013/7060 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalı kooperatifin 01.10.2011 tarihli genel kurulunun 4. maddesinde ibra edilmeyen eski yönetim kurulu hakkında sorumluluk davası açılması için genel kuruldan yetki alındığını, bu kararın dayanağının 30.04.2011 tarihli olağan genel kurulun 6. ve 7. maddeleri olduğunu, önceki yıllarda müvekkillerinin ibra edildiğini, kooperatifin o dönemler için müvekkillerinden bir talebi olamayacağını, genel kurulda alınan kararda sorumluluk davasının sınırlarının da belirtilmediğini, alınan bu kararın yasaya ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, 30.04.2011 tarihli yok hükmündeki 6 no"lu karara dayanılarak alınan 01.10.2011 tarihli olağanüstü genel kurulun 4 no"lu sorumluluk davası açılmasına ve 5 no"lu hesap tetkik komisyonu kurulmasına ilişkin kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının genel kurulun usulsüz olduğunu iddia ederek toplantının iptalini talep ettiği, ancak dava konusu kararda şekil yönünden bir usulsüzlüğün bulunmadığı, ortakların yönetim kurulu hesaplarını denetleme, yönetim kurullarını ibra edip etmeme konusunda haklarını genel kurul aracılığıyla kullanmalarında hukuka ve iyiniyet kurallarına aykırı bir husus görülmediği, alınan kararın yasaya ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı, genel kurul kararının iptalini gerektirecek herhangi bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Yönetim kurulunun ibra edilmemesine ilişkin genel kurul kararı tek başına henüz uygulanabilir bir karar değildir. Zira, böyle bir karara dayanılarak ortaklık adına sorumluluk davası açılabilmesi mümkün değildir. Bunun için, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 98. maddesi yollaması ile kooperatiflerde de uygulanması gereken TTK"nın 341. maddesi hükmüne göre, genel kurulun dava açılmasına özel olarak karar vermesi gerekir. Sadece bu karar, sorumluluk davasının dayanağı durumundadır. Bu itibarla, kurulu üyelerinin ibra edilmemelerine ilişkin bir genel kurul kararının iptalini, haklarında sorumluluk davası açılması yönünde alınmış genel kurul kararı bulunmadan önceki bir aşamada dava edebilmeleri mümkün değildir. (Çamoğlu, Poroy/Tekinalp Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku 8. Bası, Sh. 330 No:599 vd., H. Pekcanıtez, Prof. Dr. Kudret Ayiter"e Armağan, Sh.479, Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Türk Ticaret Kanunu"na göre Anonim Ortaklara Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 3. Bası, Sh. 220 ve 221) Nitekim, Dairemiz"in yerleşik uygulaması da bu yöndedir. İbra edilmeme kararına bağlı olarak açılmış bir sorumluluk davasının mevcut olması halinde, yöneticilerin ibra edilmeme kararının, toplantı ve karar nisabına aykırılık gibi şekli nedenlerle yokluğunun tespitini hemen dava edebilme hakları var
ise de, esasa ilişkin iptal nedenlerinin açılmış sorumluluk davasında değerlendirilecek olması karşısında, ibra edilmeme kararının esasa ilişkin nedenlerle iptali davasını açmakta hukuki yararlarının bulunmadığının kabulü gerekir. İbra edilmeme kararı ile birlikte sorumluluk davası açılması yönünde bir karar alınmış, ancak makul bir süre geçmesine rağmen böyle bir dava açılmamış ise, hukuki durumu askıda olan yöneticilerin, sorumluluk davası açılması kararının kanun, anasözleşme hükümleri ve iyiniyet esaslarına aykırı bulunduğu iddiasıyla dava açma hakları vardır.
Ne var ki, somut olayda; iptali istenen 01.10.2011 tarihli genel kurulun davacı eski yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılması yönündeki 4 no"lu kararının alındığı tarihte zaten kooperatif tarafından davacı yöneticiler aleyhine açılmış bir sorumluluk davası bulunmaktadır. Davacılar toplantı ve karar nisabına aykırılık gibi şekli nedenlerle kararın yokluğunun tespitini istemedikleri gibi, bu yönden yokluk halinin somut olayda gerçekleşmediği de anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından esasa ilişkin olarak ileri sürülen iptal nedenlerinin sorumluluk davasında değerlendirilecek olması nedeniyle mahkemece bu madde yönünden hukuki yarar bulunmadığından 6100 sayılı HMK"nın 114/1-h ve 15/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddi, iptali istenen 5 no"lu karar yönünden ise yazılı gerekçelerle reddi gerekirken, her iki maddenin de esasa ilişkin gerekçelerle reddi doğru olmamış ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK"nın 438/son maddesi uyarınca 4 no"lu karar yönünden değişik gerekçe ile onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan kararın kısmen değişik gerekçe ile ONANMASINA, alınması gereken harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.