Ceza Genel Kurulu 2017/431 E. , 2018/257 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza
Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanık ..."in beraatine ilişkin Kemalpaşa 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 27.03.2014 gün ve 1033-130 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 10.04.2015 gün ve 20584-6314 sayı ile;
"...Olay günü saat 19:45 sıralarında sanık ..."in idaresindeki kamyoneti ile meskun mahal dışında, bölünmüş, tek yönlü, asfalt kaplama, yolda sütçüler kavşağını döndükten sonra İzmir istikametine doğru ilerlerken Yenmiş köyü girişinde taşıt yolu üzerinde karşıdan karşıya geçmek için kaplamaya giren yaya ..."e çarpması sonucu alınan doktor raporuna göre yayanın hayati tehlike geçirecek ve 6. derece kırık oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda, olay yerinde yapılan incelemelere göre katılanın, orta refüj üzerinde beklemekte olan babasının yanına geçmek istediği esnada sol şerit üzerinde kamyonetin sağ ön kısımları ile çarpması neticesinde yaralandığı, sanığın aracına ait çarpma noktasından sonra 32 metre fren izi tespitinin yapıldığı, çarpma noktasından öncesine ait herhangi bir fren izi tespitinin bulunmadığı ve sanığın görüş alanını kapatan herhangi bir engelin bulunmadığının görüldüğü, sanığın 18.08.2012 tarihinde alınan ifadesinde "idaresindeki araç ile yaklaşık sürati 80-85 km/s. iken Yenmiş köyu yol ayrımında iki kişiyi gördüğünü, şahıslardan bir tanesinin orta refüjde durduğunu, diğerinin ise yolun sağında durduğunu, aracı ile yolun sol şeridinden ilerlediğini, beklemekte olan şahıslara 10-15 metre kala yolun sağındaki genç bayanın yola hızla koşarak karşıya geçmeye çalıştığını, ancak frene basmasına rağmen aracın sağ ön köşesine çarptığını, sağa veya sola kaçma zamanın olmadığını, şahsa çarptığı anda kafasını ön camın sağ alt köşesine vurduğunu ve yolun sağ tarafına savrulduğunu ve sağ şeridin ortasına düştüğü" şeklindeki beyanından katılan yayayı ve babasını çarpma noktasına göre 10-15 metre kala görmesine rağmen kazayı önlemek için etkin tedbir alabilecek şekilde kontrollü seyretmesi gereken sanığın, buna riayet etmemesi nedeniyle alt düzeyde kusurlu olduğunun kabulü ile mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, delillerin takdirinde hataya düşülerek sanığın beraatine hükmedilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 14.01.2016 gün ve 589-29 sayı ile önceki hükmünde direnmiştir.
Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2016 gün ve 274059 sayılı "onama" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 gün ve 1242-967 sayı ile; 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 22.03.2017 gün ve 117-2266 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; bir kişinin yaralanması ile neticelenen olayda sanığın kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, aleyhe olan bozma kararına karşı sanığın beyanı alınmadan direnme hükmü verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel mahkemece, bozmadan sonra yapılan yargılamada, sanığa bozma ilamı ve duruşma günü davetiyesinin çıkarıldığı, davetiye tebliğine rağmen sanığın duruşmaya gelmemesi üzerine yokluğunda yargılamaya devam edilerek aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan önceki hükümde direnilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/2. maddesine göre, hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup müdafiin dinlenilmesi ile de yetinilemez. Aynı kurala 5271 sayılı CMK"nun 307/2. maddesinde de yer verilmiş olup anılan bu kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkânı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır.
Bu zorunluluk beraat hükmünde direnilmesi halinde de geçerlidir. Zira Ceza Genel Kurulunca yapılacak inceleme sonucunda Özel Dairenin aleyhe bozması isabetli bulunup yerel mahkeme hükmünün bozulması mümkündür. 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/3. maddesine göre ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir. Bu durumda sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyeceği sorulmadan beraat hükmünde direnilebileceğinin kabulü savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurabilecektir. Savunma hakkı sanığın en önemli hakkı olup bu hakkın sınırlanması 1412 sayılı CMUK"nun 308/8. maddesi uyarınca mutlak bozma nedenidir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamaları da ısrar edilen önceki hüküm beraat dahi olsa sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilemeyeceği yönündedir.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Kemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2016 gün ve 589-29 sayılı direnme hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.