Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2017/282
Karar No: 2018/287

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/282 Esas 2018/287 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2017/282 E.  ,  2018/287 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Çocuk Ağır Ceza
    Günü : 09.06.2014
    Sayısı : 363-175

    Kasten öldürme suçuna teşebbüsten açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanık ..."un eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilerek TCK"nun 86/1, 86/3-e, 87/1-d, 31/3, 62/1 ve 54/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve müsadereye ilişkin Üsküdar Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.09.2011 gün ve 80-320 sayılı hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 04.12.2013 gün ve 1708-7457 sayı ile;
    "Suça sürüklenen çocuk ... ve olay esnasında yanında bulunan babası ...., ağabeyi.... ile mağdur ... ve oğlu Savaş Gültekin haklarında aynı olay nedeniyle başlatılan soruşturmada, suça sürüklenen çocuğun yaşı nedeniyle soruşturmasına ayrı bir dosya üzerinden devam edildiği, diğer kişiler hakkında geceleyin iş yeri dokunulmazlığını bozma, 6136 sayılı Yasaya muhalefet ve kasten yaralama suçlarından Pendik 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı ve yargılama aşamasında bu dava dosyasının derdest olmasına rağmen aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle birleştirilmelerine karar verilmediği gibi dosya içerisine getirtilerek duruşmada incelenip, denetime olanak verecek biçimde onaylı suretinin de alınmadığı dosya kapsamından anlaşılmakla,
    Olayın diğer sanık ve mağdur sanıklarının soruşturma aşamasındaki beyanlarını da içeren Pendik 3. Asliye Ceza Mahkemesindeki dava dosyasının hâlen derdest olması durumunda her iki dosyanın birleştirilmesi, karara çıkması hâlinde ise bu dosyanın getirtilip incelenmesinden sonra dosyanın dava dosyası içine konulması gerektiği düşünülmeden eksik soruşturma ile mahkûmiyet hükmü kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Dosyanın devredildiği İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi ise 09.06.2014 gün ve 363-175 sayı ile;
    "...Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bozma kararında; ergin sanık hakkında Pendik 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı ve yargılama aşamasında bu dava dosyasının derdest olmasına rağmen aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeni ile birleştirilmelerine karar verilmediği gibi dosya içerisine getirtilerek duruşmada incelenip denetime olanak verecek biçimde onaylı suretinin de alınmadığı bildirilmiştir. Pendik 3. Asliye Ceza Mahkemesinde ergin sanık hakkında açılan dava dosyası bu dosyadan tefrik edilmiş olup, asliye ceza mahkemesinde görülen kamu davası ile çocuk ağır ceza mahkemesinde görülen kamu davasının birleştirilmeleri usulen mümkün değildir. Mahkememizin 20.07.2011 tarihli duruşmasında mağdur ... olaylara dayalı olarak ayrıntılı olarak dinlenmiş, mağdurun bıçakla yaralanmasına ilişkin iddiası sanık tarafından kabul ve ikrar edilmiş ve olayın görgü tanıkları ..., ... ve ... usulüne uygun olarak dinlenmiş ve bütün deliller mahkememizce toplanmış olduğundan bozma kararında konu edilen Pendik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin dava dosyasının getirtilmesinin kovuşturmaya yenilik katmayacağı gibi her iki davanın da birleştirilmesi usulen mümkün olmadığı" şeklindeki gerekçe ile ilk hükmünde direnmiştir.
    Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.09.2014 gün ve 249537 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 gün ve 578-1181 sayı ile; 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.03.2017 gün ve 20-772 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında eksik araştırmayla mahkûmiyet hükmü kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlilerince düzenlenen 12.10.2010 tarihli tutanakta; yapılan devriye görevi sırasında, Hürriyet Caddesi üzerinde kalabalık bir grup görülmesi üzerine olay yerine gidildiği, üç şahsın bir araca binerek olay yerinden uzaklaştıklarının görüldüğü, aracın takip edilip önünün kesilmesinin ardından araçtan inen sanık ..."un üzerinde bir adet tabanca, bu tabancaya ait şarjör ve 7 adet dolu fişek ile şahsın arka cebinde, kelebek tabir edilen toplam uzunluğu 17 santimetre olan bıçağın bulunduğu ve muhafaza altına alındığı, araçtaki diğer iki kişinin ise sanığın babası .... ile sanığın kardeşi.... oldukları, şahısların karıştıkları kavgada yaralandığı öğrenilen mağdur ..."in hastaneye kaldırılmış olduğu tespitlerine yer verildiği,
    13.10.2010 tarihli olay yeri inceleme raporunda; olayın İstanbul ili, Pendik ilçesi, Hürriyet Caddesi üzerinde bulunan boya ve yer döşemesi satışı yapılan Tosun Showroom isimli iş yerinde meydana geldiği, iş yerinin giriş kapısının sağındaki camda iki adet, sol tarafında ise bir adet mermi giriş deliği bulunduğu, etrafa dağılmış malzeme ve yere dökülmüş boya izleri ile zeminde 6 adet 9 mm çapında boş kovan olduğu bilgilerine yer verildiği,
    21.10.2010 tarihli uzman raporunda; olay yerinde bulunan 6 adet boş kovanın, ateş etmesine engel herhangi bir arızası bulunmayan, 6136 sayılı Kanun"a göre yasak niteliği haiz yarı otomatik, 9 mm çaplı mermi kullanılabilen, incelemeye konu silahtan atıldığının belirtildiği,
    Mağdur ... hakkında düzenlenen 08.11.2010 tarihli raporda; solda 9. kaburga aralığında kesici delici alet yarası bulunan mağdurda, sol tarafta solunum seslerinin azalmış olduğu, hemotoraks tespit edildiği, sol bacak orta yanda 0,5 santimetre çapında muhtemel kurşun giriş-çıkış deliği mevcut olduğu, sol tibiada parçalı kırık saptandığı, mevcut yaralanmanın şahsın yaşamını tehlikeye soktuğu, basit bir tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte olduğu, vücuttaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır (5.) derecede olduğu,
    Dava dışı sanık Savaş Gültekin hakkında düzenlenen 08.11.2010 tarihli raporda; sağ bacak orta kesimde 1 santimetre çapında muhtemel kurşun giriş deliği mevcut olduğu, sağ fibula kırığı saptandığı, meydana gelen yaralanmanın kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücuttaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (3.) derecede olduğu,
    Sanık hakkında düzenlenen 13.10.2010 tarihli raporda; şahsın başında sol tarafta şişlik ve kızarıklık, sol kulakta kızarıklık, sol dirsekte şişlik, sol ön kol arkasında sıyrıklar, sol uyluk ön yüzde kızarıklık ve şişlik, sol bacak ön yüzde sıyrık bulunduğu,
    Bilgilerine yer verilmiştir.
    Suç tarihinde 17 yaşında olması nedeniyle sanık ... hakkındaki soruşturma dosyasının ergin sanıkların evrakından ayrılarak, 01.03.2011 tarihinde Üsküdar Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine kasten öldürme suçuna teşebbüsten kamu davası açıldığı, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sistemi üzerinden yapılan sorgulamada ergin sanıklar ...., ..., Savaş Gültekin ve.... hakkında kasten yaralama, geceleyin iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve 6136 sayılı Kanun"a muhalefet suçlarından cezalandırılmaları talebiyle 19.01.2011 tarihinde İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, dava dışı sanıklardan .... hakkında kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanun"a muhalefet suçlarından verilen beraat, ... hakkında geceleyin iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan verilen beraat, kasten yaralama suçundan verilen düşme, Savaş Gültekin hakkında kasten yaralama suçundan verilen düşme, geceleyin iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan verilen beraat hükümlerinin istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği,.... hakkında kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanun"a muhalefet suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin ise istinaf kanun yoluna başvurulması nedeniyle Yargıtay Ceza Genel Kurulu inceleme tarihi itibarıyla kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
    Mağdur ... savcılıkta; .... ile parke döşemesi yapım işi hususunda anlaştıklarını, paranın bir kısmını peşin olarak verdiğini, kalan kısmın ise üç ay sonra verilmesini kararlaştırdıklarını, ...."in buna rağmen para istemeye başladığını, bu nedenle tartıştıklarını, olay günü ...."in kendisini telefonla arayarak yine para istediğini, “Evine gelmemi istemiyorsan, bana uğra” şeklinde sözler sarf etmesi üzerine oğlu Savaş ile birlikte ...."in iş yerine gittiğini, ...."in büyük oğlu Hakan"ın silahla kendisine doğru üç el ateş ettiğini, ...."in “Ayaklarına ateş et” diye bağırması üzerine Hakan"ın ateş ederek kendisini bacağından yaraladığını, yere düşünce sanık ..."un kendisini sırtından bıçakladığını, bu sırada dükkâna gelen oğlu Savaş"ın kendisini çekip yerden kaldırdığını, arabalarına doğru giderken Savaş"ın da bacağından silahla yaralandığını,
    Mahkemede farklı olarak; ...."in iş yerine gittiği sırada yanında kimsenin olmadığını, iş yerinden ayrıldığı sırada bir bıçak darbesi ile sırtından yaralandığını, bıçaklandıktan sonra silah sesi geldiğini, ...."in ağabeyi Hakan tarafından da silahla yaralandığını, gürültüyü duyan yakınlarının olay yerine gelerek kendisini hastaneye götürdüklerini, çelişki nedeniyle sorulduğunda; önce bıçakla sonra silahla yaralandığını, oğlu Savaş"ın araç içerisinde olduğunu, yaşanan olay sırasında yanında bulunmadığını,
    Dava dışı sanık Savaş Gültekin; mağdur ..."in oğlu olduğunu, sanığı ve ailesini tanımadığını, olay günü aracıyla evine dönmekte iken babasını suça konu yerde görünce, aracını park ederek durduğunu, mağdurun sanık ve ailesine ait iş yerine girmesinden sonra silah sesi duyduğunu, dükkâna girip yerde yatan mağdura yardım etmeye çalıştığını, mağduru dışarı çıkarırken silahla ateş edilmesi üzerine ayağından yaralandığını, kendisine ateş eden kişinin...., mağduru bıçaklayanın ise sanık ... olduğunu, ...."un da kendisine boya kutusu fırlattığını, gösterilen fotoğraflardan şahısları net olarak teşhis ettiğini,
    Tanıklar ..., ... ve ...; yaralama olayına tanık olmadıklarını, ancak olayın meydana geldiği yer önünde ellerinde sopa bulunan kalabalık bir grup gördüklerini,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ... savcılıkta; babasına ait inşaat malzemeleri satışı yapılan iş yerinde ağabeyi Hakan ile birlikte çalıştığını, olay günü saat 21.30 sıralarında dükkânın dışında bir kalabalık gördüğünü, bu kalabalıktan ayrılan beş veya altı kişinin dükkânın içerisine girerek babasıyla tartışmaya başladıklarını, gruptan iki kişinin sopa ile babasına doğru hamle yaptığını, gelenlerin iş yerinde bulunan sandalyelerle kendilerine saldırdıklarını, masanın üzerinde bulunan bıçağı alarak bu gruptaki birine saldırdığını, yine gelenlerden birinin düşürdüğü tabancayı alarak havaya ateş ettiğini, seken mermi ile bir kişinin bacağından yaraladığını, gelen şahısların ateş edilmesi üzerine kaçtıklarını,
    Mahkemede; olay günü iş yerlerine giren elleri sopalı kişilerin saldırısına uğradıklarını, kendisini korumak için mağdura bıçakla bir kez vurduğunu, silahla ateş edenin ağabeyi Hakan olduğunu,
    Savunmuştur.
    5271 sayılı CMK"nun "Bağlantı kavramı" başlıklı 8. maddesinde;
    "(1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.
    (2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır",
    "Davaların birleştirilerek açılması" başlıklı 9. maddesinde;
    "Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir",
    "Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması" başlıklı 10. maddesinde;
    "(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
    (2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.
    (3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur",
    "Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme" başlıklı 11. maddesinde;
    "Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir",
    Şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
    Öte yandan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun “İştirak hâlinde işlenen suçlar” başlıklı 17. maddesinde;
    “(1) Çocukların yetişkinlerle birlikte suç işlemesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturma ayrı yürütülür.
    (2) Bu hâlde de çocuklar hakkında gerekli tedbirler uygulanmakla beraber, mahkeme lüzum gördüğü takdirde çocuk hakkındaki yargılamayı genel mahkemedeki davanın sonucuna kadar bekletebilir.
    (3) Davaların birlikte yürütülmesinin zorunlu görülmesi hâlinde, genel mahkemelerde, yargılamanın her aşamasında, mahkemelerin uygun bulması şartıyla birleştirme kararı verilebilir. Bu takdirde birleştirilen davalar genel mahkemelerde görülür.” hükümleri getirilmiştir.
    Ceza muhakemesinde kural, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılama yapılmasıdır. Ancak uyuşmazlıklar arasında bağlantı bulunduğunda, somut olayın ve bağlantının özellikleri göz önüne alınarak bu kuraldan ayrılınabilmektedir. Genel prensipten uzaklaşmayı gerektiren istisnai hâllerden birisi yargılamaların birleştirilmesidir. Yargılamaların birleştirilmesi maddi gerçeğe ulaşma konusunda kolaylık düşüncesine dayanmakta olduğundan, herhangi bir fayda varsa davaların birleştirilmesi yoluna gidilmeli, yoksa birleştirilmemelidir. Kanun koyucu da birleştirmede fayda bulunup bulunmadığının her olayda araştırılmasını kural olarak hâkimin takdirine bırakmış, istisnaen yargılamaların birleştirilip birleştirilmeyeceğini kendisi tayin etmiştir. Bu durum karşısında öğreti ve uygulamada yargılamanın birleştirilmesi konusunda; ihtiyari birleştirme, birleştirme mecburiyeti ve birleştirme yasağı olarak üç ilke bulunduğu görülmektedir. Bu düzenleme ile aralarında şahsi ya da fiili bağ bulunan davaların hem kısa sürede sonuçlandırılması, hem de aynı sanık ya da eylemle ilgili delillerin bir arada toplanıp bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle maddi gerçeğin en doğru şekilde ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu durumda, ceza muhakemesinin amacı olan somut gerçeğe doğru bir biçimde ulaşma konusunda zaman ve emek yönünden fayda umulduğu hâllerde bağlantılı davalar birleştirilmelidir.
    Diğer yandan ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usule uygun olarak toplanan delillerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK, adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.
    Uyuşmazlık konusu bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;
    Sanık ..."un, babası ...."a ait inşaat malzemeleri satılan iş yerinde ağabeyi.... ile birlikte çalıştığı, ...."e parke döşemesi yaptıran mağdur ... ile .... arasında, yapılan işin bedelinin ödenmemesinden kaynaklanan uyuşmazlık çıktığı, ...."in alacağını istemek için mağdur ..."i telefonla aradığı, olay günü saat 21.00 sıralarında mağdur ..."in oğlu dava dışı sanık Savaş Gültekin ile birlikte sanığın da bulunduğu ...."e ait iş yerine gittiği, burada çıkan kavga sırasında mağdur ..."in, bıçak ve ateşli silahla yaşamını tehlikeye sokacak, dava dışı sanık Savaş"ın ise ateşli silahla kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandıkları, ...."in dava dışı sanık Savaş ve mağdur ... tarafından darbedilip iş yeri dokunulmazlığının ihlâl edildiği iddiasıyla şikâyetçi olduğu, suç tarihinde 17 yaşında olması nedeniyle sanık ... hakkındaki soruşturma dosyasının ergin sanıkların evrakından ayrılarak 01.03.2011 tarihinde sanık hakkında Üsküdar Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine kasten öldürme suçuna teşebbüsten kamu davası açıldığı, ergin sanıklar ...., ... ve Savaş Gültekin hakkında ise kasten yaralama, geceleyin iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve 6136 sayılı Kanun"a muhalefet suçlarından cezalandırılmaları talebiyle İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı anlaşılan olayda; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu"nun “İştirak hâlinde işlenen suçlar” başlıklı 17. maddesindeki düzenlemeye göre birleştirmenin ancak genel mahkemedeki dosya üzerinden yapılabileceği, yetişkinlerin yargılandığı Asliye Ceza Mahkemesinin Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine göre alt mahkeme olması nedenleriyle davalarının birleştirilmesi mümkün değil ise de; ergin sanıklar Savaş Gültekin, .... Gültekin ve...."un olayla ilgili beyanlarının tespit edilip, haklarında görülen İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesindeki dava dosyasının getirtililerek onaylı örneği dosya içerisine konulduktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsizdir.
    Bu itibarla, yerel mahkemece eksik araştırmaya dayalı olarak verilen direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 09.06.2014 gün ve 363-175 sayılı direnme kararına konu hükmünün, eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.06.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi