Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2018/266
Karar No: 2018/297

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/266 Esas 2018/297 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2018/266 E.  ,  2018/297 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 16. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Günü : 09.12.2013
    Sayısı : 313-521

    Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme ve 5607 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından sanık ..."ın beraatine ilişkin Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.12.2013 gün ve 313-521 sayılı hükümlerin, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesince 10.10.2017 gün ve 1295-5172 sayı ile;
    Sanık müdafiinin suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme ve 5607 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından kurulan beraat hükümleri nedeniyle vekâlet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz istemiyle sınırlı olarak inceleme yapıldığı belirtilerek onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 28.12.2017 gün ve 198359 sayı ile;
    “UYAP üzerinden alınan nüfus kaydına göre sanığın 05.09.2016 günü öldüğü, Yüksek Dairenin temyiz istemini inceleme tarihinin ise 10.10.2017 olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
    Sanığın ölümü hâlinde hakkındaki kamu davasının düşürülmesini amir TCK"nun 64. maddesi gereğince, yerel mahkemece ölüm olayının araştırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayininde zorunluluk bulunduğu" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesince, 27.02.2018 gün ve 4311-842 sayı ile, itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme ve 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından kurulan beraat hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; beraat hükümlerinin, sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle yalnızca sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi ve hüküm tarihinden sonra da sanığın ölmesi durumunda, temyiz incelemesinin vekâlet ücreti ile sınırlı olarak yapılıp yapılmayacağının belirlenmesine ilişkindir.
    1136 sayılı Avukatlık Kanununun 168. maddesi uyarınca Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan ve 13.12.2006 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2007 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin beşinci fıkrasında; "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir" şeklinde düzenlenmiş, bu tarihten sonra yayımlanan asgari ücret tarifelerinde de aynı düzenlemeye yer verilmeye devam edilmiştir.
    5271 sayılı CMK"nun "Yargılama giderleri" başlıklı 324. maddesi ise; "(1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.
    (2) Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir..." şeklinde düzenlenerek, avukatlık ücretlerinin yargılama giderleri kapsamında olduğu açıkça belirtilmiştir.
    05.03.1935 gün ve 111-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da; "Ceza davalarındaki yargılama giderlerinin hükmün tamamlayıcı bir parçası (mütemmim cüzü) olduğu, bu sebeple ilamlarda açıklanması ve kime yükletileceğinin belirtilmesi gerektiği, yargılama giderleriyle ilgili kararların da Yargıtay incelemesine tabi olup kendiliğinden temyiz yeteneğinin bulunduğu" sonucuna ulaşılmıştır.
    Kanuni düzenlemeler ve içtihadı birleştirme kararı ışığında, hükmün tamamlayıcı parçası olan yargılama giderleri hüküm ve kararlarda gösterilmeli ve giderlerin kim tarafından karşılanacağı da belirtilmelidir. Bu kapsamda mahkemece yargılama giderlerinden olan avukatlık ücretlerinin de kararda gösterilmesi ve ücretlerin hangi tarafça karşılanacağının belirtilmesi gerekmekte olup aksine bir uygulama 5271 sayılı CMK"nun 324. maddesine aykırılık oluşturacaktır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş kararlarında da aynı husus vurgulanmıştır.
    Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulması açısından, sanığın veya müdafiinin, sanık hakkında kurulan beraat hükümlerini temyiz etme yetkilerinin olup olmadığının da tartışılması gerekir. CMK"nun 223. maddesinde sayılan hükümlerden sanığın en lehine olanı, ikinci fıkrada beş bent hâlinde şartları belirtilen beraat hükmü olduğundan, sanığın beraat hükmünün esasını gerekçesi dışında temyiz etmede hukuki bir yararı bulunmamaktadır. Diğer bir deyişle, sanığın beraat hükmüne yönelik temyiz davası açmakta ve temyiz kanun yoluna başvurmak suretiyle hukuki korunma istemekte bir çıkarının ve ceza muhakemesi kuralları tarafından korunan bir yararının bulunmadığı kabul edilerek beraat hükümlerinin gerekçesi dışında sanık ya da müdafii tarafından temyiz edilmesi hâlinde talepleri 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 317. maddesi gereğince reddedilmektedir. Nitekim bu yöndeki uygulama temyiz merciince istikrarlı bir şekilde sürdürülmektedir.
    Öte yandan, Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş kararlarında da yer verildiği üzere; beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına ve hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin gereğidir. Bu nedenle, beraat eden sanığın ya da sanık adına müdafiinin gerekçesi dışında esasen temyiz edemediği hükmü yalnız vekâlet ücretine yönelik olarak temyiz etmesi halinde, gerekçeye yönelik temyiz başvurusu bulunmadığından, Yargıtayca yapılacak temyiz incelemesinin vekâlet ücreti ile sınırlı olarak yapılması gerektiği kabul edilmelidir. Aksi hâlde, yalnız vekâlet ücreti yönünden sanık lehine temyiz edilen beraat hükmünün, esasına ilişkin ve sanık aleyhine olacak şekilde temyiz merciince denetlenmesi sonucu ortaya çıkacaktır ki, bu durumun ceza muhakemesi ilkelerine göre kabulü mümkün değildir. Ayrıca yargılama giderinin hüküm niteliğinde olmayıp hükme bağlı tamamlayıcı bir parça olması ve kanun yolu açısından asıl hükmün bağlı olduğu kurallara tâbi olması karşısında, yalnızca vekâlet ücreti ile sınırlı bir temyiz başvurusunun yapıldığı durumlarda, asıl hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin kabulü gerekmektedir.
    Bununla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Dava sırasında taraflardan birinin ölümü" başlıklı 55. maddesi;
    "Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir" şeklinde düzenlenmiş olup anılan maddeyle malvarlığına ilişkin davalar bakımından, dava sırasında taraflardan birinin ölümü hâlinde, 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 606. maddesindeki mirasçılar tarafından mirası ret süresi göz önüne alınarak, bu süre zarfında mirasçıların mirası kabul veya reddetmemelerine bağlı olarak davanın ertelenmesi öngörülmektedir. Bununla beraber, gecikmesinde zarar bulunan hâllerde, bilhassa diğer tarafın istemi üzerine mahkemece kayyım atanmasına karar verilebileceği de maddede ifade edilmiştir.
    5271 sayılı CMK"nun "Katılmanın hükümsüz kalması" başlıklı 243. maddesi ise;
    "Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler" biçiminde tanzim edilmiş olup bu maddeyle katılanın vazgeçmesi veya ölümü hâlinde katılmanın hükümsüz sayılacağı, ancak mirasçıların da katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilecekleri hüküm altına alınmıştır. Görüldüğü gibi 5271 sayılı CMK, yalnızca katılanın ölümü hâlinde mirasçılarının davaya dahil olabileceklerine cevaz vermiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nda olduğu gibi taraflardan birinin dava sırasında ölümü hâlinde, tarafın sıfatı nazara alınmaksızın mirasçılarının, murisin haklarını takip edebileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer vermemiştir. Başka bir anlatımla ceza muhakemesi hukukuna göre, sanığın ölümü halinde mirasçılarının onun kişisel haklarını takip etmek üzere davaya katılmalarına imkân bulunmamaktadır. Dolayısıyla beraat hükümlerinin, sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle temyiz edilmesi ve hüküm tarihinden sonra da sanığın ölmesi durumunda, sanığın mirasçılarının davaya katılmaları mümkün olmadığından, Yargıtay tarafından vekâlet ücretine yönelik temyiz incelemesine devam olunarak bir karar verilebilecektir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme ve 5607 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından sanık hakkında beraat hükümleri kurulduğu ve sanık müdafiince hükümlerin yalnız vekâlet ücretiyle sınırlı olarak temyiz edildiği olayda; sanığın hüküm tarihinden sonra öldüğü anlaşılmış ise de, CMK"nun sanığın ölümü halinde mirasçılarının onun kişisel haklarını takip etmek üzere davaya katılmalarına imkân veren bir düzenlemeyi barındırmaması, sanık müdafiinin beraat hükümlerinin gerekçesine yönelik bir temyiz başvurusunun bulunmaması, başlı başına hüküm vasfı bulunmayan yargılama giderlerinin hükme bağlı tamamlayıcı bir parça olması ve asıl hükümler niteliğindeki beraat hükümlerinin temyiz edilmeksizin kesinleşmesi karşısında, Özel Dairece vekâlet ücreti ile sınırlı olarak temyiz incelemesi yapılması isabetlidir.
    Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
    2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.06.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi