
Esas No: 2018/5
Karar No: 2018/303
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/5 Esas 2018/303 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanıklar ... ve ..."in 5237 sayılı TCK"nun 109/1, 109/3-b, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.09.2008 gün ve 256-169 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 27.05.2014 gün ve 8974-7031 sayı ile;
"Sanık ..."ın, mağdurun zorla alıkonulmasına yönelik kastla hareket ettiğini gösterir, sanık ..."in de üzerine atılı suçun işlenmesine katıldığına dair sanığın çelişkili beyanları haricinde yeterli delil olmamasına rağmen atılı suçtan beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 18.11.2014 gün ve 316-406 sayı ile;
"...Müşteki ..."nin 29/02/2008 tarihli olayın gerçekleştiği gün vermiş olduğu beyanında, ..., damadı ve bir işçisinin birden içeri girdikleri, ..."in damadının kendisine vurmaya başladığını, çuvalcı dükkanından kendisini ..., damadı ve bir işçisinin kollarından tutarak zorla otolarına bindirdiklerini, eşine polisi aramasını, kendisini kaçırdıklarını söylediğine ilişkinin beyanının mevcut olduğu, yargılama aşamasında ise sanıkları suçtan kurtarmaya yönelik olarak nitelendirilen beyanda bulunduğu, tanık olan müştekinin eşi ... ..."nin yargılama aşamasında şahıslardan birini müştekinin elinden tuttuğunu, eşinin araca binmeden polisi ara şeklinde söylediğine dair beyanda bulunduğu, oysaki tanığın olay tarihi olan 29/02/2008 tarihinde emniyette verdiği ifadesinde üç şahıstan ikisinin birinin sağ, diğerinin ise eşinin sol koluna girmiş vaziyette, diğer şahısta yanlarında olduğu halde eşini sürükleyerek götürdükleri, eşinin polisleri çağır dediğini, kendisinin şaka mı olduğunu sorduğunda şaka olmadığını anladığını, eşini bordo renkli bir araca bindirerek götürdüklerine dair olayın akabinde sıcağı sıcağına vermiş olduğu beyanın bulunduğu, kaldı ki sadece sanıklardan ..."ın tek başına müsnet suçu işlemesinin gelişen olay şekli karşısında hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, dolayısıyla olay tarihinde sanık ..."ın yanında...ve şoför olarak bulunan olaylara katıldığına ilişkin delil bulunmayan... ile iş yerine geldiği, aralarnıda çıkan tartışmanın itiş kakış şekline dönüştüğü, sanık İzzet"in sorunu iş yeri dışında halletmelerini söylemesi ile bu kez ... ve..."ın refataki ile müştekinin ..."ın iş yerine götürüldüğü, yakınıcının yaşanan tartışma ortamı, meydana gelen gerginlik sonrasında maruz kaldığı fiziki kuvvetin mevcut sayısal çoğunluk karşısında direncini kırmış olduğu, müştekinin götürüldüğü ..."ın iş yerinde sanık ..."in de sanıklar ... ve... ile birlikte müştekiyi iradesi muhalifine alıkoyarak hürriyetini tahdit ettikleri hususu mağdur ve tanığın hazırlıkta sıcağı sıcağına vermiş oldukları, olayın gelişim şekline uygun ve samimi görülen anlatımları, olay yakalama, Cumhuriyet savcısı ile görüşme ve muhafaza altına alma tutanağı, ifadeli teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamından sabit bulunmuştur" şeklindeki gerekçe ile önceki hükümde olduğu gibi sanıkların mahkûmiyetlerine karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükümlerin de sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.2015 gün ve 56140 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 gün ve 232-1651 sayı ile; 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 14. Ceza Dairesince 14.12.2017 gün ve 3843-6450 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıklar ...,......, ... ve Habip Özbek hakkında yağma suçundan verilen beraat, basit yaralama suçundan kurulan düşme ve sanık...... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararları temyiz edilmeksizin kesinleşmiş, sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiş olup, direnme ve temyizin kapsamına göre inceleme, sanıklar ... ve Habip Özbek hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Uyuşmazlık konularının esasına geçilmeden önce bir kısım Genel Kurul Üyeleri tarafından, sanık ... hakkında kurulan hükme ilişkin gerekçede çelişki olduğunun ileri sürülmesi üzerine bu hususun Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle değerlendirilmesi gerekmiştir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel mahkemece "...Müşteki ..."nin 29/02/2008 tarihli olayın gerçekleştiği gün vermiş olduğu beyanında, ..., damadı ve bir işçisinin birden içeri girdikleri, ..."in damadının kendisine vurmaya başladığını, çuvalcı dükkanından kendisini ..., damadı ve bir işçisinin kollarından tutarak zorla otolarına bindirdiklerini, eşine polisi aramasını, kendisini kaçırdıklarını söylediğine ilişkinin beyanının mevcut olduğu, yargılama aşamasında ise sanıkları suçtan kurtarmaya yönelik olarak nitelendirilen beyanda bulunduğu, tanık olan müştekinin eşi ... ..."nin yargılama aşamasında şahıslardan birini müştekinin elinden tuttuğunu, eşinin araca binmeden polisi ara şeklinde söylediğine dair beyanda bulunduğu, oysaki tanığın olay tarihi olan 29/02/2008 tarihinde emniyette verdiği ifadesinde üç şahıstan ikisinin birinin sağ, diğerinin ise eşinin sol koluna girmiş vaziyette, diğer şahısta yanlarında olduğu halde eşini sürükleyerek götürdükleri, eşinin polisleri çağır dediğini, kendisinin şaka mı olduğunu sorduğunda şaka olmadığını anladığını, eşini bordo renkli bir araca bindirerek götürdüklerine dair olayın akabinde sıcağı sıcağına vermiş olduğu beyanın bulunduğu, kaldı ki sadece sanıklardan ..."ın tek başına müsnet suçu işlemesinin gelişen olay şekli karşısında hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, dolayısıyla olay tarihinde sanık ..."ın yanında...ve şoför olarak bulunan olaylara katıldığına ilişkin delil bulunmayan... ile iş yerine geldiği, aralarnıda çıkan tartışmanın itiş kakış şekline dönüştüğü, sanık İzzet"in sorunu iş yeri dışında halletmelerini söylemesi ile bu kez ... ve..."ın refataki ile müştekinin ..."ın iş yerine götürüldüğü, yakınıcının yaşanan tartışma ortamı, meydana gelen gerginlik sonrasında maruz kaldığı fiziki kuvvetin mevcut sayısal çoğunluk karşısında direncini kırmış olduğu, müştekinin götürüldüğü ..."ın iş yerinde sanık ..."in de sanıklar ... ve... ile birlikte müştekiyi iradesi muhalifine alıkoyarak hürriyetini tahdit ettikleri hususu mağdur ve tanığın hazırlıkta sıcağı sıcağına vermiş oldukları, olayın gelişim şekline uygun ve samimi görülen anlatımları, olay yakalama, Cumhuriyet savcısı ile görüşme ve muhafaza altına alma tutanağı, ifadeli teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamından sabit bulunmuştur" şeklindeki gerekçeyle sanık ... hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır.
Ön sorunun isabetli bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için hükmün gerekçesinin içereceği hususlar üzerinde durulmalıdır.
Mahkemeler, kararlarını hangi temele dayandırdıklarını yeterince açık olarak belirtme yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük, tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri için gerekli olmasının yanı sıra tarafların, muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, toplumun kendi adına verilen yargı kararlarının sebeplerini öğrenmelerinin sağlanması için de gereklidir. (AYM, B.N: 2013/7800, 18.6.2014, & 31; AİHM, Hadjianastassıou/Yunanistan Kararı, 16.12.1993, & 33)
Mahkemelerin davanın taraflarınca ileri sürülen iddia ve savunmalara şeklen cevap vermiş olmaları yeterli olmayıp, iddia ve savunmalara verilen cevapların dayanaksız olmaması, mantıklı ve tutarlı olması da gerekir. (AYM; B.N: 2013/7970, 10.06.2015, & 41). Böylece davanın taraflarının mahkeme kararının dayanağını öğrenerek mahkemelere ve genel olarak yargıya güven duymaları da sağlanacaktır. (AYM; B.N: 2012/1034, 20/3/2014, & 34).
Bu bağlamda, Anayasanın 141 ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının karşıoy da dâhil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunlu olup, hüküm; başlık, sorun, gerekçe ve sonuç, bir başka anlatımla "hüküm" bölümlerinden oluşmalıdır. Başlık bölümünde; hükmü veren mahkemenin, mahkeme başkanı ve üyelerin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının, zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, varsa vekillerinin ve yasal temsilcilerinin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği ile varsa müdafiinin adı, beraat kararı dışında suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, sanığın gözaltında ya da tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı belirtilmeli, "sorun" bölümünde; iddia ve savunmada ileri sürülen görüş ve düşünceler ortaya konulmalı, "gerekçe" kısmında; dosyada mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra hükme esas alınan ve reddedilen bütün deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmalı, ulaşılan kanaatin açıklanması sırasında çelişkiye mahal vermeyecek şekilde hukuki nitelendirme yapılarak sonuç kısmında açıklanan uygulamaların dayanaklarına değinilmeli, "sonuç" ya da "hüküm" bölümünde ise, CMK"nun 230 ve 232. maddeleri uyarınca aynı Kanunun 223. maddesine göre verilen kararın ne olduğu, TCK"nun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre uygulanan kanun maddeleri ve hükmolunan ceza miktarı, yine aynı kanunun 53 ve devamı maddelerine göre mahkûmiyet yerine veya müeyyidenin yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbiri, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezası veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanaklar, kanun yollarına başvurma ve tazminat talep etme imkânının bulunup bulunmadığı, kanun yollarına müracaat mümkün ise kanun yolunun ne olduğu, şekli, süresi ve mercii hiçbir tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;
Gerekçede; mağdurun, sanık ..."ın refakati ile inceleme dışı sanık ..."ın iş yerine götürüldüğünün ve mağdurun sanıklar... ve Habib ile inceleme dışı sanık ..."ın iştiraki ile hürriyetinden yoksun bırakıldığının belirtilip atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi, dosyadaki beyan ve delillerden sanık ..."ın mağdurun götürüldüğü aracı kullanmadığının anlaşılması, bu durumun yerel mahkemenin bozma öncesi kurduğu hükmün gerekçesinde yer alan "....’ın yanında şoför olarak tanımlanan ancak olaylara katılımı olduğuna dair herhangi delil bulunmayan kişinin kullandığı araç ile sanık ... ve ...’ın iş yerine geldiği..." açıklamasıyla aracın davaya taraf olmayan bir kişi tarafından kullanıldığını belirtilmesi karşısında; gerekçede yer alan "...."ın yanında...ve şoför olarak bulunan olaylara katıldığına ilişkin delil bulunmayan... ile iş yerine geldiği" şeklindeki ibarenin esasen "..."ın yanında...ve şoför olarak bulunan olaylara katıldığına ilişkin delil bulunmayan bir kişi ile..."ın iş yerine geldiği" şeklinde yazılmasının amaçlandığı ve hükmün gerekçesi bir bütün hâlinde incelendiğinde yazım sırasında gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi nedeniyle "bir kişi ile" sözcüklerinin metne geçmemesi sonucu kastedilmeyen ibarenin ortaya çıktığı, bu durumun gerekçede herhangi bir çelişkiye sebebiyet vermediği kabul edilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu üyesi; hükmün gerekçesinde çelişki bulunduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Esasa ilişkin uyuşmazlık konusu olan sanıklara atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sabit olup olmadığına gelince;
İncelenen dosya kapsamından;
Olay, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağına göre; inceleme dışı sanık ..."ın, mağdurdan aldığı senet, ehliyet ve nüfus cüzdanı ile mağdura cirolattığı çekler ve sevk irsaliyelerini kolluk görevlilerine teslim ettiği, bu eşyanın adli emanete alındığı,
Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen rapora göre; mağdurun burnu üzerinde 0.5x2 cm ebatında ekimoz bulunduğu ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilebileceği,
Anlaşılmıştır.
Mağdur ... kollukta; inceleme dışı sanık ... ile ticari ilişkisinin bulunduğunu, arkadaşı olan ..."ın da kendi aracılığı ile aldığı mal karşılığında inceleme dışı ..."a çek verdiğini, adı geçenler arasında söz konusu çek sebebiyle anlaşmazlık çıkması üzerine inceleme dışı sanık ..."ın kendisine ulaşmaya çalıştığını, 28.02.2008 tarihinde yanında eşi olan tanık ... olduğu hâlde aracı ile inceleme dışı sanık...ile sanık ..."ın sahibi oldukları iş yerinin önüne gittiğini, tanık ..."i araçta bırakıp iş yerine girdiğini, burada inceleme dışı sanık...ve sanık ... ile sohbet ettikleri sırada inceleme dışı sanık ... ile beraberindeki işçisi ve damadının iş yerine geldiklerini, ardından kendisine vurduklarını, sanık ... ve babasının kendisine müdahale etmediklerini, ancak bu kişileri sanık ... ile babasının çağırmış olabileceklerini, inceleme dışı sanık ..., damadı ve işçisinin kollarından tutup araca bindirdiklerini, bu sırada eşi olan tanık ..."in yaşananları görüp "Ne yapıyorsunuz" diyerek bağırdığını, eşine polisi aramasını söylediğini, aynı kişilerin kendisini araçla inceleme dışı sanık ...’ın iş yerine götürdüklerini, burada inceleme dışı sanık ..., bu kişinin damadı, Musa ve Tamer isimli iki kişi ile sivil polis olarak tanıtılan bir şahsın kendisine bağırıp çağırdıklarını, çekleri cirolatıp senet ve ...’ın aldığı mallara ilişkin irsaliye kağıtlarını imzalattıklarını, ayrıca ehliyeti ve nüfus cüzdanını aldıklarını, saat 21.30 sıralarında serbest bıraktıklarını,
İfadeli, canlı teşhis tutanağında; huzurda bulunan sanık ..., inceleme dışı sanık ... ile huzurda bulunmayan Yavuz Macit isimli şahsın iş yerine geldiklerini, Yavuz Macit ile inceleme dışı sanık ..."ın kendisini darp edip kollarından tutarak araca bindirdiklerini, aracı sanık ..."in kullandığını, huzurda bulunan sanık ... ile inceleme dışı sanık İzzet"in kendisini darp etmediklerini ve müdahalede bulunmadıklarını,
Savcılıkta; kolluk beyanını kabul etmediğini, ortağı olan ... ile inceleme dışı sanık ...’dan 15.600 Lira değerinde mal aldıklarını, karşılığında ..."ın iki çek verdiğini, daha sonra bu çeklerin karşılıksız çıktığını öğrendiğini, olay günü mal satmak için inceleme dışı sanık İzzet"in dükkânına eşi ile gittiğini, eşi araçta beklerken kendisinin iş yerine girdiğini, bir süre sonra inceleme dışı sanık ... ile 30-35 yaşlarında bir şahsın da geldiğini ve kendisi ile tartışmaya başladıklarını, ağır sözler sarf ettiklerini, inceleme dışı sanık İzzet"in "Kendi iş yerinize gidin, orada konuşun" demesi üzerine inceleme dışı sanık ..., yanında gelen şahıs ve sanık ... ile birlikte inceleme dışı sanık ...’ın iş yerine gittiklerini, tartışma sırasında inceleme dışı sanık ..."ın sinirlenerek kendisine yumruk attığını, ağır sözler sarf etmesi üzerine çekleri cirolayıp senet verdiğini, ehliyeti ve nüfus cüzdanını da bu şahıslara verdiğini, daha sonra kendisini aracının yanına bıraktıklarını, rızası dışında götürülmesinin ya da senet imzalatılmasının söz konusu olmadığını, inceleme dışı sanık ...’a sinirlendiği için kollukta şikâyetçi olduğunu,
Duruşmada; araç ile inceleme dışı sanık ..., sanık ... ve şoförlük yapan bir şahıs ile inceleme dışı sanık ..."ın iş yerine gittiklerini, araca giderken bir yanında sanık ..."ın diğer yanında ise inceleme dışı sanık ..."ın bulunduğunu, araca zorla götürülmediğini,
Tanık ... ... kollukta; 28.02.2008 tarihinde eşi olan mağdur ile alış verişe çıktıklarını, mağdurun bir iş yerinin önde durup malzeme teslim etmek için araçtan indiğini, kendisinin ise araçta beklemeye başladığını, bu sırada işyerinin vitrin camından 5-6 altı şahsın mağdur ile konuştuğunu gördüğünü, bu şahıslardan üçünün işyerinden çıkarak gittiğini, ardından görse bile tanıyamayacağı üç kişiden ikisinin sağ ve sol kollarına girmiş vaziyette mağduru sürükleyerek götürmeye başladığını, diğer şahsın ise yanlarında yürüdüğünü, bu sırada mağdurun kendisine “Polis çağır” dediğini, ancak heyecandan polisi arayamadığını, şahısların mağduru bir araca bindirerek götürdüğünü,
Duruşmada; mağdur ile birlikte 3-4 kişinin iş yerinden çıkıp bir araca bindiklerini, şahıslardan birinin mağdurun elinden tuttuğunu, arabaya binmeden önce mağdurun kendisine “Polisi ara” dediğini, daha sonra araçla uzaklaştıklarını, genç bir şahsın “Bir şey yok, on dakika sonra gelecekler” dediğini, sadece bir kişinin mağdurun kolundan tuttuğunu, ancak sürükleme gibi bir olayın yaşanmadığını,
İnceleme dışı sanık ... kollukta; mağdurun kendisinden iki yıldır mal aldığını, daha sonra yanında ... isimli bir şahısla gelip mal alıp karşılığında iki çek verdiklerini, çeklerden birinin üzerindeki yazı ve rakamların uyuşmadığını fark etmesi üzerine bankayı aradığını, kendisine çeklerin takipli olduğunun söylendiğini, bunun üzerine arayıp durumu anlattığı ...’ın telefonu yüzüne kapattığını, olay günü sürekli çuval aldığı sanık ... ve babasının işlettiği dükkâna tek başına gittiğinde mağduru gördüğünü, "...’ı da al, yanıma gel" dediği mağdurun "Ben geleyim" şeklinde cevap verdiğini, ardından sanık ... ve mağdur ile birlikte kendisine ait iş yerine gittiklerini, aracı kendisinin kullandığını, iş yerinde borcunu istediği mağdurun senet imzalayıp verdiğini ve tartışma olmadan iş yerinden ayrıldığını, işçisi olan sanık ..."in de yanlarında bulunduğunu, sorguda benzer anlatımlarından farklı olarak; sanık ..."in iş yerinde olmadığını, sanık ..."ın ise iş yerinin dışında bulunan malzemelere baktığını,
Duruşmada; olay tarihinde sanık ... ile babasının işlettiği iş yerine damadı Yavuz Macit ile birlikte gittiklerini, Yavuz"un araçta beklediğini, burada gördüğü mağdur ile tartışıp yumruklaştıklarını, ardından mağdur ile kendisine ait iş yerine gitmeye karar verdiklerini, kendisinden malzeme almak için sanık ..."ın da yanlarında geldiğini, iş yerinde mağdur ile konuştukları sırada sanık ..."in imalathanede bulunduğunu,
İnceleme dışı sanık...kollukta; inceleme dışı sanık ...’ı aynı işi yapmaları nedeni ile tanıdığını, olay günü mağdurun malzeme satmak için iş yerine geldiğini, bu sırada inceleme dışı sanık ... ile damadının içeri girdiğini, inceleme dışı sanık ..."ın mağdura "Şerefsiz, paramı neden vermiyorsun" diyerek damadı ile birlikte mağduru dışarı çıkardıklarını, bunun üzerine oğlu olan sanık ..."ı olayın daha fazla büyümemesi için yanlarında gönderdiğini, sorgu ve duruşmada benzer anlatımlarına ek olarak; mağdurun iş yerinde bulunduğunu inceleme dışı sanık ...’a haber vermediğini,
İfade etmişlerdir.
Sanık ... kollukta; mağdurun malzeme satmak için babası olan inceleme dışı sanık...ile birlikte işlettikleri dükkâna geldiğini, bu sırada inceleme dışı sanık ...’ın da iş yerine girdiğini ve mağdurun üzerine yürüdüğünü, iş yerlerinde kavga çıkmaması için araya girdiğini, inceleme dışı sanık İzzet’in de “Şunlarla beraber git, kavga etmesinler” demesi üzerine diğerleri ile birlikte dışarıda duran araca bindiğini, araçta 30 yaşlarında tanımadığı bir şahsın olduğunu, hep birlikte inceleme dışı sanık ...’ın iş yerine gittiklerini, burada konuşurken içeri sanık ...’in girdiğini, olay tatlıya bağlanınca iş yerinden ayrıldığını, sorguda ve duruşmada benzer anlatımlarına ek olarak; mağdurun iş yerine geldiğini inceleme dışı sanık ...’a haber vermediğini,
Sanık ... kollukta; mağduru çalıştığı iş yerinden alış veriş yapması nedeniyle tanıdığını, suç tarihinde mağdurun iş yerine gelip inceleme dışı sanık ... ile görüştükten sonra herhangi bir olumsuzluk yaşanmadan iş yerinden ayrıldığını, sorguda ve duruşmada benzer anlatımlarına ek olarak; mağdurun yaptığı teşhisi kabul etmediğini, yaşananları görmediğini,
Savunmuşlardır.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu 5237 sayılı TCK’nun "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" başlıklı 109. maddesinde;
"(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Bu suçun;
a) Silâhla,
b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı,
f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
İşlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması hâlinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasında; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında; suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi ve üçüncü fıkrasında ise; altı bend halinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi nitelikli haller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında; suçun netice sebebiyle ağırlaşmış haline, beşinci fıkrasında; cinsel amaçla işlenen özgürlüğü kısıtlama suçuna yer verilmiş, altıncı fıkrasında ise; suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibariyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir.
Bu suç ile cezalandırılmak istenen husus, bireylerin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kaldırılması veya sınırlanmasıdır. Nitekim bu husus madde gerekçesinde; "Bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir" şeklinde belirtilmiştir. Suçun maddi unsuru, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Bu fiil, failin doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanılarak gerçekleştirilebilir. Sonuç ise, mağdurun hareket etme ya da yer değiştirme özgürlüğünün kaldırılması biçiminde kendini gösterir.
Fail, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasına yönelik fiili, doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanarak gerçekleştirebilir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, serbest hareketli bir suç olduğundan, bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması neticesini doğurabilecek her türlü hareket ile işlenebilecektir. Sonuç ise, mağdurun bir yere gitme ya da bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması biçiminde ortaya çıkmaktadır.
Suçun manevi unsuru; failin, mağduru şahsi özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemesi ve bilmesi, yani genel kasttır. Kanunun metni ve ruhundan anlaşılacağı üzere, suçun temel şeklinin oluşumu için saik (özel kast) aranmamıştır. Nitekim bu görüş öğretide (Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Çetin Özek-Sahir Erman, İstanbul 1994, s. 130; Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, ... Önder, 4. Bası, İstanbul 1994, s. 31; Teorik-Pratik Ceza Hukuku, Durmuş Tezcan-Mustafa Ruhan Erdem-Murat Önok, Ankara 2008, s. 363; Ceza Hukuku Özel Hükümler, Mehmet Emin Artuk-Ahmet Gökcen-A. Caner Yenidünya, Ankara 2009, Cilt 3, s. 2830) ve yargısal kararlarda da (Ceza Genel Kurulunun 29.06.2010 gün ve 110-161, 23.01.2007 gün ve 275-9, 03.12.2002 gün ve 288-419 sayılı ve bu güne kadar süreklilik arz eden çok sayıdaki kararları) benimsenmiştir. Suçun oluşabilmesi için kişiyi hürriyetinden yoksun kılma yönündeki ihlalin hukuka aykırı olarak yapılması, diğer bir deyişle eylemde hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması zorunludur. Hukuka aykırılık, öğretide genel olarak hukuk düzeninin izin vermediği hâlleri ifade etmektedir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Seyyar olarak medikal malzeme alıp satan mağdur ile bu malzemelerin toptancılığını yapan inceleme dışı sanık ... arasında ticari ilişki bulunduğu, mağdurun ortağı olan ... isimli kişiyi de inceleme dışı sanık ... ile tanıştırıp aralarında ticari ilişki kurulmasını sağladığı, bu ticari ilişki çerçevesinde ... tarafından inceleme dışı sanık ..."a verilen çeklerin karşılıksız çıkması ve inceleme dışı sanık ..."ın ..."a ulaşamaması nedeniyle sorunun çözümü için mağdur ile irtibat kurmaya çalıştığı, ancak bu girişimlerinden olumlu bir sonuç alamadığı,
29.02.2008 tarihinde mağdurun yanında eşi olan tanık ... olduğu hâlde aracı ile malzeme satmak için inceleme dışı sanık...ile sanık ..."ın sahibi oldukları iş yerine geldiği, tanık ..."i araçta bırakan mağdurun malzemeleri teslim etmek için iş yerine girdiği, çay ikramı ve sohbet sırasında iş yerine gelen inceleme dışı sanık ... ile bir kaç kişinin yanlarında sanık ... da olduğu hâlde mağduru zorla geldikleri araca bindirip inceleme dışı sanık ..."ın iş yerine götürdükleri, burada inceleme dışı sanık ..."ın mağdura ... adındaki kişi tarafından verilip karşılıksız çıkan çekleri cirolattığı, sevk irsaliyelerini imzalattığı, ayrıca senet alarak ehliyet ve nüfus cüzdanına el koyduğu, ardından serbest bırakılan mağdurun kolluğa giderek inceleme dışı sanık ... ile sanıklar... ve ..."ten şikâyetçi olması üzerine soruşturmanın başladığı olayda;
Mağdurun olayın hemen ardından müracaat ettiği kollukta inceleme dışı sanık ... ile işçisinin kendisini zorla araca bindirdiklerini ve aracı işçisinin kullandığını beyan etmesi, bu beyanlarını ifadeli canlı teşhis tutanağında da tekrar edip inceleme dışı sanık ..."ın işçisi olan sanık ..."i kesin bir şekilde teşhis etmesi ve mağdur hakkında düzenlenen adli rapor ile adli emanette bulunan eşya da nazara alındığında, mağdurun kolluk ifadesinin samimi olup sonraki aşamalarda verdiği sanık ..."in olay yerinde bulunmadığına dair beyanlarının adı geçen sanığı suç ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğunun anlaşılması karşısında; sanık ..."e atılı suçun sübut bulduğu kabul edilmelidir.
Diğer taraftan, mağdurun duruşmada araca giderken bir yanında sanık ..."ın diğer yanında ise inceleme dışı sanık ..."ın bulunduğunu söylemesi, tanık ..."in kollukta
eşi olan mağdurun iş yerinden koluna giren kişilerce sürüklenerek araca bindirildiğini ifade etmesi, sanık ..."ın da savunmalarında aynı araçta yanında mağdur bulunduğu hâlde inceleme dışı sanık ..."ın iş yerine gittiğini ikrar etmesi birlikte değerlendirildiğinde; sanık ..."ın, mağdurun inceleme dışı sanık ... ve sanık ... tarafından zorla götürüldüğü esnada yanlarında bulunmak suretiyle birlikte suç işleme kararının icrası kapsamında, fiil üzerinde anılan sanıklar ile ortak hakimiyet kurarak özel kast aranmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna iştirak ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla, yerel mahkemenin direnme gerekçesinin isabetli olduğuna karar verilmelidir.
Sanık ... hakkındaki uyuşmazlık konusunda çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanık ... hakkındaki direnme kararına konu hükmün bozulması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlarıdır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.11.2014 gün ve 316-406 sayılı hükmündeki direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA,
2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, sanık ..."in kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sabit olup olmadığına ilişkin uyuşmazlık bakımından 08.05.2018 tarihinde yapılan birinci müzakerede oy birliğiyle, ikinci müzakere esnasında ön sorun olarak kabul edilen sanık ... hakkında kurulan hükme ilişkin gerekçede çelişki olup olmadığına ilişkin uyuşmazlık yönünden 26.06.2018 tarihinde yapılan birinci oylamada oy çokluğuyla, sanık ..."ın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sabit olup olmadığına ilişkin uyuşmazlık bakımından ise 08.05.2018 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından, 26.06.2018 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
08.05.2018 tarihli oturumda;
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.