
Esas No: 2004/4131
Karar No: 2004/14487
Karar Tarihi: 14.10.2004
Fesih Hakkı - Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2004/4131 Esas 2004/14487 Karar Sayılı İlamı
13. Hukuk Dairesi 2004/4131 E., 2004/14487 K.
13. Hukuk Dairesi 2004/4131 E., 2004/14487 K.
- FESİH HAKKI
- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 96 ]
- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 106 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, taraflar arasında 22.12.2000 tarihinde noterde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile davalılara ait İnciraltı 1317 Ada 2 nolu parseli satın aldıklarını, kararlaştırılan 4.450.000 ABD Dolarlarından 100.000 Dolarının peşin ödenerek bakiye bedelin taksitlere yayıldığını, ancak, ülkedeki ekonomik kriz nedeni ile kendi edimlerinin ifasının imkansızlaştığını, haklı nedenlerle sözleşmenin fesh edilerek davalılara bildirildiğini, ancak, davalıların peşin ödenen 100.000 Doları iadeye yanaşmadıklarını ileri sürerek, bu meblağın hisseleri oranında davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar cevap ve karşılık davalarında; sözleşmenin tek taraflı fesh edilmeyeceğini, ekonomik krizin feshe dayanak yapılamayacağını, sözleşmenin uzun süre benimsendiğini, taşınmazı satın almak isteyen üçüncü kişilerin verdikleri cazip tekliflerin kaçırıldığını, pey akçesi niteliğindeki ödenmenin geri istenemeyeceğini belirterek, asıl davanın reddine, uğranılan zarar olarak şimdilik 100.000 Doların tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Mahkemece, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran sözleşmenin davacı tarafından fesh edildiği, ancak davalıların bu fesih nedeniyle zarara uğradıklarını kanıtlayamadıkları gerekçesi ile asıl davanın kabulüne karşılık davanın reddine İlişkin verilen karar davalı karşılık davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı-karşılık davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Yukarıda da kısaca özetlendiği gibi asıl davadaki istek satış sözleşmesinden cayılması nedeniyle ödenen kısmi bedelin iadesine, karşılık davadaki istek ise, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmine ilişkindir Davalılara ait taşınmazın noterde düzenlenen 22.12.2000 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davacıya 4.450.000 Dolara satıldığı ve 100.000 Dolarlık diliminin aynı gün davalılara ödendiğini uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı, davalı tarafın zararının kanıtlanıp kanıtlanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, taraflar arasındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, karşılıklı borç doğuran bir akittir. Düzenlenen 22.12.2000 tarihli sözleşmede de, tarafların borçlarının neler olduğu açık bir şekilde belirtilmiştir. Bu durumda, sözleşmedeki edimlerin yerine getirilmemesi halinde diğer taraf B.K.nun 96. ve 106. maddeleri hükümlerine uygun olarak haklarını kullanabilecektir. İnşai bir hak niteliğinde olan fesih hakkı ise, mücerret karşı tarafa tebliğ olunacak ve tek taraflı bu irade beyanı ile hukuki sonuç doğuran haklardandır. Ne var ki, her hakta olduğu gibi fesih hakkının da, yasaya, sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına uygun kullanılması zorunludur. Aksi takdirde sözleşmeyi haksız feshedenin karşı tarafın bu nedenle uğrayacağı zararlardan sorumlu tutulması kaçınılmaz olacaktır.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olaya dönecek olursak, Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi 22.12.2000 tarihinde gerçekleştirilmiş ve 100.000 Dolar peşin ödeme yapıldıktan sonra bakiye bedel taksitlere yayılmış, alıcının temerrüdü halinde uygulanacak temerrüt faiz oranı da kararlaştırılmıştır. Davacı taraf Nisan 2001 taksitini süresinde ödememiş, ne var ki, sözleşmeden 6 ay sonra tahakkuk eden emlak vergisini ödemiştir. Devam eden süreçte davalıların ödemeye ilişkin 4.6.2001 ve 12.9.2001 tarihli uyarılarına suskun kaldıktan sonra, kriz ve akdin ifasının imkansız hale gelmesinden söz ederek 12-13 Aralık 2001 günlü fesih ihtarnamesini göndermiştir. Sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesi esas olup, herkesin sözleşme gereğince yükümlülüklerini iyiniyet kuralları çerçevesinde yerine getirmesi esastır. Ülkemizdeki ekonomik sıkıntılar, enflasyon olgusu herkesçe önceden öngörülebilecek olgulardan olup, sözleşmenin ifasını imkansızlaştıran bir neden olarak ileri sürülemez.
Kaldı ki, Anonim Şirket olan davacı, TTK.nun 21. maddesi hükmü gereğince basiretli bir tacir gibi davranmak zorundadır. Öte yandan, davacı sözleşmeyi uzunca sayılabilecek bir süre benimsemiştir. O halde davacının sözleşmeyi fesihte haksız olduğu ve varsa davalı-karşılık davacı zararından sorumlu olduğu kabul edilmelidir
Davalı-karşı davacıların isteyebileceği zarar ve miktarına gelince; davalı karşılık davacılar sözleşmeyi ayakta tutmak suretiyle müspet zararlarını istemişlerdir. Gerçekten de, sözleşmenin feshini benimsemeyen alacaklının isteyebileceği olumlu (müspet) zarar giderinin konusu ifadaki menfaatidir. Taşınmazın satış bedeli yabancı para (Dolar) olarak kararlaştırıldığına göre," sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle doğan zarar dava tarihi itibariyle oluşan kur farkından ibarettir. O halde mahkemece sözleşmenin davacı-karşılık davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin kabulü ile, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri belirlendikten sonra o tarihteki kur itibariyle Dolara çevrilmeli, ödenmeyen satış bedeli ile karşılaştırılarak davalı-karşı davacının isteyebileceği müspet zarar bulunmalıdır. Değinilen hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı-karşılık davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı-karşılıkta davacılar yararına (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine 375.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine 14.10.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.