Ceza Genel Kurulu 2018/148 E. , 2018/255 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza
Nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanıklar ..., ... ve ..."un beraatlerine ilişkin Isparta Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.07.2010 gün ve 23-189 sayılı hükümlerin, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 24.03.2014 gün ve 22484-5423 sayı ile;
"...Oluş ve dosya içeriği ile yakınanlar ... ve ..."ın aşamalardaki istikrarlı anlatımlarına göre; olay tarihinden önce sanık ..."ın kızının, yakınan ..."ın yeğeni tarafından kaçırılması nedeniyle sanıkların olay tarihinde yakınan ..."ın evine giderek, evini aradıktan sonra komşusundan telefon numarasını alarak yakınanı arayıp kendilerini ormancı olarak tanıttıktan sonra nerede olduğunu sordukları, yakınanın yolda olduğunu söylemesi üzerine bulunduğu yere giderek yakınanın üzerinde bulunan av tüfeğini alarak yakınana doğrulttukları, sanık ..."ın yakınana yumrukla vurduğu "kızımı bul" dediği ve sanıkların yakınanı zorla araca bindirdikleri, araçta ellerini ve ayaklarını bağladıkları, yakınanın 2 adet cep telefonunu, içerisinde nüfus cüzdanı ile 220 TL para bulunan ruhsatını ve üzerinde mermi bulunan kılıfını aldıkları, sanık ..."ın "kızımın yerini söyle yoksa seni arabanın arkasına bağlayıp sürükleriz" dediği, yakınanın sanık ..."ın kızının bulunduğu ev olarak köy muhtarı olan yakınan ..."ın evini gösterdiği, sanıkların yakınan Aytekin"in tüfeğini de alarak yakınan Ömer"in evine gittikleri bu sırada yakınan Aytekin Altunbaşa"ın beline takılı kılıf içerisinde bulunan bıçağı ile el ve ayaklarındaki ipleri kestiği ve kaçtığı,
Sanık ..."ın kızının nerede olduğunu sorarak yakınan ..."ın evini aradığı, yakınanın muhtar olduğunu ve kızın evde olmadığını söylemesi üzerine sanık ..."ın yakınan ..."a silah doğrultup arabaya bindirdiği ve kızını kaçıran kişinin akrabalarının evini kendisine göstermesini istediği, yakınan ..."ın bu kişilerin evlerini gösterdikten sonra jandarmayı aradığı,
Sanıkların yakınan ..."ın 2 adet cep telefonunu, nüfus cüzdanını ve ruhsatını araç içerisinde düşürdüğünü söyleyerek olay yerine gelen jandarmaya teslim ettikleri, yakınan ..."ın olay yerinden kaçtıktan sonra geceyi ormanda geçirdiği ve ertesi gün jandarmaya giderek şikayetçi olması üzerine jandarma görevlisi tanık Serkan Sansan"ın sanık ..."ı arayarak yakınan Aytekin"in herhangi bir eşyasının kendisinde olup olmadığını sorduğu, sanık ..."ın bir miktar para ile bir adet av tüfeğinin kendisinde olduğunu, Aytekin"in araç içerisinde düşürdüğünü ve olay günü havanın kararması nedeniyle görmediğini sabah fark ettiğini, eşyaları getirebileceğini söylediği, yaklaşık bir saat sonra tanık Serkan Sansar tarafından sanık ... tekrar arandığında ise olay günü teslim ettiği malzemeler dışında kendisinde herhangi bir malzemenin olmadığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; sanıkların yüklenen yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediklerinin kanıtlandığı gözetilmeden hükümlülükleri yerine, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile beraatlerine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş,
Daire Üyesi M. Simavlı; "Sayın çoğunluğun, sanıkların yağma ve hürriyeti tahdit suçlarından mahkumiyetlerine karar verilmesi yönündeki bozma isteyen düşüncelerine katılmıyorum. Şöyle ki; Olaydan yaklaşık 5 gün önce sanık ..."ın 15 yaşındaki kızı Çilem"in kaçırıldığı ve sanığın 5 gün boyunca kolluk güçlerine de haber vererek kızını aradığı ancak bulunamadığı; olay günü mağdurların yakını olan Emrah tarafından Çilem"in kaçırıldığının sanık ... tarafından öğrenilmesi üzerine yanına diğer sanıklar Mustafa ve Mehmet"i alarak önce mağdur ..."nın evine gittikleri ve yaptıkları aramada Çilem"i bulamadıkları daha sonra mağdur ..."in kızın yerini bildiğini söylemesi üzerine Aytekin"i arabaya bindirdikleri ve kızın evde olduğunu iddia ettiği mağdur ..."in evine geldikleri ve sanıklar eve girip kızı aradıkları ve bulamayınca dışarı çıktıklarında mağdur ..."in gitmiş olduğu ve araçta bir adet ruhsat ile iki adet cep telefonunu buldukları ve sanık ..."ın cep telefonları ile ruhsatı jandarmaya hemen götürüp teslim ettiği;
Oluşu bu şekilde kabul edilen olayda her ne kadar mağdur ...; sanıkların 6 kişi olduğunu, ruhsatsız av tüfeğini, kütüklüğünü, cep telefonlarını, ruhsatını ve 220 TL parasını zorla aldıklarını ve tüfeği karnına tutarak tetik çektiklerini ancak tüfek boş olduğu için patlamadığını, kendisini zorla arabaya bindirdiklerini, dövdüklerini, ellerini ayaklarını bağladıklarını ve Ömer"in evine gittiklerini ve sanıklar eve girdiğinde üzerinde taşıdığı bıçakla ellerindeki ve ayaklarındaki ipleri keserek kaçtığını ve gece sabaha kadar köyün yakınındaki ormanda kaldığını ve ertesi gün öğleye doğru jandarmaya giderek şikayetçi olduğunu beyan etmişse de; mağdurun anlatımları hayatın olağan akışına aykırıdır. Şöyle ki; a) zorla alındığını iddia ettiği tüfeğin ele geçirilmediği gibi gerçekte var olup olmadığının dahi belli olmadığı; b) kendini dövdüklerini, ellerini ayaklarını bağladıklarını söylediği halde ertesi gün saat 11.00"de alınan doktor raporunda "darp-cebir izi olmadığının" belirtildiği; c) Ellerini ayaklarını bağladıklarını ve herşeyini aldıklarını, üzerinde taşıdığı bıçakla ipleri kestiğini söylediği halde; herşeyi alan sanıkların bıçağı almamalarının ve öyle durumdaki mağdurun bıçakla ipleri kesmesinin olağan olmadığı; d) Mağdur ..."in olay gecesi mağdur ..."in evine gidildiğinde kaçmasının ve sabaha kadar ormanda saklanmasının olağan olmadığı; e) 6 kişiden bahsettiği halde 3 kişinin kim olduğunu açıklayamadığı; f) her ne kadar sanık ... tanık jandarma komutanı Serkan"a olaydan birgün sonraki telefon konuşmasında tüfek ve paranın kendisinde olduğunu ve teslim edeceğini söylediği tanık Serkan tarafından iddia edilmiş ise de; mağdura ait olan ve araçta bulunan cep telefonları ile ruhsatı olay akşamı jandarmaya teslim eden sanık ..."ın ertesi gün kendisini jandarma aradığında tüfek ile parayı teslim edeceğini söylemesinin olağan olmadığı; bu hususta tanık jandarma Serkan ile sanık ... arasındaki telefon görüşmesinde karşılıklı yanlış anlaşılmaların bulunduğu ve bu nedenle adı geçen tutanağın tutulduğu ancak bu tutanaktaki içerikle ilgili somut hiçbir delil ele geçmediği; g) aylık 3000 TL gelirli ve nakliye işi yapan sanıkların cep telefonları ile var olduğu dahi bilinmeyen av tüfeği ve 220 TL parayı gasp etmelerinin olağan olmadığı;
Dosya kapsamında 15 yaşındaki kızının kaçırılmasından mütevellit ciğeri yanan baba sanık ..."ın diğer sanıkları da yanına alarak kızını aramaktan ibaret eylemlerinde yağma ve hürriyeti tahdit suçlarını işlediğinden bahisle mahkumiyet kararı verilmesi hukuka uygun değildir. Tüm bu nedenlerle sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum" düşüncesiyle karşıoy kullanmıştır.
Yerel mahkeme ise 17.07.2014 gün ve 92-250 sayı ile önceki hükmünde direnmiştir.
Bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.09.2014 gün ve 304422 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle gönderilen dosyayı 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 20.03.2018 gün ve 12750-1958 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen mahkûmiyet hükmü özel dairece düzeltilerek onanmak suretiyle, sanık ... hakkında hakaret suçundan verilen düşme ile silahla tehdit suçundan verilen beraat hükümleri temyiz edilmeksizin, sanıklar ... ve ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar itirazın merci tarafından reddedilmesi suretiyle kesinleşmiş olup, direnmenin kapsamına göre inceleme sanıklar ..., ... ve ... hakkında nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen beraat hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle; aleyhe olan bozma kararına karşı sanığın beyanı alınmadan direnme kararı verilip verilemeyeceği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel mahkemece, bozmadan sonra yapılan yargılamada sanıklar ve müdafilerine bozma kararı ve duruşma günü davetiyesinin tebliğ edildiği, sanıklardan ..."ın tebliğe rağmen duruşmaya gelmemesi üzerine yokluğunda yargılamaya devam edilerek hazır bulunan diğer sanıklar ... ve ... ile sanıkların müdafilerinin dinlenilmesi ile yetinilip, sanık ..."dan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan önceki hükümlerde direnilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/2. maddesine göre; hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup müdafiin dinlenilmesi ile de yetinilemez. Aynı kurala 5271 sayılı CMK"nun 307/2. maddesinde de yer verilmiş olup anılan bu kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkânı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır.
Bu zorunluluk beraat hükmünde direnilmesi halinde de geçerlidir. Zira Ceza Genel Kurulunca yapılacak inceleme sonucunda Özel Dairenin aleyhe bozması isabetli bulunup yerel mahkeme hükmünün bozulması mümkündür. 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/3. maddesine göre ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir. Bu durumda sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyeceği sorulmadan beraat hükmünde direnilebileceğinin kabulü savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurabilecektir. Savunma hakkı sanığın en önemli hakkı olup bu hakkın sınırlanması 1412 sayılı CMUK"nun 308/8. maddesi uyarınca mutlak bozma nedenidir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamaları da ısrar edilen önceki hüküm beraat dahi olsa sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilemeyeceği yönündedir.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme kararının, aleyhe olan bozmaya karşı sanık ..."ın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden direnmeye konu hükümlerin her üç sanık yönünden de sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2014 gün ve 92-250 sayılı direnme kararına konu hükümlerin aleyhe olan bozmaya karşı sanık ..."ın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek karar kurulması isabetsizliğinden her üç sanık yönünden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.